24 TEMMUZLARIN ANLAMI

Hüseyin Sarı

Geçen Cuma iki önemli olayın yani II. Meşrutiyet ile Lozan Antlaşmasının yıl dönümüydü.Dünya Savaşının sonuçlarına itiraz eden bir avuç yurtseverin öncülüğünde başarılan Milli Mücadele, sonuçta bir yandan Sevr Antlaşmasını tarihin çöplüğüne gömerken diğer yandan da üzerinde yaşadığımız toprakları bize ebedi vatan yapmıştır. İşte bu gerçeğin tescili 24 Temmuz 1923de Lozanda atılan imzalar ile gerçekleşti.Lozan Antlaşmasıyla alınan sonuç elbette Misak/ı Millinin tüm beklentilerini karşılamadı. Antlaşma İsmet Paşayı da tatmin etmemiş olacak ki Lozan dönüşünde kendisini karşılayan M. Kemale ... Eksiklerimiz var. İstediklerimizin bazılarını alamadık... diye, dertlenecektir. Onun üzüldüğünü gören M. Kemal Paşa ...üzülme İsmet zaman içersinde eksikleri gideririz... diyerek, kendisini teselli etmiştir.Öyle de olur ve 1936da boğazlar, 1939da Hatay meselesi Misak/ı Millinin ruhuna uygun düşecek şekilde çözümlenir. Ama hala eksikleri vardır bunların başında da güncelliğini hiç yitirmeyen Musul ve Kerkük gelir.Lozan, özellikle de mecliste ikinci grup olarak adlandırılan milletvekilleri tarafından sürekli eleştirilecek ve bu konuda en ağır eleştiri de Dr. Rıza Nurdan gelecektir. Bu zat Lozanda ikinci delegedir. Lozanda susan dili mecliste açılacak, hatta Lozan Hatıraları adlı eserinde Atatürk ve İnönü hakkında ağır ithamlarda bulunacaktır.Her olgu gibi elbet Lozanda eleştirilebilir. Ancak Lozanın kapısına giden yol yokluklar ile aşılmıştır. Şimdi burada sorabilirsiniz mesela ne yoktu Ne vardı ki. Örneğin İsmet Paşanın kurmay başkanı Asım Gündüz Paşanın üniformasının ceketi resmi, pantolonu sivildi.Lozan Antlaşması ile ilgili günümüzde de olumlu veya olumsuz çok şey söylenir. Ancak kim ne söylerse söylesin Lozan Antlaşması dünyada XX. Yüzyıldan XXI. Yüzyıla terfi eden bir başka deyişle yürürlükte kalan tek anlaşmadır. Eleştiriyi iftira boyutuna getirenler bilelim ki genelde Milli Mücadeleye karşı çıkan Hürriyet ve İtilaf Partisinin düşünce geleneğinden gelenlerdir. Herhalde sizlerde farkındasınız bizler bugünlerimizin alt yapısını oluşturan Lozan Antlaşmasının 86. yıldönümünü sessizce geçiştirdik.101. seneyi devriyesini idrak eden II. Meşrutiyetin ilanına gelince:Bilindiği üzere II. Abdülhamit, 93 harbini (18771878) bahane edilerek I. Meşrutiyet Anayasası rafa kaldırmış ve bu arada meclis de kapatmıştı. Çünkü O her şeye rağmen savaşsız bir yaşam politikasını, şartları ve bedeli ne olursa olsun, yürürlüğe koymanın peşindeydi. Ve uluslararası siyasal konjonktürün elverdiği ölçüde bir denge politikası izlemeye çalıştı. Ancak zamanla imparatorluk Almanya nın güdümüne girdi. Otuz üç yıl süren ve adına İstibdat Dönemi denen bu süreçte ortaya birçok örgüt çıktı ve bu kuruluşlar birbirleriyle kıyasıya mücadele eden bir siyasî faaliyet yürüttüler. Bunlar içerisinde en etkili olanı İttihat ve Terakki Fırkası idi. Ordu gücünü de arkasına alan bu kuruluşun çalışmaları ve baskıları sonucu II. Abdülhamit 1908 yılında 1876 Anayasası ikinci kez yürürlüğe sokunca meşruti bir yaşam da ikinci kez tekrar hayat buldu.Zamanla partileşen ancak hükümette yer almayan İttihatçılar, biraz da Almanya nın yönlendirmesi sonucu, 31 Mart Olayından sonra iktidara fiilen el koydular. İttihat ve Terakki yönetimi kendisi için doğru bildiği yolda yürürken kan dökmekte bir beis görmedi. Birbirlerinden daha idealist olan bu kadroda gizli veya açık hiç zengin yoktu. Ufak tefek birikimleri olanlarda bunları cemiyete bağışladı. İttihatçılar için herkes her şeyi söyleyebilir ama kimse bu insanlar için çalıp çırptı diyemez. Sadrazam Talat Paşa bile sadaretten, yani başbakanlık binasından evine yürür, bu arada ekmeğini almayı da ihmal etmezdi.1909 yılından 1918 yılına kadar süren II. Meşrutiyet Döneminde zaman zaman düşük yoğunluklu bir demokrasi yaşandı. Bu süreçte imparatorluk bünyesi adeta bir düşünce laboratuarına dönüştü ve bu bağlamda birçok düşünce akımı kendine yaşam alanı buldu. Türkçüler, Batıcılar ve İslamcılar olarak adlandırılan guruplar ortaya çıktı. Bunların her ne kadar ellerinde bir manifestoları olmasa da ürettikleri düşünceler Cumhuriyetin kurulması ve de yapılanmasında etkili oldu. Çünkü Cumhuriyetin kendilerine hedef olarak seçtiği çağdaş uygarlık düzeyi yöntemleri farklıda olsa/ bütün meşrutiyetçi aydının ortak özlemiydi. Bugünlerde /özelliklede bir yerlere sırtlarını dayayanlar/ Cumhuriyetin temel değerlerini kemirmeye çalışanlar acaba ecdadın kemiklerini sızlattıklarının farkında değiller mi Ne dersiniz.27 07 2009