BEN KÜRT'ÜM, BEN ERMENİ'YİM, BEN YAHUDİ'YİM

Hüseyin Sarı

Eğitim önemli bir kavram. Ayrıca ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile evrensel bilimin kriterleri arasında doğrudan ilişki olduğu da bilinen bir geçek. Ama burada bilgili olmakla eğitimli olmanın aynı şey olmadığını gözden kaçırmamalıyız. Herhangi bir konuda bilgi sahibi olmak ayrı, bilgiyi kullanma becerisi gösterip hayatı kolaylaştırmak ayrı bir olaydır. Bilelim ki birinci guruba girenler bilginin hamalı ikinciler de efendisidir. Ziya Paşa Bed/asla necâbet mi verir hiç üniforma / Zer/dûz palan vursan eşek yine eşektir. Terkibinin halk dilindeki tercümesi olan Tahsil cehaleti giderir, eşeklik baki kalır sözü, birinciler için söylenmiştir.Bu topraklarda yaşayıp da onun değerini fark edemeyen bizler yarınlarımızı refah içinde geçirmek istiyorsak bilgi güçtür gerçeğinden hareketle eğitimimize ve onun birinci dereceden aktörleri olan öğretmenlerimize gereken değeri önce devlet, sonrada toplum olarak vermeliyiz. Tabii öğretmenlerimizde şu ideolojinin, bu tarikatın, o cemaatin değil öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin öğretmeni olmayı benliklerine sindirmelidirler. Unutulmasın ki eğitimde işin özü ve de amentüsü budur.Yoksa yarınlarımızın tek güvencesi olan çocuklarımıza dolaysıyla da cumhuriyetimize yazık olur.Bilmem farkında mısınız aslına bakarsanız öyle olması için eğitim kurumlarımızın bazıları bu bağlamda sanki misyon üstlenmiş gibi davranışlar sergiliyor.Örnek mi istiyorsunuz İşte size Habertürk Gazetesine önce manşet ve sonrada Fatih Altaylının köşesinde konu olmuş çarpıcı bir örnek. Bu garabet için Sayın Altaylı özetle şğyle diyor:Bugün manşetimizde Robert Kolej in yaptığı bir uygulama var. Öğrenciler alınlarınaBen Kürt üm, Ben Ermeni yim, Ben Yahudi yim gibi yaftalar yapıştırıp kardeşlik dersi görüyorlarmış.Bu derste amaç, kendini diğerlerinin yerine koyup onlar gibi hissetmekmiş. Çok garabet gördüm ama eğitimde bu denli garip bir uygulama ilk kez görüyorum. Böyle bir eğitim olmaz. Olmamalı.Bu düpedüz ayrımcılıktır. Kürt olmak, Ermeni olmak, Yahudi olmak ya da Türk olmak kötü bir şey midir ki, kendimizi onun yerine koyup onların ne hissettiğini anlamaya çalışalım.Ömrümün 47 yılını, yani tamamını bu ülkede geçirdim. Burada doğdum, burada büyüdüm, burada okudum. Çocukluğumda buranın sokaklarında oynadım. Bu ülkenin çocuklarıyla arkadaşlık ettim.Hiç ama hiç, birbirimizin ne olduğuyla, kim olduğuyla ilgilenmedik.Sokakta kimsenin kökeniyle arkadaşlık yapmıyordukDoğru söze ne denir. Bizde öyle büyüdük öyle yaşadık ve hiç kimsenin kendisi için kutsal olan alanıyla ilgilenmedik. Bu alanın içindeki özellere de saygı duyduk. Ama batı dünyasının Sosyoloji Bilimini, kendi problemlerini çözmek için kullanırken geri kalmış toplumları parçalamak için bir araç haline getirdiğini de unutmamak üzere öğrendik. Çocuklarımızın da öğrenmesini istiyor, öğretmenlerimizden bunu bekliyor ve bu vesileyle ABD nin ünlü başkanlarından Abraham Lincolnün okula yeni başlayan çocuğunun öğretmenine yazdığı mektubu ilgilerine sunuyorum. Sunuyorum çünkü eğitim başka bir şey ve hiç okula gitmemiş olan Lincolnün satırlarında da eğitimin ne olduğu fazlasıyla var.ÖĞRET ONAZaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen ona,Kazanılan bir liranın, bulunan beş liradan daha değerli olduğunu öğret.Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.Kıskançlıktan uzaklara yönelt onuEğer yapabilirsen,Sessiz kahkahaların gizemini öğret ona,Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını...Eğer yapabilirsen,Ona kitapların mucizesini öğret.Fakat ona sessiz zamanlar da tanı,Gökyüzündeki kuşların,Güneşin altındaki arıların,Ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği...Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.Ona kendi fikirlerini inanmasını öğret,Herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi...Tüm insanları dinlemesini öğret ona,Fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini,Ve sadece iyi olanları almasını da öğret...Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona.Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını,Fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.Uğultulu bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona,Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.