Siyasette erkekler ve kadınlar

Hamza Canbaş

Bir erkek, bir kadınla geri dönülmez bir yola girebilir.
Bir erkek, bir kadının gözlerini kendisini pusula yapıp, rotasız bir gemi gibi engin denizlerde cesurca yol alabilir.
Bir erkek, bir kadın için, onunla olmak pahasına kimselerden destek almadan, medet ummadan batacağını bile bile okyanuslara dalabilir. Köpek balıklarına meydan okuyabilir.
Bir erkek, bir kadına ulaşmaya çalıştıkça kendisinden kaçan bir kadını her şeye rağmen, her türlü engellemelere, her türlü zorluklara rağmen kovalayabilir.
Bir erkek, bir kadını sırf sevdiği için, o kadının yanında olabilmek için, onun sesini, onun nefesini duyup hissedebilmek için bütün acılarını, bütün sevinçlerini, tahtını, kariyerini, geleceğini bir kenara koyabilir.
Bir erkek, bir kadın için ölebilir, öldürebilir.
Velhasıl kadın doğurur ve büyütür.
Ancak,
İşin içerisine siyaset girdiğinde, erkek kadını tanımaz. Çünkü erkek, kadının kendisini yönetmesine sıcak bakmaz.
12 Haziran’da Milletvekili Genel Seçimleri yapılacak. Siyasi partilerde müthiş bir çalışma yürütüldü ve Siyasi Partiler, partilerinden Milletvekili seçilecek kadın adaylar için kotalar koydular.
Gerek Sosyal Demokrat olan partiler gerekse Muhafazakâr olarak bildiğimiz partiler ve de diğer partiler bir konuda anlaşıp kadını siyasette ne kadar az tutabiliriz konusunda farkında olmadan ve birbirleri ile hiç konuşup anlaşmadan bir konsensüse vardılar.
Peki, bu nasıl oluyor? Yani hiç birbiriyle konuşmadan anlaşmadan aynı işi başarabilmenin sırrı nedir? Bence bu sorunun cevabı çok basittir. Erkek kafası işte, Sosyal Demokratta olsa, solcu da olsa, liberal, muhafazakâr da olsa bütün erkeklerin kadına bakışı aynıdır.
Ülkemizde çağdaş bir siyasi parti olmanın tek yolu, parti içeresindeki kadın milletvekili sayısı ile ölçülüyor.
Oysa bu düşünce bana göre tamamen yanlıştır. Parlamentodaki her hangi bir siyasi partinin bütün milletvekilleri kadın olsa bile ben o partiyi diğer siyasi partilerden daha çağdaş gözüyle göremem. Yani benim ölçülerimde siyasi partilerde bulunan bir kadın, çağdaşlık ölçütü sayılamaz.
Ülkemizdeki bulunan bir sürü kadın derneklerinden bu konuda yeterince ses çıkmamasını da bir türlü anlamıyorum.
Her siyasi parti, kadına verdiği değeri anlatmak için, “Biz bu seçimlerde kadınlar için yüzde 20 olan kotamızı yüzde 30 çıkarttık” diyor. Bak bak sen! Ne büyük iş yapmışta bizim haberimiz yokmuş. Demek ki iş siyasete gelince, kadın mutfakta ve yatakta olmalıymış gözüyle bakılıyor.
İşte bu nokta da kadınlardan ses çıkmıyor, demiyorlar ki, “Be hey gafil! Sen kimsin de bize kota uyguluyorsun. Sen değil miydin daha düne kadar önümde diz çöküp yalvaran. Sen değil miydin önüme servetler yığan. Ben senin gibi milyonlarca insanı yönetebilecek yetenekteyim.”
Veee demedikleri sürece erkekler kadınlara kota da koyar, pota da da eritir.