ATATÜRKÜN BOLU GEZİSİ VE KADIN HAKLARI

Hüseyin Sarı

M. Kemal Atatürkün yurt gezilerini analiz ettiğimde karşımıza gezi ile ilgili bazı hedefler çıkar. Bunlardan birincisi kitleler ile doğrudan temas sağlayarak halkın nabzını tutmak, ikincisi atıl bir kuruluşu faaliyete geçirmek veya faaliyette bulunanları denetlemek, üçüncüsü ise topluma öncülük yapacak bir hareketi başlatmak veya bu hareketlerin muhtemel tepkilerini ölçmektir. Onun 17 Temmuz 1934te gerçekleştirdiği, Bolu gezisinde söz konusu olan bunlardan üçüncüsüdür. M. Kemal, özellikle siyasi bağlamda gündeme getirmeyi düşündüğü konuları doğrudan halkla konuşmak ve onların fikirlerini öğrenmek istemiştir. Ne var ki, M. Kemalin Bolu gezisinde, gecikmiş de olsa bir teşekkür ve minnettarlık da söz konusudur. Milli Mücadele sürecinde Atatürkün Boluya bakış açısı ile ilgili olarak çok değişik düşünceler üretilmekle birlikte, Bolu ve çevresi Kuzey Batı Karadeniz bloğu içerisinde İstanbuldan ilk kopan bölgelerin başında gelir. Bu kopuş beraberinde Kastamonu ve İzmit vilayetlerini de peşinden sürüklemiştir. Bolu, bununla da kalmamış, kısa sürede kargaşa ortamından çıkarak, Türkün makûs talihinin de yenildiği II. İnönü Savaşlarında sonuç alan Tümenlerden birinin maddi ve manevi yardımcısı olmuştur. Milli mücadele boyunca M. Kemalin Bolu halkına yönelik değişik mesajları vardır. 1934, onun Bolu toprağından ilk geçişi değildir. 1922 Ağustosunda Göynük üzerinden İzmite gitmiş, ne var ki o günün Mutasarrıfı Fahrettin Beyle zaman darlığı yüzünden buluşamamıştır. 1934 yılı başlarından itibaren M. Kemal, hemen bütün Orta Anadoluyu gezmiş ve buralarda önemli girişimlerde bulunmuştur. Bunlar içerisinde belki de en ilginç olanı 5 Şubatta Kayseride faaliyet gösteren Uçak Fabrikasının denetlenmesi olmuştur. Zira adı geçen fabrikanın ürettiği uçaklardan oluşan bir filo, aynı yılın 17 Ekim Sovyet Devriminin yıldönümü kutlamalarına şeref konuğu olarak katılacaktır. Şeref konuğu olarak Rus Filosunun önünde uçan uçaklarımızın dönüşü Romanya üzerinden gerçekleşmiş ve bu vesile ile kapalı olan Rus/Romanya sınırı Atatürke jest olsun diye açılmıştır.Görüldüğü gibi her ilin gezisinde ön plana çıkan değişik oluşumlar vardır. İşte Boluda da özellikle kadınların, mensubu oldukları devletin işletilmesine doğrudan katkı yapmalarına ve sorumluluk almalarına imkan sağlayacak olan siyasi haklar konusu gündeme gelmiş ve tartışılmıştır. Okul görevi gören ve her türden konuların tartışıldığı Atatürkün Bolu da kurulan sofrasında her zaman olduğu gibi/ hemen her kesitten insanlar vardır. Bunlardan biri de Behire hanımdır. Behire hanım, Eczacı Faik Beyin eşi olup, 93 muhacirlerindendir. Kendisinin belirli bir tahsili yoktur. Ancak, Türk kadınının özünde var olan irfan yoluyla kazanılmış hemen bütün hasletlerini taşır. Bir ara M. Kemale Paşam, Cumhuriyetin maya tutması için kadınların daha aktif çalışması gerekir. Ancak onlar sayesinde inkılapları halka indirebilir ve daha kolay kurumlaştırabiliriz demesi, M. Kemalin son derece hoşuna gitmiştir. Bu, aslında M. Kemalin özlemini çektiği bir düşüncedir. Milli Mücadelenin kazanılmasıyla büyük emeği geçmiş Türk kadınına günü geldiğinde borcunu ödemeye hazır olan Cumhuriyet ve onun kurucusu M. Kemal, o günün geldiği kanaatine varmış olacak ki, konuyu yüksek sesle sofrada bulunanlarla tartışmaya başlamıştır. Sofra çok kalabalıktır. Değişik dönemlerde Bolu Milletvekilliği yapmış olan Cevat Abbas (Güner) başta olmak üzere Vali Ali Rıza Üner, Belediye Başkanı Reşat Aker, CHP İl Başkanı Dr.Mithat Altıok, I. dönem Bolu milletvekili Hasan Cemil Çambel, Salih Cimcoz, Şükrü Gülez, Cemal Sait Siren, Manisa milletvekili Tahir Hitit ile çok sayıda halktan temsilci vardır. Atatürkün yanında Recep Peker, Şükrü Kaya, Afet İnan, İsmail Hakkı Uzmay, Salih Omurtak Paşa ve korumaları vardı. Kısaca devlet ricali de bu sofrada hazırdı. Kadınlara yönelik siyasi konular bu sofrada yeterince maya tutmuş olacak ki, 5 Aralık 1934 yılında Anayasada yapılan bir değişiklikle kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakları verilmiştir.Son derece neşeli geçen bu sohbeti halk da yakından izlemiştir. Yıllar sonra Boluda önemli bir kişilik haline gelen ve Atatürkün yağlı boya portresini yapacak olan Mehmet Yücetürk, Gazinin hatlarını çocuk beynine orada nakşettiğini yazacaktır. Atatürkün gelişi halkın büyük coşkusuna vesile olmuş, köyler adeta boşalmıştır. Kendisine yapılan tezahürattan son derece mutlu olan Atatürk, karşılayanlar arasındaki gençleri göstererek:..İşte memleketin geleceği bunlardır. Bunlara dikkat ediniz demiş, o gençlik de kendisini hiç mahcup etmemiştir. Bu gezi sırasında istenmemesine rağmen halktan halı toplanarak yollara serilmek istenmiş, ne var ki Boludaki hazırlıkları gözden geçirmek üzere daha önce gelen Cevat Abbas Bey, Atatürkün saltanat düşkünü olmadığını söyleyerek halıların serilmesine karşı çıkmıştır. Gerçekten coşku ile karşılanan Atatürk, ikametine ayrılan Halkevinin bulunduğu Fırkaya gelmiş ve bir süre halkevinin merdivenlerinden Bolu ovası ile bir renk cümbüşünü andıran orman denizine bakmış, Boluyu niye daha önce görmediğine hayıflanmıştır Onun bu tavrı, halk arasında Eğer Gazi Boluyu daha önce görseydi, burayı mutlaka başkent yapardı şeklinde yorumlanmıştır.Gazinin Boluda kaç gün kalacağı ile ilgili elde bir belge yoktur. Muhtemel ki birkaç gün kalacak ve Bolunun güzellikleriyle tanışacaktır. Ancak, Kuşadasında İngilizlerin taşkınlığına tepki gösteren Türk Jandarmasının açtığı ateş, o günlerde diplomatik bir sorun yaratmıştır. Atatürk bundan dolayı Boludan erken ayrılmış ve Düzce üzerinden yoluna devam etmiştir. M. Kemalin bu ani ayrılışı da yine halk arasında Atatürk Boludan memnun kalmadı şeklinde yorumlanmış ve değişik spekülasyonlar yapılmıştır. Ama gerçek şudur ki Boluya kendi isteği ile gelen ve gecikmiş de olsa Bolu halkına teşekkürlerini sunmak isteyen Atatürkün ayrılışında ağırlıklı etken hariciyenin İngiliz Hükümetiyle başlayan sıkıntıları olmuştur. Zira konuya doğrudan el koymak isteyen Atatürkün aynı zamanda İstanbulda toplanan Dil Kurultayına da katılması önceden planlanmıştır. Kaldı ki Boluda gördüğü yakın ilgi kendisini son derce duygulandırmış ve bu duygularını, bugün Belediyenin girişinde yer alan ve orijinali Halkevi Defterinde bulunan şu sözlerle ifade etmiştir:Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolunun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassıs oldum. 18 Temmuz 1934.