ASKERİ İSYANLAR VE DARBELER

Hüseyin Sarı

Tarih der ki Türk kültürünün siyasi boyutu her döneminde sıkıntılarla geçmiştir. Cumhuriyete gelinceye kadar devlet, ailenin müşterek malı sayılmış bu da ailenin erkeklerini sürekli olarak bir iktidar mücadelesi içinde tutmuştur.
Hal böyle olunca da devlette oluşan güç odakları hükümdar adayları arasında belirleyici rollerini her zaman muhafaza ettiler. Osmanlıya kadar bu anlayış pek değişmedi. Fatih Sultan Mehmet Devletin bekası için kardeş katlini, din adamlarının da desteğiyle, meşrulaştırınca hükümdar adaylarının sayısı azaldı ama bu bağlamdaki kavgalar hız kesmedi.
Sultan Abdülazizin tahtan indirilip sonra da katledilmesi bazı tarihçilere göre intiharı/ olayı ihtilal ve darbeler tarihimizde bir dönüm noktasıdır. O güne kadar ihtilal ve darbelerden beklenen kişisel ikbal iken Abdülazizin tahttan indirilmesi ile bir eksen kayması gerçekleşmiş ve amaç vatanı kurtarmak olmuştur. Bu anlayış hız kesmeden, noktasından virgülüne günümüze kadar sürmüştür.
2003 ve 2004 yıllarında ordu içinde ve bazı sivil unsurlarla da irtibatlı olarak hükümeti devirme ye yönelik yapıldığı iddia edilen Ayışığı, Poyrazköy, Balyoz vb darbe planlarının da arkasında aynı gerekçe vardır.
Son günlerde ezber bozan darbe planlarını şimdilik bir yana koyalım ve tarihin derinliklerinde biraz gezinelim. Osmanlı tarihinde ilk olan ve Buçuktepe diye, bilinen isyanla da satırbaşı yapalım. Tabii bu isyanın mimarı olan Yeniçerilerden daha doğrusu onların devşirilmelerinden de bir nebze söz edelim.
Yeniçeriler veya genel adıyla kapıkulu askerlerinin ilk başkaldırıları Fatih Sultan Mehmet Döneminde oldu. 1444 yılında kazanılan Varna Zaferinden sonra II. Murad tekrar tahta geçmek istemedi. Bu arada Sadrazam Çandarlı Halil Paşa, II. Mehmeti (Fatih) destekleyen diğer paşalar ile ters düştü. Kışkırtılan yeniçeriler başkaldırdı ve Macaristan Seferi sırasında yanlışlar yaptığı gerekçesiyle Şahabettin Paşanın evini bastılar. Kendisini bulamadılar ama evini yağmaladılar. (1446) Sonrada Edirnenin doğusunda bir tepeye çekilip:
Biz İstanbulda ki şehzadenin /ki sözü edilen şehzade Yıldırım Beyazıtın küçük oğlu Mustafadır/ yanına gideceğiz diye, devlet ricaline haber saldılar.
İsyan, yeniçerinin maaşına yarım (buçuk) akçe zam yapılarak sona erdirildi. Tarihimizde Buçuktepe İsyanı diye, anılan bu ayaklanmanın asıl nedeni Çandarlının II. Muratı tekrar tahta çıkarma arzusudur.
Fatihten sonra hemen her padişah döneminde benzeri olaylar yaşandı ve 12 padişah askerin isyanı veya darbesi sonucu, tahttan indirildi. Bunlardan 8i tahttan çekildi ve ömrünü gözetim altında tamamladı. 4 tanesi de olaylar ya olaylar sırasında veya daha sonra öldürüldü.
II. Mahmut tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar hemen her olumsuz siyasi olayın içinde yer alan Kapıkulu Askerleri (Yeniçeri ve Süvariler) Hıristiyan ailelerin çocuklarından seçilir ve özel bir eğitimden geçirilerek devlet katına alınırdı. Bunların seçimleri özel bir statüye tabi olup seçilme şartları da:
üPapaz oğlunu ve kâfir arasında aslı iyi olan kâfirin oğlunu alalar.
üİki oğlu olanın birisini alalar.
üBabası ve anası ölüp yetim kalan oğlanı almayalar. Onlar gözü aç ve edepsiz olur.
üSığırtmaç ve çoban oğlunu dahi almayalar, zira onların her biri dağda büyümüşlerdir, edepsizdirler.
üKel olanı almaya, fodul ve geveze olur.
üAceleci oğlanı almayalar, kıskanç ve inatçı olur.
üSuratları hep taze olan köse oğlanı alınmaya, fitne ve fesat ehli olduğundan başka, düşman gözüne ufak gelir.
üDoğuştan sünnetli olan oğlan alınmaya. Türkçe bilen ve kâfirdeyken evli olan oğlan alınmaya yüzü gözü açık olur ve evli olan ise padişaha kul olmaz.
üSanat ehli olan oğlan dahi alınmaya, zira sanat ehli olan maaş için bela çekmez.
üÇok uzun boylu olan oğlan alınmaya, ahmak olur.
üÇok kısa boylu olan oğlan alınmaya, fitne olur. Orta boylu alınmak gerektir. şeklinde belirlenmiştir.
Tarihten parantez açarak söylemek istediğim şu: darbe ve isyan devlet kodlarımızın genlerinde var. Bunun faturası da genelde askerlere çıkarılır. Dünyada kendini çabuk yenileyen kurumların başında ordu gelir. Ve aklı başında herkes bilir ki:
En kötü açık rejim en iyi askeri diktadan daha iyidir. Bizim askerimiz de bunun bilincine ermiş ve Darbelerin özde şer güçlerin işine yaradığını geçte olsa anlamıştır. Şimdi ben derim ki dünyanın beşinci gücü olan ordumuzun hassasiyetlerini daha çok zorlamanın ve kişilerin onurlarını örselemenin kimseye bir yararı olmayacaktır. Tam tersine bu türden zorlamaların uzun vadede devlete zararı getireceği gerçeğini de artık görelim. Görelim de Kandilden inen teröriste gösterdiğimiz tavrı onu kovalayan ordunun komutanlarına da gösterelim.