Tezgâhtarlık çok önemli bir meslektir
ÖNCE, 14.02.2002 tarihinde, Bu sütunlardan yazdığım Tezgâhtar kız başlıklı yazımdan bir alıntı yapmak istiyorum. Bakın başka ülkelerde kriz nasıl aşılıyormuş ve birde başka ülkelerde insana nasıl değer veriliyormuş onu görelim. Olayın kahramanı ünlü romancı Bedii Faiktir. Romanda bir anısını anlatıyor. ***( Bedii Bey, Londrada fazla lüks olmayan bir mağazaya girer ve çok sevdiği bir dostuna hediye almak ister. Mağazada reyonlar arasında dolaşırken gözüne bir kravat ilişir ve kravatı tezgâhtar kıza uzatarak almak istediğini söyler. Tezgâhtar kız kravatı Bedii Faikin elinden alır ve önce kravatı jelâtin bir kâğıda sararak bantlar. Sonra çok hoş bir zarfın içine yerleştirir. Sonra bu zarfla birlikte yeniden kravatı koyu bir renk kağıtla paket yapar. Bu paketi kırmızı bir kurdeleyle bağlayıp kelebek şeklinde bir de düğüm atarak, kibarca Buyurun efendim. Dostunuz güle güle kullansın der. Bedii Bey, inanılmaz bir şaşkınlık yaşar, o da kibarca, Hanımefendi niye bu kadar zahmet ettiniz. Alt tarafı bir kravat aldım. Jelâtin, karton, kurdele, zarf. Ne lüzum vardı bütün bunlara der. Tezgâhtar kız Bedii Beye iki şıklı bir cevap verir ki, Bedii Bey düşüp bayılacak duruma gelir. Beyefendi ne zahmeti siz bizim müşterimizsiniz ve dostunuza hediye alıyorsunuz, Bu şekilde ambalaj yaparak dostunuzun karşısında sizin değerinizi artırıyorum. Bunu sizin için yapıyorum. İkincisi ve bizim için önemli olanı ise, jelâtin, kâğıt, zarf ve karton kutu atölyelerinde binlerce kişi çalışıyor. Ben bir tezgâhtar olarak onların ekmeğiyle nasıl oynarım. Ben bir tezgâhtar olarak bunca zahmete girmesem ülkem nasıl kalkınır, zenginleşir ) Yani koskoca romandan aklımda kalanlar bunlar. Ancak, tezgâhtar kızın bu şekilde ki düşüncesi bana göre bir ekonomik devrim niteliği taşımaktadır. Nasıl bir ekonomi anlayışıdır ki, Bir tezgâhtar kız, hiç görmediği ve belki de hiç tanışmayacağı diğer emekçileri düşünebilmektedir. Bir tezgâhtar kız ticareti ve üretimi diri tutabilmek için neler yapıyor. Bir tezgahtar kızdaki kolektif ruha bakar mısınız Şimdi bu ülke kalkınmış bir ülke olmaz mı Bu ülke ekonomik devrimini tamamlamış bir ülke değil midir Yani bendeniz Liberal ekonomi deyince böyle bir şey anlıyorum. Yani tükettikçe zenginleşmek gibi bir şey. Ama tezgâhtar kız gibi olabilmeyiz. Her şeyi her şeyi paylaşmayı bilmeliyiz. Bana ne, aman sende şeklindeki tavırlarımızı bir kenara koymalıyız. Bana göre, güçlü devlet olmanın temelinde israfsız tüketim, kolektif şuur, fedakârlık ve tezgâhtar kız zarafeti yatmaktadır.
***Yukarıdaki Bedi Faik anısından sonra, Bolu Yeni Sümer Mağazasında yaşadıklarımı Tezgâhtar Skandalı şeklinde özetlemek mümkün. Aslında hiç yazmak istemiyordum, ancak benim başıma gelen bir dostumun da başına gelince demek ki uyarılar kulak ardı edilmiş, ya da aslında hiç kimse uyarıda bulunmamış dedim. Aşağıda okuyacağınız nedenle, bana, özellikle perakende sektöründe krizin olduğuna inanmak çok güç geliyor. Yani krizin olduğunu sanmıyorum, nereden mi biliyorum, birkaç sebep sayabilirim size ama en iyi göstergem tezgâhtarlar. Mağazacılıkta en önemli kişiler tezgâhtardır. Eğer tezgâhtar müşteri ile ilgilenmiyorsa ortada kriz mriz yok demektir. Bu yüzden tezgâhtarlar ekonomide bir gösterge görevi üstlenirler. Bu çerçeveden baktığımızda YSM Mağazası içinde krizi yok diyebiliriz.
Skandal gibi hataOlay kısaca şu, Mağazaya girdim, bir süre beğendiğim ayakkabının başında bekledikten sonra, tezgâhtarı çağırıp ayakkabı almak istediğimi söyledim. Henüz fiyatını sormadan, peşin alırsan şu fiyata, taksitle bu fiyata diyerek önce ayakkabının fiyatı ile beni ürkütmeye çalıştı. Neyse kredi kardı verip yüzde 30 indirimle ayakkabıyı satın aldım. Henüz daha bir gün giymeden ayakkabı hem de olmadık yerinden patladı. Ertesi günü mağazaya götürdüm. Mağazada birkaç genç hanım kendi aralarında bir şeyler konuşuyor. Girişte yaşlı bir bey ise niye geldin sen şimdi der gibi yüzüme bakıyor ancak kalkıp ta bulunduğum yere henüz teşrif etmiyor. Genç hanımlardan yardımcı olmalarını istiyorum, bana Bir dakika size falanca bey yardım edebilir, biz onu çağıralım diyorlar Bir süre falanca beyi bekliyorum, neyse falanca bey teşrif edip, sorunun ne olduğunu soruyor. Kendisine durumu anlatıyorum. Ve ayakkabının aynısı ile değiştirilmesini talep ediyorum. Bana, Tamam beyefendi biz ayakkabıyı firmaya gönderelim. Onlar değiştirir diyor. Siz Cuma günü geliniz deniliyor. Cuma günü saat 20,00 civarlarında aynı mağazaya gidiyorum. Girişteki yaşlı bey yine aynı yerinde oturuyor. Selam veriyorum ama hiç oralı olmuyor. Yine sen niye geldin der gibi yüzüme bakıyor. Ayakkabı reyonuna doğru yöneliyorum. Etrafta görünen kimse yok. Bir süre bekliyorum. Neyse genç bir hanım oradan geçerken durumu anlatıyorum. Bana, sizin konunuzla ilgilenen falanca arkadaş izne ayrıldı, bizde konuyu bilmiyoruz deniliyor. Mağaza başıma yıkılıyor. Girişteki, mahkeme duvarı suratlı beyefendinin yanına gidip konuyu anlatıyorum. Benim yapabilecek bir şeyim yok. Sen Pazartesi günü gel deyip arkasını dönüyor. Neyse pazartesi günü tekrar aynı mağazaya yine aynı saatte geliyorum. Konuyla ilgili falanca kişi gelmiş, bana sizin sorununuzu Salı günü hallediyorum deyip beni tekrar yolcu ediyorlar. Salı günü, ayakkabıyı biz firmaya göndereceğiz dedikleri firmayı arayıp, Bolu Mağazasından iade ayakkabı gelip gelmediği konusunda bilgi alıyorum. Aldığım cevap hayır oluyor. Salı günü mağazaya gidiyorum bana, Boluda tamir ettirdikleri ayakkabıyı allayıp pullayıp elime veriyorlar. Bu kez kendilerine bu ayakkabının iade için firmaya gönderilmediğini söylediğimde biz bunu burada tamir ettirdik oluyor. Sanki ben yaptıramazmışım gibi. Neyse uzatmayayım ben ayakkabının parasını geri alıyorum tabi ki. Konuyu YSM Mağazasının sahibi ve Gündem Gazetesini satın alarak Yerel Medyaya adım atan Durmuş Erdinçe aktarıyorum. Sayın Erdinç ile bu konu üzerinde karşılıklı konuşuyoruz. Krizden anlatıyoruz. Vs vs. Bana kendisi bu konuya el atacağını söylemişti ama arkadaşımda benzer konudan şikâyet edince, perakende sektöründe kriz miriz yokmuş dedim. Evet, henüz Bolulular daha esnaf olmayı öğrenememişler.
- Vatandaşı soytarı yapmak
- Vicdanının sesini dinleyen Mehmet Konuk istifa etmemeli
- Tabela çöplüğü
- Tanju Özcan’ın nezaketi(!)
- NECİP BAŞKAN VE BASIN
- Ah şu bizim gasssteciler
- Bende Belediye Başkanı kadar zekiyim
- Savcı Sarıkaya haklı çıkarsa
- Bolu'ya fotoğrafı biz sevdirdik
- Hayvan sever olduğunu iddia edenler İdris Amcayı örnek almalı
- Başkanın hayvan severlere tokat gibi cevabı “Bana niye ölen işçinin hesabını sormuyorsunuz”
- Demokrasi nedir?
- Gerede’deki işçiler ve Bolu’daki gazeteciler
- PKK’dan beter
- Beş dakika engelli olmaya dayanamadım
- Beygaz sanki “Ali kıran baş kesen”
- Bolu Bey(inin)gazın Bolu’ya zulmü
- Beyinler sağlam değil ki, binalar sağlam olsun
- “Vatan”a kurban!
- Terör değil savaş
- İyi uykular Bolu
- BDP’liler yemin ettiler, Meclise huzur geldi(!)
- Muhtemel bir cinayeti ihbar ediyorum
- Zengin ama mutlu değil
- Siyaseti ayağa düşürdüler
- Ormanlar yanıyor, dostlarım yanıyor
- Tavukçular tesislerini neden Büyüksu deresi kenarına kurdular acaba?
- Festival yerine Somali’ye tavuk gönderin
- İhsan Ağcan kabuk bağlamış yarayı kaşıyor
- Gözünüz meydan görsün
- Şu bizim Basın tribününün halleri
- İnsan ve vatan
- Sayın Valimize bir kez daha hakkımı helal etmiyorum
- Hakkı Fidan ve CHP
- Dr. Murat Yapıcı için bardağın dolu tarafı
- Niye 3–0 olmadı
- Siyasilerden uçuk kaçık vaatler
- Bir nikah dört kadın
- Ömer Sayın unutursa, millette Ak Partiyi unutur
- Haram para ile şampiyon olunmaz
- İzzet Babaya mektup
- Keşke herkes çocuk kalabilse
- Bir oy vermenin sorumluluğu
- Siyasette erkekler ve kadınlar
- Başkanın ruh hali (3)
- Ak Parti adayı Hatice Dinç’in itirafları
- Milletin vekili mi? Başkanın askeri mi?
- Kızılay’a günahımı bile bağışlamam
- Emperyalizme kafa tutan leopar
- BAŞKANIN RUH HALİ
- Altın rozetli Yener abi
- Kardeşlik köprüsü olmadan önce düşman mıydık?
- Sayın Başkan, saçında aklar var
- Bolu’yu kim yönetiyor
- Eski Vali’ye kimler “Kabalık” yaptı
- Bir büyük, bir küçük (ama yüreği kocaman) iki yazar
- Korkakların suskunluğu
- Sayın Valimize açık mektup
- Ahmet Saib Zorlu
- CHP, Yener Abi ve Ben
- Vali’den gazetecilik dersi
- Türban ve Geçmişte Yaşananlar
- CHP halka samimiyetsiz davranıyor
- Beygaz Bolu’yu soyuyor
- ABD’nin yeni planı
- Diploma cehalet alır, eşeklik baki kalırmış
- Önemli nasihatler
- Edepli edebinden susar, edepsiz de onu ben susturdum zanneder
- Ramazan Sokağına “genelev” benzetmesi
- Eyvah yargı elden gidiyor(muş)
- Sayın Vali’nin de mi sesi mi kesildi?
- Bölündük ey halkım
- "Evet, hayır" üzerine çeşitlemeler
- Vah benim ülkem vah!
- “Coca Cola” şişesi ve “Türk Malı” dizisi
- Bebek katili Öcalan yeniden yargılansın
- Demokrasiye nankörlük etmeyin
- Eğitimde Sayın Vali’den umutluyum
- Bir Türk Dünya’ya bedeldir, Ama hayal dünyasına
- Kayıp yıllarımız
- Meğer CHP şeriatla yönetiliyormuş, Baykal’a RECM cezası verdiler ve taşladılar
- Deniz Baykal ve kirli siyaset
- Bolusporda suçlu taraftardır
- Abantın ruhuna fatiha
- BOLU BASINI
- Ben Deniz Baykalı alkışlıyorum
- FİLLERİN TEPİŞMESİ
- Ülkemizde bir iç savaş var haberiniz var mı
- Bolu'yu rezil ettiler
- Zirvedeki soğuk rüzgârlar vatandaşı hasta eder
- CHPNİN MEKTUBU LAİKLİĞE AYKIRI DEĞİL Mİ
- Müslümanız Elhamdülillah
- BELEDİYEDEN KÜÇÜK İŞ BÜYÜK HİZMET
- İmam Hatip Okulu ve Atatürkçüler
- Belediyeden güldüren olay
- REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ VE MUTFAK YAZILARI
- Uğur Mumcunun düşündürdükleri
- TÜİKin nasıl istatistik yaptığımı anladım
- Nihat Abiden tampon darbesi
- Mutlu yıllar diliyorum sevdalı yüreklere
- Düdüklü tencere
- Siz hiç Alacakaranlıkta Ankaraya gidip, alacakaranlıkta döndünüz mü
- Askeri mahkemenin kararına isyan ediyorum
- Bu ülkede yaşanılan hiçbir şey tesadüf değildir
- Milletin genetiği değişmiş
- Milli Bayramlar CHP'nin, dini bayramlar Ak Parti'nin mi olsun
- Belediye Başkanına moral desteği
- Bolu Valiliğinden gelen mektup
- Akçakocadaki Çınar Oteli hikâyes
- Kızılay Meydanına yapılacak Camiiye destek
- Valla, Kızılay meydanına
- Önce vur sonra dur!
- Her şey Bolu için, bizim için
- Ayılar ve İnsanlar
- Bir Vali, bir Kaymakam bu kadar duyarsız olabilir mi
- Bolu Valisine niye kızıyorlar
- Bu ülkeyi bölmek için PKKya gerek yok
- Türkan Saylan üzerinden siyaset yapmak
- Ver coşkuyu
- Bir darbeci ile bir siyasetçinin sulu şakaları
- Yakın tarihimizdeki katliamlar
- Kahrolsun medya
- Bize niye Teşvik vermiyorlar
- TOKİ kültürümüzü yok ediyor
- Bolusporda başarının sonu niye gelmiyor
- Anneler günü
- Kravatlı ve diplomalı hırsızlar
- Ya domuz çiftliği kurulsaydı
- ABDnin makyajı aktı
- CHP bu yüzden ikinci parti oluyor
- BAĞCIYI DÖVMEK YERİNE ÜZÜM YİYELİM
- Seçim mi var, meydan okuma mı
- İlahi CHP, sen adamı öldürürsün
- Ticaret Odası gücünün farkında olmalıdır
- Başkanın basınla ısınma turları
- Ergenekonda Bolu
- ERGENEKONA DERİN BAKIŞ








