AH!.. NERDE O ESKİ BAYRAMLAR

Hüseyin Sarı

Bir an düşündüm acaba her gün bayram olsa hepimiz deli mi olurduk
Şimdi diyeceksiniz ki bu deli muhabbeti de nerden çıktı Hani halk arasında öyle derler ya!.. Ama bakmayın siz söylenenlere. Aslında delilik ile dâhilik arasındaki eşik öylesine incedir ki bazen tarafları en akıllılar bile birbirine karıştırır. Bundan dolayıdır ki her gün bayram da olsa kimsenin deli olacağını zannetmiyorum.Kaldı ki çevre şartlarının değişmesiyle kişiliklerin de değişeceği anlayışı insan doğasına aykırıdır. Çünkü biz bukalemun değiliz.
Neyse konumuz bayram. Başımızdan belanın eksik olmadığı bu yıllarda Hoş bu coğrafyada yaşayanların başından bela hiç eksik olmadı ya/ bayramlarımız burukta geçse yine de bayramlar kişilerin kendine çeki düzen verdiği özel günlerdir. Ayrıca bayramlar, bir vicdan muhasebesini de beraberinde getirdiği için kırgınlıkların ortadan kaldırılmasına da vesile olan kutlu günlerdir. Bu nedenle bayramlar bir yandan sosyal dokuyu çerçöpten ayıklanırken diğer yandan da toplumun birlik ve dirliği güçlendirir.
Tabii bu söylediklerim bayramın özünü kavrayan ve kavramanın ötesinde gereğini yapan topluluklar için geçerlidir. Aksi halde bayramlar tatil günleri olarak algılanır ve bireyler dinlenmek için bayramı yaşamak yerine seyahati tercih ederler.
Bugün ülkemizde de toplumun ağırlıklı bir bölümü bayram günlerinin önüne ve arkasına birkaç günde ekleyip kendini tatil beldelerine atıyor. Özellikle büyük kentlerde yaşayan ve de durumları müsait olanlar için bayramın anlamı budur. İşin garibi devlette trafiği rahatlatmak adına yolları ve köprüleri bedava yaparak bunları teşvik ediyor. Bana göre tam bir alaturka siyaset. Neden mi Nedeni şu yolları bedava yapıyorsun, iyi güzelde yakıta ödediğin bedeli ne yapacaksın
Bu paradoksu her düşündüğümde aklıma Nasrettin Hocanın kızıyla olan düğün macerası gelir ve gayr/i ihtiyari gülümserim. Bilenler bilir ama bilmeyenler için anlatalım ve bu vesileyle hem bayramı güler yüzlü karşılayalım hem de Hoca Nasrettinin ruhunu da şad edelim.Anadolunun kıtlık yıllarıdır. Timurun askerlerinin Anadoluda terör estirdiği yıllardır. Ve bir gün hoca kızıyla birlikte bir düğün davetine gider. Sofralar kurulur yenip içilmeye başlanır ki Hoca kızının kulağına eğilir ve yavaşça:
Kızım karnını iyice doyur. Biliyorsun evde ekmek yok, erzak yok. Hiç olmazsa birkaç gün idare edelim.l
Zaten açlıktan bitap düşmüş kız var gücüyle sofraya çöker ve yer içer. Bu arada sofra faslı bitmiş sıra horana gelmiştir. Herkesle birlikte hocanın kızı da kalkar ve başlar tepinmeye. Tepindikçe bağırsaklarındaki gazda hareketlenir. geçer. Kız sıkışmıştır. Dayanamaz ve tam zurnanın zırt dediği yerde o da bombayı bırakır. Hoca hariç kimse olayın farkında değildir. Horan biter herkes yerine oturur. Hoca kızının kulağına bir kez daha eğilir ve der ki Sesi sese uydurdun. Peki, kokuyu nereye koyacaksın
Evet, bizde geleneğe uyalım ve Ah!.. Nerde o eski bayramlar diyelim ve de nice bayramları sevdiklerimizle birlikte idrak etmeyi yüce tanrımızdan herkes için dileyelim.