BİZ BORCUMUZU ÖDEYEBİLDİK Mİ

Hüseyin Sarı

Benim kişiliğimi geçmişte yaşadığım olaylar şekillendirdi. Ben onların ürünüyüm. Ben, beni ben yapmanın ötesinde beni ayrıcalıklı yapan ürünlerimi, eylemlerimi düşündüğümde gururlanır ya da üzülürüm. Bu tespit elbette herkes için geçerlidir.
Aynı yaklaşım milletler için de geçerlidir. Onlarda gururlarını okşayacak olayları ve onların yaratıcılarını tarihlerinde arar ve de bulmak isterler. Yazık ki son yarım yüzyıla baktığımızda bizi dünyada marka yapacak bir olgunun sahibi değiliz. O yüzden de hala Gazi Mustafa Kemal Atatürkle idare ediyoruz.
Bunu Çanakkale Zaferi dolayısıyla yapılan etkinlikler vesilesiyle bir defa daha gördük.
Uzun lafın kısası M. Kemal Atatürk, kuyruk acısı olmayan bir başka deyişle vicdanlarını satmayan ve de sosyal bilimci mantığı ile düşünmeyi becerenlerin gözünde, yirminci yüzyıldan yirmi birinci yüzyıla terfi edebilen tek dünya lideridir. Zaten tarihte bu gerçeği böyle algılayıp hafızasına kaydetmiştir.
Onun önlenemez yükselişi Çanakkale Savaşları ile başlar. Conkbayırındaki 261 rakımlı tepede Mehmetçiğe süngü tak emrini verdiğinde, savaşın kaderini etkilediğinin kendi de farkında değildi. Atatürkün kişiliğini tahlil edenler derler ki Noktayı nazar, sürati intikal ve kesin karar
Çanakkale yenilgisinden on dört yıl sonra bir İngiliz kurmay subay, Gelibolunun resmi tarihini yazarken, Mustafa Kemalin bu savunmadaki rolünü objektif bir bakışla incelemiş ve şunları söylemiştir:
Bir tek tümen komutanının, yalnız bir çatışmanın gidişatını değil, belki savaşın tümünün sonucunda, hatta bir ulusun kaderinde bu kadar derin etkiler yaratılabilmesine tarihte pek ender rastlanır .
Çanakkale zaferi insanlık tarihinin de dönüm noktası olmasının ötesinde, şehitlik kavramına en yakışan bir eylemin de adıdır. Ve bu savaş:
Yiğidin harman olup gönülden vuruştuğu ve de sabahtan Allahı arzu edip akşamına kavuştuğu, gökyüzünde kurşunların çarpıştığı, yiten canların karşı siperlere düştüğü, silahların sustuğu anda da Mehmetçiğin düşmanına su verdiği, kızıştıkça kızgınlığı dindiren, ara verildikçe ateşe, düşmanlığı kardeşliğe döndüren bir savaştır.
Ve bu savaş Cumhuriyetimizin de birinci elden varlık sebebidir. Kazanılan zafer özetle:
Ecdada itibarını iade etmiş,
Günü kurtararak imparatorluğa nefes aldırmış,
Milli Mücadelenin liderini ve moral değerlerini ortaya çıkarmıştır.
Çanakkalede efsaneleşenlerden arda kalanlar Anadolunun bozkırlarında kavgaya devam ettiler. Onlar, Çanakkalede bıraktıkları silah arkadaşlarının yattıkları toprakları onlar için ebedi vatan yaparak borçlarını ödediler. Peki, biz borcumuzu ödeyebildik mi