ÇAKMA

Hüseyin Sarı

Bilmem farkında mısınız Çakma sözü son günlerde sıkça duyulur oldu. Çakma kavramı günümüzde birebir benzerini veya işine geleni gerçeğinin yerine koymak, anlamında kullanılıyor. Aslına bakarsanız tarihimize, siyasetimize ekonomimize kısaca her alana yönelik söylemlerimizde bu eylemi biz hep yapıyoruz. Görünen o ki yapmaya da devam edeceğiz. Yaptığımız içinde bir türlü başımız dertten kurtulmuyor. Örnek mi istiyorsunuzİşte size örnek her 29 Mayısta İstanbulun fethini kutlarken yeniçeri kılığına giren itfaiye erleri kan ter içinde donanmanın boğazdan Haliçe indirilişinin canlandırırlar. Hâlbuki Fatihin Haliçe indirdiği donanma İstanbulun Fetih Projesinin bir parçası olarak karada ve de ormanın içinde inşa edilip günü gelince de alt yapısı hazırlanarak denize indirilmiştir. Fetih sırasında surlara bayrağı dikenin Ulubatlı Hasan olduğu sözü de çakmadır. İşin ilginç yanı şimdiye kadar kayıtlarda böyle bir kişinin ismine de rastlanmamıştır. Kaldı ki Şahi denen topların cehenneme çevirdiği ve de can pazarına dönmüş bir ortamda surlara kimin önce çıktığının tespiti zor hatta imkânsızdır.Fatih Sulan Mehmetin İstanbulu yağmalatıp taşı taş üstünde bırakmadığı ve bu arda Hıristiyanları sürdüğü sözü de çakmadır. Tam tersine Fatih şehri hırpalanmada ve de içindekileri ile birlikte istiyor. Hatta esir düşen Bizans askerlerinin bedellerini ödeyip onları serbest bırakıyor. Şehri 1204 yılında yağmalayan Katolik haçlılardır. Fatihim hocası Akşemsettin Hazretlerinin mikrobu bulduğu yönünde kitabında yer alan bilgide yazık ki doğru değildir. Akşemsettin şaman geleneklerinden gelen halk tababeti konusunda bilgi sahibi olduğu bir vakadır. Ama mikrobu ilk bulan kişi olduğu yönündeki söylemler ne yazık ki doğru değildir.Yavuz Sultan Selimin küpeli resmi ve de küpeyi Harem/ül şerifin hizmetkârı olduğunun işreti olarak taktığı bilgisi de çakmadır. Bu resim aslında Şah İsmaile aittir. Resimler karışmış ve ders kitaplarına bir girmiş ve giriş o giriş... Aslında küpe takma geleneği doğu Türkmenlerinde görülen bir davranış kalıbıdır. Daha çok Haydari tarikatı mensuplarının kullandığı bir semboldür. Ancak esprisini günümüz entellerinin taktığı küpeleri ile karıştırmamak lazım. Bu arada Yavuzun III. Mütevekkili Mısır dönüşü İstanbula getirerek halifeliği ondan merasimle devraldığı şeklindeki tarihi bilgide 200 yıl sonra İsveçin İstanbul konsolosu Ohennesin romanında yer almış bir figürdür.Aynı şekilde M. Kemal Atatürke söylettirilen Söz konusu vatansa gerisi teferruattır özdeyişi de çakmadır. Eğer M. Kemalin bizatihi kaleme aldığı Nutuku okursanız Atatürkün ne kadar teferruata önem atfettiğini hemen fark edersiniz. Ancak bu sözü Gazinin söylememiş olması elbette sözün değerini düşürmez.Peygamberimizin hadislerinin de ağırlıklı bir bölümünün çakma olduğunu uzmanlar yazıyor ve söylüyor. Hatta bu konuda oluşturulan bilim kurullarının çakmaları ayıklama konusunda çalışmalar yaptığı haberleri de zaman zaman basında yer alıyor. İnşallah uzmanlar çakmaları ayıklarken yeni çakmaları devreye almazlar.Tabii bu arada dinsel bağlamdaki çakmaları da göz ardı etmemek gerekiyor. Üzerinde mutabakat sağlanmasa da Kuranda 6666 ayet olduğu genelde kabul edilir. Bunlarda yaklaşık 250si ibadete ve de imana yöneliktir. Gerisi muamelata taalluk eder. İşin muamelat bölümü ile ilgili yorumların ağırlıklı bir bölümü de bilelim ki Emevi halifelerinin çakmalarıdır. Bu arada sahte hahambaşı Tuncay Güney e ait olan ve Ergenekon Davası bağlamında delil olarak sunulan ve de Abdullah Öcalan ile Abdullah Çaltıyı bir arada gösteren resmin de meğer Bu çakma olayını Haber Türk TV Kanalı özel haber olarak izleyicisine duyurdu.Şimdi ben derim ki Allah hepimizi çakmanın her türlüsünden korusun. Ama kültürümüzü de bu çakmalardan ayıklamazsak, ayaklarımızın yere sağlam basmayacağını aklımızda çıkarmayalım.08 06 2009