Ya domuz çiftliği kurulsaydı

Hamza Canbaş

Çarşamba günü henüz evden çıkmıştım ki, telefonum çaldı. Karşımda Mengende gazetecilik yapan eski bir dost vardı. Bir süre selam sabahtan sonra konuya girdi./Hamza Bey sana bir özür borcum var. Kafama takıldı. Sabah sabah aramak istedim./Estağfurullah bana niye özür borcunuz olsun ki./Yok, öyle demeyin. Ben sizden özür diliyorum. Gıyabınızda sizinle ilgili olarak biraz olumsuz cümleler sarf etmiştim. Hakkını helal et!/Helal olsun da, ben henüz konuyu anlamadım. /Mengene yapılacak domuz çiftliği konusunda siz, yapılmasın diye yazıyordunuz. Biz Mengenliler olarak size kızıyorduk. O çiftlik iyi ki yapılmamış. Yoksu bugün tedirginlik ve korku içinde yaşıyor olacaktık.
***Tabi ki konuyu hemen hatırladım. Yaklaşık iki yıl önceydi. Mengen Gökçesu arasında, Karadenize dökülen bir ırmağın kenarına, ABden de krediyi kapmış akl/ı evvelin birisi domuz çiftliği kurmak istiyordu. Yörenin halkını da sizin gençlerinize burada iş imkânı sağlayacağım, sizlerde tarlalarınızı talan eden yaban domuzlarını vurup bana getirin, ben onları işleyip satacağım. Size de domuz başına para vereceğim diyerek Mengenlilerin desteğini almıştı. Hatta Ak Partili siyasiler bile çiftliğin kurulmasına destek veriyordu. Bu domuz çiftliğinin kurulmaması konusunda benimle birlikte Sayın Süha Alpaslanla konuyu kamuoyu gündemine taşımıştık. Kurulacak Domuz Çiftliğinin yörenin doğasını tahrip edeceği konusunda dilimizin döndüğünce, gücümüzün yettiğince zararlarını anlatmaya çalışmıştık. İl Genel Meclisi üyesi Zeki Ozulluoğluda bize destek veriyordu. Zaman içersinde bizim gibi düşünenler çoğaldı. Ve çiftlik kurulmadı. Kamuoyu baskısı sermayeye galip gelince adam çiftliği kuramadı.Tabi ki zaman hızla akıp geçti. Bu konuda unutuldu gitti. Ta ki, Meksikadan doğan ve şu anda 15/20ye yakın ülkeyi tehdit eden küresel Domuz gribi ortaya çıkınca, bize o gün, kızan Mengenli ve bazı Bolulu dostlar şimdi şükrediyorlar.O günlerde Domuzlara dokunmayın diye yazdığımız için adımızı Domuz dostu, domuzlara çıkaranların pişman olup özür dilemelerini anlamlı buluyorum. Demek ki o zaman sadece domuzları değil, Mengenlileri de savunmuşuz.
Yerel basınla dalga geçen okur
Ben, yerel basının güçlü olması gerektiğine inanan ve bu yüzden çaba harcayan birisiyim. Bu yüzden de sıklıkla yerel basını ve çalışan arkadaşları eleştiririm. İstiyorum ki, yerel basın güçlü olsun, okurunun önünde gitsin. Ancak üzülerek görüyorum ki, Boluda hala daha yaptığı işi önemsemeyen ya da dikkat etmeyen arkadaşlar bulunuyor. Boluda gazete okunmuyor diye şikâyet etsek de, gazete okuyanlar, gazeteyi hazırlayanlardan her açıdan önde gidiyor. Aslında sevinilecek bir durum. Bir kere daha çok dikkat ediyorlar ve gündemi daha iyi takip edebiliyorlar. Bakın size bu konuda yaşadığım iki örneği aktarmak istiyorum. Gazetelerin isimlerini vermiyorum onlar kendilerini biliyorlardır. Geçen akşamüstü eve giderken, Belediye dükkânlarında iş yeri olan bir dostum çağırdı, çay içerken masasında duran gazeteyi gösterdi. Ve Bu mudur gazetecilik diyerek, yerel bir gazetemizin spotunu okudu. Aynen aktarıyorum. 1 Ağustos 2006 yılında göreve başlayan ve aralıksız bu görevini 5 yıl sürdüren Abdullah Öztürk Belediye Başkan Yardımcılığından ayrıldı Ve ardın da da konuşmaya başladı, Ya kardeşim, Abdullah bey 2006 yılında görev başladıysa ve 5 yıl görev yaptıysa yıl 2011 olmalı, ama biz 2009dayız. Bunlar bizi ne yerine koyuyorlar diyerek, yine bir başka gazeteden kesip sakladığı başka bir notu gösterdi. Kaza dün gece saat 24.30 sularında meydana geldi 24.30un üzerini fosforlu kalemle çizip gazetenin kenarına şöyle bir not düşmüş. Bir günde 24 olan saat dilimini benim haberim olmadan 25e çıkartanları kınıyorum İşte Boluda böyle ciddi okurlar var. Hatta yazılanlarla dalga geçecek kadar bilinçliler. Bu yüzden yerel basın dikkatli ve özenli olmalı.