ANASI KUŞ BABASI DEVE İSE!...

Hüseyin Sarı

Böylesine dinamik bir toplum, dünyanın başka bir ülkesinde var mı Doğrusu bilmiyorum. Ama olsa bile asla bize yetişemez. Neden derseniz Bende şu gündeme bir bakın, derim. Gün geliyor gündem oluşturan konu 24 saat bile hızımıza dayanamayıp yerini bir yenisine bırakıyor. İşte son günlerin tartışma yaratan konusu GDO da bunlardan biri. Hükümet, kanunundan önce yönetmeliğini çıkardı ya konu, sanki yeniymiş gibi en uçuk yakıştırmalarla, hemen her TV kanalında, tartışılıyor. İşi ilginç kılan, tartışanlar da alanın uzmanları. Hâlbuki soframızı süsleyen besinlerimizden lezzet yıllardır uzak duruyor ve eksiklikler de soslarla gideriliyor. Son yıllarda kullanılan suni gübre ve ilaçlardan dolayı toprağımız artık iflas etmiş konumda. Örneğin ben Pamukovanın kokulu Çiçek Kavununa hasretim. Kardeşime soruyorum neden O bana diyor ki Ağabey!.. Sen ne diyorsun. Artık soğan bile yetişmiyor toprağımızda. Dayansın diye karpuzlar kabak fidesine aşılanıyor Ve sözü edilen bu topraklar Sakarya vadisi içinde.Neyse gelelim sadede yani GDOya ama önce öyküsü.Bilindiği üzere bilim insanları 25 yıl önce, genleri DNAdan ayırarak başka bir canlıya yerleştirebileceklerini keşfettiler. Bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucunda üretilen yeni canlıya daGenetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) dediler. Aslında insanlar, tarıma başladıkları günden itibaren yetiştirdikleri bitki ve hayvanlara istedikleri özellikleri kazandırmanın hep uğraşı içinde oldular. Yani bitkilerin özelliklerine müdahale ederek onları daha bereketli hale sokma isteği ve de uğraşı nerdeyse insanlık tarihi kadar eskidir. Bir başka değişle bitkilere müdahale, tarımın başlangıcından itibaren /genlere olmasa da/ hep yapıla gelmiştir.Genetik bağlamda değiştirme ise 1980lerden sonra başlamıştır. Bugün için yetiştirilmekte olan transgenik ürünlerin yetiştirildiği ekim alanlarının % 99u ABD, Arjantin, Kanada ve Çin sınırları içinde yer alıyor. Aynı şekilde ABDde işlenmiş gıdaların yüzde 75i GDO ürünler içeriyor. Türkiyede ne kadar alanda GDO ürün yetiştirildiği bilinmiyor. Tabii ürünlerimizin yüzde kaçı GDOlu onu da bilmiyoruz. Ancak kabul gören bir çalışmaya göre Türkiyede satılan 800e yakın gıda maddesi, GDO içeriyor. Bunlar genelde soya fasulyesi ile mısırı katkı maddesi olarak kullanan ürünlerden oluşuyor. Örneğin GDOlu soya fasulyesi sucuk, salam, sosis gibi kırmızı etin kullanıldığı ürünlerde, etsuyu tabletlerde, fındık/fıstık ezmesi, çikolatalı ürünler, çeşitli unlu mamuller, süt tozu, hazır çorbalar ve hayvan yemlerinde kullanılıyor. Yine aynı şekilde GDOlu mısırın kullanıldığı alanlarsa nişasta bazlı tatlandırıcılar yoluyla gazoz, kola ve meyve suları, mısır yağı, bebek mamaları, hazır çorbalar ve hayvan yemleri.Kısaca yediğimiz içtiğimiz her şeyde genleri değişmiş, dolaysıyla da doğallığı kaybolmuş bir şeyler var. Ve uzmanlardan bir grup diyor ki GDO ürünlerin zararlı olduğunu gösteren bir bulgu şimdilik elimizde yok. Bir bölümü de hayır bu ürünler insanlığın sonunu getirecek. Çünkü kısırlığa sebep oluyor.Peki, o zaman ne yapalım Derseniz, size uzmanlara sormanızı öneririm. Ama biraz gülelim derseniz aşağıdaki hikâyeyi okumazı salık veririm,Hikâye bu ya günlerden bir gün yavru tavşan yuvasından ilk kez ayrılır ve ormanda dolaşmaya başlar. Karşılaştığı ilk hayvana kendini tanıtır:Merhaba kardeş ben tavşan, sen kimsinKarşısındaki hayvan: Ben de katırım der.Tavşanın kafası karışır: Nasıl yani der. Katır:Benim annem eşek, babam da at onlar birlikte olmuşlar sonra ben doğmuşum. Tavşan yoluna devam ve karşılaştığı başka bir hayvana yine kendini tanıtır:Merhaba kardeş, ben tavşan, sen kimsin Hayvan: Ben kurt köpeğiyim der.Tavşan yine şaşırır: Nasıl yani der. Kurt köpeği: Benim annem köpek, babam da kurt onlar birlikte olmuşlar sonra ben doğmuşum Tavşan bir yandan yoluna devam eder, diğer yandan da yavaş yavaş aklından bu bilgileri geçirir ve bu işlerin nasıl olduğunu anlamaya çalışır. Tam bu sırada karşılaştığı başka bir hayvana kendini tanıtır:Merhaba kardeş ben tavşan, sen kimsin Hayvan: Ben de devekuşuyum deyince tavşanın aklı iyice karışır ve bütün gücüyle haykırır: Hade lennn!Şimdi ben derim ki aman siz, siz olun ilerde horoz ile keçinin birleşmesinden ortaya yeni bir tür çıkarsa aklınızı karıştırıp ağzınızı bozmayın.