12 EYLÜL ANLAYIŞINDAN AKP ANLAYIŞINA

Hüseyin Sarı

Sayın başbakanın Durmak yok yola devam sözü aslında kişi bazından kurum bazına,
kurum bazından devlet hayatının her alanına uyarlanması gereken bir yaklaşım.
Bu yaklaşım yılar yılı benim de hayat felsefemin temel parçalarından biri
olmuştur. Ve ben bu anlayışımı, dünyada
değişmeyen tek gerçek zamanla her şeyin değiştiği anlayışına
dayandırmışımdır.

Değişim kaçınılmaz olduğuna göre o zaman da değişime öncülük edenlerin
lider, ayak uyduranların çağdaş, sırtını dönenlerin de yok olacağı
gerçeğini de kabul etmemiz gerekecektir. Ancak bu değişimin olumlu ve de
bilimsel doğrulara uygun olması şarttır. Ancak o zaman toplumun yarınları salah
bulacak ve refaha ulaşacaktır.

Bu tespiti yaptıktan sonra şimdi
gelelim günlerdir konuşulan, konuşulduğu oranda da gerçek gündemi öteleyen
anayasa tartışmalarına.

Herkesin söylediği ve de kabul ettiği
gibi 1982 Anayasası bir darbe anayasasıydı. Değişmeli mi Evet ilk üç madde
hariç değişmeli.

Peki, neden değişmeli

Bir kere maddeleri Allah kelamı değil.
Hoş ilk üç maddede değil ama o değerler /şimdilik kaydıyla/ insanlığın, devlet
hayatında ulaştığı en gelişmiş normlar. Eğer mevcut anayasada Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel
felsefesine ters düşen, yaşam standartlarımızın gelişmesine engel teşkil eden,
en önemlisi de adaletin tecellisinde sıkıntı yaratan ve de bizi gelişmiş
ülkeler arasında başımızı öne eğdiren ne kadar madde varsa değişsin. Hem de
19u değil, tamamı.

Ben diyorum ki AKPnin ajandasında
kendilerinin geleceğini güvence altına alma konusunda özel çabalar yoksa yeni
bir anayasa yapıp halkoyuna sunmalıdır. Yapılırken de /söylendiği gibi/ AB kriterleri ve onların istekleri
temel alınacaksa işe önce TBMMnden başlanmalı. En azından milletvekili adayı
olacakların kıstasları değiştirilmelidir.

Şu anda mecliste 550 milletvekiline
karşılık 680 civarında suç dosyası var. Bunların bazıları ağır cezalık olduğu
gibi bazı üyelerin boynunda asılı olan dosya sayısı da birden fazla. Bir yargı
anlayışı düşünün ki milletin kendisine dokunacak ama vekilini dokunulmazlık
zırhına alacak.

Adama sormazlar mı Bu ne iştir üstat
Öyle bir düzen kurulmalı ki Kürsü
masuniyeti hariç suç varsa uygun adım mahkemeye. Özellikle ağır
cezalıklar git kardeşim aklan da gel. Sen temiz ol ki devletin temiz olsun.

Anayasa tartışmalarının odağına yargı
oturuyor. Yargının bağımsızlığı, insanca yaşamanın olmazsa olmaz koşulu. Tabii
yargıcında... Yargıçta yansız olacak. Ama aynı yargıcın Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin kuruluş felsefesinin özünü içselleştirmesi de kendisinden beklenecek.

Şimdi ben yine diyorum ki madem amaç AB
kriterleri, o zaman orada bir mahkemenin görülme süreci ortalama 100, bizde ise
400 gün. Tabii 35 yıl sürenler sonra da zaman aşımına uğrayanlar hariç. Hani, geç gelen adalet, adalet değil, deyip
duruyoruz ya Alın size yargıda reform yapmanın gerekçesi. Buyurun yapın.

Daha gerekçe istiyor musunuz

AB ülkelerinde hakkında dava açılan her
100 kişiden ancak 2si suçsuz bulunup berat ediyor, Bizde ise mahkemede berat
edenlerin sayısı %58. Tutuklu kaldığı günler de bu zilletin ayrı bir yanı.
Dolayısıyla da bugün için hapishaneler ağzına kadar dolu. Dolaysıyla da hüküm
giyenlerden daha çok tutuklu var cezaevlerinde.

Buyurun düzeltin.

Yusuf Has Hacip hükümdara seslenirken
der ki Ey devletlû, adil kanun yap ve
eşit uygula. Yazık ki AKP hukukçuları bu anlayışın değil, 12 Eylül
Anayasasının sivil versiyonunu yapmanın peşinde.

Şimdi ben bir kez daha diyorum ki Ey!..
Bu devleti yönetme iddiasında bulunanlar, lütfen sizde öyle yapın. Yapın ki
tarih sizin dostunuz olsun