Vah benim ülkem vah!

Hamza Canbaş

CUMA günü gazetelere göz gezdiriyorum. Gazetenin birisinde okuduğum ve manşetten verilen haber tüylerimi diken diken ediyor.
     Bugüne kadar birçok kez, ordumuz içersindeki subaylar suçlandı ama bu kez ortaya atılan iddia yenilir yutulur cinsten değil. Haberin içeriğine bakıldığında, düpedüz PKK ile mücadelede bir ihanetin söz konusu olduğu yazılıyor.
     PKK ile göğüs göğüse mücadele sırasında PKK’lıların yerlerini tespit edip karargâha bildiren, insansız uçaklar “Heron”ların düşürülmesi ya da koordinatlarının değiştirilmesi isteniyor. PKK’lı teröristler için “Kendi adamlarımız” diyen bir Üsteğmen, bir Yarbay’dan yardım isterken, “Yarbayım çok PKK’lı vuruluyor. Heronu düşürün ya da koordinatlarını değiştirin” diye talepte bulunuyor. Buna karşılık Yarbay’da, “Çaresine bakarız” diye yanıt veriyor.
     2007 yılının Ekim ayında yaşanan bu konuşmalar MİT’in kayıtlarına girmiş. Gazete bu haberini MİT’e dayandırarak veriyor. Böylesine büyük bir suçlama ile sanırım Genel Kurmay Başkanlığımız ilk kez karşı karşıya kalıyordur. Böylesine büyük bir suçlamanın asılsız olmasını elbette ki hepimiz temenni ederiz. Ancak böylesine büyük bir suçlamayı yapanlar şunu çok iyi biliyorlardır ki, gerçek dışı olması halinde en büyük cezayı alacaklardır. Bunu bilmelerine rağmen sayfalarına böyle bir haberi koyduklarına göre ellerinde somut delileri var diye düşünüyorum ve düşündükçe de çıldırıyorum. Üstelik aynı haberde Genel Kurmay’ın bu konuyu ört bas etmeye çalıştığı da vurgulanıyor ki, ihanet içinde ihanet durumu söz konusu.
     Ben böyle bir olayın olduğuna ihtimal vermiyorum. Ama bir yanım “olamaz böyle bir şey” derken diğer yanım “Ya doğruysa” diyor. İşte bu yüzden bu konu açığa kavuşturulmalıdır. Evlatlarına kınalar yakıp askere gönderen analar, dul kalan eşler, yetim kalan bebekler için bu konu açığa kavuşturulmalıdır.
     Gözbebeğimiz Genel Kurmay için ortaya atılan bu iddiaların iftira olmasını ve bu iftirayı atanların da en ağır bir şekilde cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum. Doğru olması halinde bu insanların bizim insanımız olduğunu düşünmüyorum.

Siyaset yaptığını sanıyorlar

     Benim naçizane olarak Bolu’da siyaset yapanlara bir çift sözüm var. Öyle “Gazeteye çıkayım da nasıl olursa olsun, reklâmın iyisi kötüsü olmaz” düşüncesiyle verilen beyanatlar bilinmelidir ki, kamuoyunda prim yapmadığı gibi, “Bunların hiç mi işleri yok birbirlerine laf yetiştiriyorlar” şeklinde algılanıyor.
     Bunu şunun için söylüyorum, Son iki haftadır yerel gazetelere baktığımda, Bolu’da siyaset yapan kişilerin ülkenin geleceği açısından hiçbir sözlerine rastlamadım. Bir gün birisi bir şey söylemiş, ertesi gün o diğerine cevap vermiş. Normalinde bir kahvehanede oturup tartışabilecekleri bir konuyu gazete sütunlarında yapıyorlar. “Vay sen bana bunu nasıl dersin” şeklinde yapılan bu açıklamalardan halk rahatsızlık duyuyor. Muhabir arkadaşlar elbette ki gazeteye koyacak bir haber olsun diye, il ya da ilçe başkanına telefon açıp, “Falanca senin için bunu dedi” şeklinde bir soru yöneltince karşıdaki “Bana nasıl öyle söyler” deyip açıyor ağzını yumuyor gözünü.
     Oysa Mevlana’nın dediği gibi, “Bi lafa baksalar laf mı diye, bir de söyleyene baksalar adam mı” diye hiç böyle komik duruma düşmeyecekler. Bilinmelidir ki, Gazeteler haber olayım diye, dedim ki diyeceğim ki şeklinde yapılan siyaset tutulmuyor.