“CİBİLLİYETİ BOZUK OLURSA!..”

Hüseyin Sarı

     Haftada bir yazı yazmanın avantajları kadar dezavantajları da var. Bazen günceli yakalamada geç kalıyor, bazen de çok ilerde oluyorsun. Tıpkı geçen hafta yapılan seçimlerde olduğu gibi. Seçim sonuçları ile ilgili yazmak için tam bir hafta bekledim. Ve geçte olsa detaylardan arınarak düşüncelerimi yazmak istedim.
     Önce AKP. Çok partili hayata geçtiğimiz günden bugüne, hiçbir siyasi parti Sayın Erdoğan’ın gösterdiği başarıyı gösteremedi. Mükemmel bir organizasyon ve harika iş çıkaran danışmanları ve de 1.300.000 kişiden oluşan gönüllüler ordusu. Tabii ince ayar strateji ve siyasal konjonktürün uygunluğu. Söz gelişi doğudaki oyları doyuma ulaşıp kilit olunca milliyetçilik kartını çok iyi kullandı.
     Söylemleri ile hem MHP’den hem de sahillerden oy aldı. Yaptıkları veya söylemleri, etikti değildi, tartışılır. İstikrarlı bir biçimde oyunu arttırdı ve her iki seçmenden birinin oyunu almayı başardı. Oyu arttırmasına arttırdı ama milletvekili sayısı düştü. Eee!.. Her zaman torbadan tavşanı iktidar çıkaracak değil ya… Bu defada tavşanı Yüksek Seçim Kurulu çıkardı.
     Sonra BDP’nin desteklediği “Kürtçü bağımsızlar”. Görüldü ki aldıkları oy %6 civarında. Bu demektir ki her Kürt tandanslı yurttaş PKK sempatizanı değil.
     Seçimlerde en sıkıntılı günleri MHP yaşadı. Kaset olayları ters tepti ve servis yapanların ellerinde patladı. Bu işin sorumlusu, suçluları bulup çıkarmadığı sürece, hükümettir. İktidar olanlar unutmasınlar ki “Keser döner sap döner, bir gün gelir hesap döner” ve de bu oyun onlarında başlarını öne indiriver.
     CHP’ye gelince:
     En son lafımı, en başta söyleyeyim: Seçim sonuçları Kemal Kılıçtaroğlu açısından en azından “başarısızlık” değildir. Biliyoruz ki teşkilatlar yeterince çalışmadı, genel merkez yapısı tam oturmadı, CHP’nin kampanyası AKP profesyonelliği yanında amatör kaldı. Genel Başkan söylemlerinde stratejik hatlar yaptı. %26 oranı CHP’ye yakışmadı. Zaman zaman partinin misyonuna ters düşebilecek söylemlerle de gündem tuttu.
     Bunların hepsi eleştirilebilir. Ancak kimse Sayın Kılıçtaroğlu’nun performansına söz edemez. Hele yıllarca partiyi % 20’lerde gezdirenler hiç edemez. Zaten etmemelidirler. Eğer ediyorlarsa onlara sözüm yok. Ama anlatmak istediğim bir fıkra var. Fıkrayı ilkokula gittiğim yıllarda rahmetli büyükbabam anlatmışı.
     Fıkra bu ya! Günlerden bir gün dere kenarına gelen ve de yüzme bilmediği için karşıya geçemeyen akrep kurbağaya yalvarır:
     Ne olur kurbağa kardeş beni karşıya geçiriver.
     Kurbağa; akrep kardeş! Seni karşıya geçirmek sorun değil. Ama korkarım beni sokarsın.
     Akrep olur mu? der, sen bana iyilik yapacaksın, sana nasıl kıyarım.
     Uzatmayalım, kurbağa akrebi sırtına bindirir ve karşıya geçirir. Ayakları yere basan akrep döner ve kurbağayı sokar. Kurbağa ne yaptın akrep kardeş deyince de “Kusura bakma benim cibilliyetim bozuk” der ve çalılıkların arsında kaybolup gider.
     Şimdi ben derim ki seçimlerin üzerinden 24 saat geçmeden Sayın Baykal ile Önder Sav’ın perde arkasından söyledikleri kurultay türküleri artık bir CHP klasiği olarak bile çekilmez geliyor. Ama ne yapacaksın can çıkmayınca huy çıkmıyor işte.