“ORGANLARI YER DEĞİŞTİRMİŞ ADAM”

Hüseyin Sarı

    Adına ister dönüşüm, ister demokratikleşme, isterseniz askeri vesayetten kurtulma deyin ama bilin ki ülkede şimdiye kadar duymadığımız ve de görmediğimiz olaylar yaşanıyor.
    Bu hafta seçtiğim konu yazının başlığından da anlaşılacağı üzere Başbakan yardımcısı Sayın Cemil Çiçek’in, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’e yönelik sözlerinden yola çıkarak Şeyh Rıza’yı yazmaktı.
    Ancak YAŞ toplantısının ikinci gününde tamda Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atama yapılacağı gün yaşanan bir olay bana çocukluğumun bir anısını hatırlattı. Önce anımı anlatayım:
    Ragıp diye bir arkadaşımız vardı. Yolda yürürken durur ve 360 derece kendi ekseni etrafında önce sağa sonrada sola döner ve bu arada yerden bir taş alıp havaya atar, taş yere düşerken de ince ayarlar yaparak taşın başına düşmesi için özel bir gayret sarf ederdi. Taş isabet ettiği zamanda ağlardı.
    Bende kızar ve kendisini hırpalardım. O da her seferinde bana; “beni niye dövüyorsun?” diye, sorardı. Bende ona “…taşı atıyor, sonra başıma düşsün diye ayar yapıyorsun, düşünce de ağlıyorsun. Canın yanıyorsa atmazsın…” der, konuyu kapatırdım.
    İşte savcıda tam da o gün Hasan Iğsız Paşa’ya öyle ince ayar bir taş attı ki acısı kimleri üzecek zaman içersinde göreceğiz.
    Şimdi gelelim “organları yer değiştirmiş adam”ın sözlerine.
    Ne demişti Osman Baydemir; …demokratik özerklik olsun, …Ayyıldızlı bayrağın yanında birde sarı kırmızı ve yeşil renkli Kürt bayrağı dalgalansın…  
    Bu demokratik özerklik kavramı konusunu doğruyu söylemek gerekirse ben, söyleyenlerinde yeterince anlamadığı veya laf olsun torba dolsun kabilinden söylediklerini düşünenlerdenim. Keşke bölge demokrasiyi solusa ve de herkes birey olmanın hazzına varsa. Varsa da asalaklar meydanlardan çekilse.
    Daha öncede birkaç kez yazdım. Kürtün derdi yine Kürt. Sömürünün alabildiğine hayat bulduğu bu bölgede halk aşiret, şeyh ve PKK baskısından kurtarılmadıkça o bölge insanın insanca yaşaması söz konusu olamaz. Ayrıca Türkiye’nin diğer bölgelerinden, Güneydoğu’ya kaynak aktarılarak bu değirmen sittin sene döndürülemez. Bu gün için bazı iller ürettiklerinin elli katını tüketiyor ve bunun faturası da batı illerine çıkıyor.
    Hal böyleyken Baydemir; gerçeklere taban tabana zıt “Kürdistan Türkiye’nin Kolonisi” sloganından yola çıkarak “dipsiz kile boş ambar” türünden laf üretiyor. Herkes bilsin ki kıvırtarak veya kırsal kurnazlığı yaparak doğulu yurttaşlarımızın problemleri çözülemez.
    Yine bilelim ki bölgenin feodal yapısı kırılmadıkça, oradaki aşiret, ağalık, şıhlık ilişkileri değişmedikçe, töre cinayetleri sürdükçe, bölgeye değil demokratik özerklik, demokrasinin “D” si bile gelmez. Eğer bir kanaat önderi bunları kavrayamamışsa ona “organları yer değiştirmiş adam” yakıştırması ne kadar uygun düşer bilemem ama beynine uzaktan kumandayla çalışan bir aktarıcının takıldığı muhakkak.
    Şimdi diyeceksiniz ki hani İngilizlerin adamı ve Dersim Ayaklanması’nın liderlerinden Şeyh Rıza’yı yazacaktın?
    Evet, yazacaktım ama Temel’in dediği gibi deniz bitti.