…BEN KİMSENİN ADAMI DEĞİLİM!..“TANJU ÖZCAN”

Hüseyin Sarı

     12 Haziran’da yapılan seçimlerin üzerinden 15 gün geçti ama sonuçlarının beraberinde getirdiği tartışmalar hala sürüyor. Görünen o ki bu tartışmalar bir süre daha hem de eylemsel boyutta devam edecek.

     Seçim, demokrasilerin ana sigortasıdır. Toplum, önüne konan sandık aracılığı ile bir yandan kendini yönetecek zihniyeti seçer, diğer yandan da stresini atar. Seçim aynı zamanda yeni umutlara da yelken açmaktır. Dileyelim ki bu seçimlerde ortaya çıkan sonuçta bu değerlerin limanına demir atar.

     Seçimlerden başarıyla çıkan veya kaybedenler kendilerince doğru saydıkları kavramlarla değerlendirmeler yaparlar. Zannederim bu seçimlerin sonuçları üzerinde en doğru en anlamlı ve de en esprili değerlendirme 35 yıl sonra Bolu’dan milletvekili seçilen Sayın Tanju Özcan’dan geldi. Onun mazbatasını alışında ayrı bir incelik ve mazbatanın fotokopisini yakın çalışma arkadaşlarına “çocuklarınıza bırakılacak bir anı” diye vermesinde de gelecek kuşaklara yönelik çok anlamlı mesajlar vardı. Kısaca Sayın Özcan başarının örgütlenmenin ötesinde “hakim teminatına” dayalı önseçimden geçtiğini, hem sözleri hem de eylemleriyle dost düşman herkese anlattı. 

     Sayın vekilim ile bir ortamda bulunmak kısmet olmadı. Kendisi ile ilgili düşüncelerim yerel basında yer alan haberlerden oluşanlardır. Birde seçildikten sonra NTV de Oğuz Haksever’in programındaki söylemleri.

     Sayın Haksever soruyor; Bir yanda eski genel başkan Deniz Baykal, diğer yanda Kılıçtaroğlu ve yeni CHP?.. Siz nerdesiniz?
     “Ben kimsenin adamı değilim…”

     Bu sözü tersten okursak; Ben kimsesizlerin adamıyım. Yani halkın adamıyım. Zaten kendisi de sözlerini öyle tamamlıyor ve diyor ki “… Ben halkıma söz verdim. Bolu’yu layıkıyla temsil edeceğim…”

     Elbette öyle yapacaksın sayın milletvekilim. Çünkü senin başarının arkasında örgütün ve onun arkasında da Bolu halkının kültürel dokusundan gelen onurlu duruşu var diyelim ve sözümüzü bu kültürün tarihi bir kesitini not ederek noktalayalım.

     1920’lerin yani kargaşanın hüküm sürdüğü günlerin Bolu’sunda yedek subay olarak görev yapan İhsan İdikut Bey'in daha sonra kaleme aldığı “Nazım Bey” isimli eserinde Bolu halkı için 

     "Bolular yaradılış itibariyle mert ve vefakâr insanlardır. Gayenin müstevli (istilacı) düşmanı memleketten atmak olduğunu anladıktan sonra, bunun tahakkuku için en çok fedakârlık gösteren, kan döken Bolulular olmuştur.

     Sanki bir zamanlar milli kuvvetlere karşı işledikleri günahların kefaretini ödemek ister gibi I. ve II. İnönü Harpleri’nde ve müteakip muharebelerde canlarını dişlerine takarak düşmana sonuna kadar dayanmışlar, sonunda da düşmanlarını yenmişlerdir. Komutanlarını, subaylarını candan sevmişler ve kendilerini de sevdirmişlerdir..."

     Evet, sayın milletvekilim; işte senin hizmet vereceğini söylediğin halkın mayası bu. Dilerim başarıların daim olur ve CHP’yi iktidara taşıyacak öncü kadrolarında hep önünde olursun.