DELİLİK VE DÂHİLİK

Hüseyin Sarı

Doğrudur yanlıştır bilemem. Ama kolektif aklımızın belleğinde Yiğidin iyisi biraz da deli olur diye, bir söz vardır. Biz biliriz ki ulusların dolaysıyla da dünya tarihini şekillendiren kişilikler o toplumların dâhilerdir. Yani halkın gözüyle onlar biraz delidirler. Aslına bakarsanız bu kategoriye girenler /tabii istisnalar hariç/ olağan üstü kişiliklerdir. Çoğu karizmatik ve öngörü sahibidir. Kitlelerde heyecan dalgaları uyandırıp onları peşlerinden sürüklerler. Akılcı olanlar içinden çıktıkları toplumların tarihini değiştirirler. Sözün kısası dâhilik ile delilik arasında çok ince bir çizgi vardır ve sıradan insanlar onları anlamada çoğu zaman zorlanırlar. 150likler listesine giren ve af edildikten sonra da değişi gazetesinde yazılarına devam eden Refi Cevad Ulunay bu bağlamda tipik bir örnektir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu M. Kemal Atatürkün yakın çevresinde önemli bir kişiliktir. Bir gün Ataya kendisinin en yalnız ve çaresiz hissettiği dönemi sorar... Ne çocukluk günleri, ne savaşlar... Atatürk, en zor dönem olarak, İşgal altındaki İstanbulda kapı kapı dolaşarak insanları milli mücadeleye ikna etmeye çalıştığı günleri anlatır. İşgal İstanbulunda esaretten kurtulmak için başkaldırmaya niyetli o kadar az kişi vardır ki... Eski milletvekili ve bakan Alev Coşkun, işte bu dönemi Samsundan Önce Bilinmeyen 6 Ay adlıyla kapsamlı bir kitaba dönüştürmüş...Kitaptaki çarpıcı öykülerden birinin kahramanı da yazar Refi Cevad Ulunay... Padişah yanlısı gazeteci Refi Cevad Ulunay, Mustafa Kemal Paşayı Şişlideki evinde ziyaret eden ilk basın mensubudur. Ulunay, 4 Şubat 1919 tarihinde yaptığı röportajdan gazeteye döndüğünde, arkadaşları ne konuştuklarını soruyor... Ulunay, Şu sıralarda Anadoluya geçilir, orada teşkilat kurulur, milli mukavemet harekete geçirilirse Fransızı da, İngilizi de, İtalyanı da memleketten kovulur, vatan istiklaline kavuşur, millet de esaretten kurtulurmuş. Anladınız mı arkadaşlar. Bu adam deli değil, zırdeliymiş diyor Atatürk için... Yıllar sonra, Ulunaya yanıldığı için pişman olup olmadığı soruluyor...Ulunayın yanıtı:Hayır, ben haklıydım, herkes benim gibi düşünüyordu. O günlerde öyle düşünen tek adam oydu...Aslında Ulunay haklıydı. Zira M. Kemal Paşa Samsuna çıktığı günlerde, Milli Mücadelenin başarıya ulaşmaması için hemen her neden vardı. Ancak Atatürk gibi bir taktik dehası bu kadar çelişen çıkarları aynı yerde toplayabilirdi. O güne kadar Osmanlıda nelerin olamayacağını da tecrübeleriyle kavramış artık nerede vuracağını, nerede duracağını da iyi biliyordu. O önüne çıkan, fakat milletin menfaatiyle çelişmeyen her fırsatı kullanmış, koşulların gerektirdiği tavizleri vermeyi de bilmiştir. Adeta siyaset cambazlığı ile hocaları etrafına toplayabilmiş tutucu çevreleri davanın, zavallı halifeyi yabancıların elinden kurtarmak olduğuna, inandırmıştır. Aynı şekilde, milli mücadelenin tek dış yardım kaynağı olan Sovyetler Birliği ile ilişkileri ustaca yürütmüş, onların hoşuna gidecek bir takım sözler söylemek bir yana düzmece komünist partileri de kurdurmuş, fakat Sovyet modelinin etkisinden dikkatle kaçınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş manifestosu sayılan Amasya Genelgesine imza koyduğunda yaşı kırkına yaklaşmıştı. Olgun ve kendine güvenen bir savaşçı ruhu taşıyordu. Geride bıraktığı on dört çetin savaş yılında askerlik alanındaki değerini ortaya koymuştu. Şimdi siyaset ve devlet adamı olarak da kendisini göstermesi ve kitlelere benimsetmesi gerekiyordu. Nihayet yıllardır aradığı fırsat, artık avuçlarının içindeydi. Belki de hayatında ilk defa doğru zamanda doğru yerdeydi. Hürriyet kavgaları yapılırken Şam da sürgündeydi. Taht el değiştirirken de Viyana yakınlarındaki Karspat ta hasta yatağındaydı. Şimdilerde vücudu gerilmiş bir yay gibiydi. Boynunda idam fermanı ile dolaşan arkadaşlarıyla Anadolunun tozlu yollarına düştü. Dudaklarında eski bir İsveç şarkını mırıldanıyordu: Dağ başını duman almış yürüyelim arkadaşlarVe Türkün makûs talihini yeninceye kadar yürüdüler. Yarın 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı. Bazıları yine eski defterleri karıştırırken bazıları coşkuyla kutlayacak bazıları da resmi törenlere kerhen katılacak. Ama bilelim ki M: Kemal Atatürk sadece Türk ulusunun değil insanlık tarihinin de gidişatını değiştiren bir dünya lideridir. Onun düşüncelerini ve eylemlerini anlamak istiyorsak önce döneminin siyasi konjektürünü iyi bilmek gerekir. 18 05 2009