AKP ANAYASAYI NEDEN DEĞİŞTİRMEK İSTİYOR

Hüseyin Sarı

Anayasalar, modern toplumların
asgari koşullarda hangi hukuk standartlarına rıza göstereceğinin sınırlarını
belirleyen toplumsal uzlaşmalardır. Ve bütün yasaların anası olan bu toplumsal
sözleşmelerin anahtar sözcüğü adalettir.

Ve de anayasalar birilerinin aklına
estiğinde değiştirilen metinler değildir. Sözgelişi ABD anayasası 200 yıldır
anasıyla danasıyla durur.

İngilizlerin yazılı bir anayasası
yoktur. Bugün için üzerinde ittifak edilen toplumsal mutabakatın kökleri,
1215li yıllarda asiller arasında imzalanan Magna Carta sözleşmesine
dayanır. Bu anlayışın özünde devletin, dolayısıyla da toplumun çıkarları durur
ve zaman zamanda hafiften balans yapılarak devlet yeniden düzenlenir.

Söylemeye çalıştığım anayasa yazmak onu halkoyuna
sunarak meşrulaştırmak pratikteki problemlerimizi çözmeye yetmiyor. Önemli olan
haklılaştırma işlemini yapan devletin verdiği hükümlerin mahşeri vicdanda kabul
görmesidir. O nedenle de devletler bu bağlamda olmazsa olmazı formüle etmişlerdir.

Amerika Temsilciler Meclisi, Adalet Komisyonunun kapısında
Geç gelen adalet inkâr edilmiş adalettir.diye yazar.

Bizim kültürümüzde de bu anlayış
Geç gelen adalet, adalet değildir şeklinde ifade edilmiştir. Ama
dediğimiz gibi işler söylemlerle veya sağa sola yazmakla olmuyor. Eğer olsaydı
davalar yılarca sürmez, babadan oğla hatta bazen toruna kalmazdı. O zaman da
birine kızan karşısındakine ,Seni mahkeme kapılarında sürüm sürüm
süründürürüm diyemezdi.

Geçen hafta da söylediğimiz gibi AB ülkelerinde
bir dava ortalama 100 günde sonlanırken, bizde yıllara yayılabiliyor.

Aynı şekilde Japonyada mahkemeye
sevk edilen 100 davadan 99u ceza ile nihayetlenirken, bizde mahkemeye
gönderilen her 100 kişiden 54ü berat ediyor. AB ülkelerinde berat edenlerin
sayısı %5dir.

Sözün özeti AKPnin hedeflediği
Anayasa değişikliği pratikte milletin adalet bağlamındaki beklentilerine hiç
bir şey getirmiyor. O zaman diyeceksiniz ki bu telaş niye

Çok basite indirerek birkaçını
hemen söyleyelim:

Birincisi, ülkenin gerçek gündemi olan ekonomik
verilerin üzerini örtüyor. Bilindiği üzere hükümetin son 8 yılda aldığı
dış borç 80 yılda alınan dış borca eşit. Ama AKP iktidarının yaptıkları
cumhuriyetin kazanımlarına eşit değil. Bu arada satılanlar da işin bir başka
yanı

İkincisi, işsizlik ve yolsuzlukları
gündemden uzak tutuyor. Örneğin resmi verilere göre işsiz sayısı 7 milyona
çıkmış.

Üçüncüsü de sekiz yıllık iktidarı
sırasında tüm cumhuriyet hükümetleri kadar borç almasına karşılık istihdam
yaratamayan, refahı arttıramayan ve de sadaka kültürü ile işi götürme
çabasındaki hükümetin bu konuları tartışmadan uzak tutma telaşıdır.

Ama işin asıl nedeni bu söylediklerimin de
ötesindedir. Zira önümüzdeki seçim AKP için olmak veya olmamak
noktasında bir sınavdır. Ve AKPnin mağduru oynaması için yeni olgulara
ihtiyacı vardır.

Peki, neden vardır

Bilen zaten biliyor, bilmeyenler içinde biz
söyleyelim. AKP bugüne kadar hep mazlumu oynadı. Ama gün geldi
devran döndü AKP mazlum olmaktan çıkıp zalim konumuna geldi. Şimdi Anayasayı
değiştirerek ki becerirse/ kendini garantiye alacak ve yargıyı da YÖK misali
AKPnin güdümüne alacak. Eğer beceremezse Halkoyuna gedecek ve diyecek ki:

Ey ahali ben Türban işini çözdüm ama Anayasa
Mahkemesi engel oldu. İmam hatiplilerin üniversiteye girişlerini
hallettim. Biliyorsunuz onu da Danıştay engelledi

Şimdi bu ve benzeri sıkıntıların giderilmesini
istiyorsanız anayasaya evet deyin.

Ne
güzel memleket değil mi