Ramazan Sokağına “genelev” benzetmesi

Hamza Canbaş

İNSANIN her yaşta öğreneceği bir şey oluyormuş. Misal ben “Zürafa Sokak” denildiğinde her hangi bir sokak sanıyordum ki meğer anlatılmak istenen Bolu’nun her hangi bir mahallesindeki her hangi bir sokak değilmiş; öğrendim.
Bolu Detay Gazetesinde Nil Erdem yazmış, “Kalemci arkadaşa özel not” başlığında orta şiddette bir yazı. Kalemci her kimse daha önceleri de Nil’in köşesine konu olduğundan enikonu merak etmekteyim kim bu diye. Sordum söylemedi kim olduğunu. O zaman niye böyle bir yazı yazdığını sordum, “Sana kalemcinin yazdığı bir yazıyı göndereyim” diyerek bir yazı gönderdi. Okudum, okudukça üzüldüm. Tövbe hâşâ dedim, Bu kim ki, kendisini Allah yerine koyup milletin günahını sevabını tartıya çıkartıp ceza olarak ta sıfat takıyor.
Üzüldüm tabi ki, bir arkadaşıyla girdikleri “Ramazan Sokağı”nı “Zürafa Sokağa” benzetmelerine. Nil’in “Kalemcisi” ve arkadaşı “Ramazan Sokağı”nı gezerken gördükleri manzara karşısında dumur olmuşlar anlaşılan. Yani adı “Ramazan Sokağı” ama orasının “Ramazan” günleri ile ilgisi yok. Yani, gündüz gündüz kimse oruç tutmuyor. Ramazan sokağına ramazan uğramamış anlaşılan. Galiba anlatmak istedikleri konu özetle bu.
Sanırım arkadaşlar dini fetva verecek kadar kendilerini yetkili ve de bilgili görüyorlar. Teolojik tahsil yapmışlar mıdır yapmamışlar mıdır merak ediyorum doğrusu. Anlaşılan o ki, bu iki zat-ı muhterem analarından doğduğu gibi günahsız olmalılar ki, başka günahkârlara taş atabiliyorlar. Nil Erdem’e bu arkadaşın kim olduğu konusunda ısrarcı olacağım. Çünkü benim gibi günahları boyunu aşmış birisi olarak günahsız bir zat-ı muhteremi görüp onunla bir iki kelam etmek sanırım günahlarımı azaltabilir.
Şimdi siz “Zürafa Sokağı demişlerse ne olmuş yani” diyebilirsiniz. Evet başlangıçta bende sizin gibi aynı düşünüyordum. Ta ki, İstanbul’da Zürafa Sokağının neresi olduğunu öğreninceye kadar. Ne zaman ki öğrendim, takke başımdan uçtu gitti. Yani Nil Erdem’in “kalemcisi” ile onun sevgili arkadaşı, “Ramazan Sokağı”nı “Geneleve” benzetiyorlar. Bu durumda, Ramazan Sokağındaki iş yerlerinin her biri birer randevu evi ve orada çalışan kızlar vücutlarını pazarlayan fahişeler ve ereklerde satıcısı oluyor. Oraya müşteri olarak giren kızlar potansiyel yeni fahişe adayları erkeklerde ya satıcı ya da alıcı durumundaki şahıslar.
Ramazan Sokağının “Zürafa Sokağı”na benzetilmesinin nedeni, ramazan ramazan açık olması ve oradakilerin oruç tutmayıp günlerini sanki normal bir günmüş gibi geçirmelerinden kaynaklanıyor. Oysa bırakın Bolu’yu, Türkiye’nin hemen hemen her yerinde ramazan ayında yeme içme mekânları kapatılmıyor. Aynı mantıkla düşündüğümüzde ramazan ayında açık olan bütün mekânların sahipleri genelevi işletmecisi, çalışanları bayansa fahişe, erkekse satıcı, müşterileri bayansa potansiyel fahişe, erkekse zevk arayan dingil pozisyonundalar.
Yukarıda dediğim gibi ben bu iki arkadaşı gerçekten çok merak ediyorum. Dini bilgileri nedir? Teoloji eğitimlerini nerede almışlardır. El Ezher falan mı okudular? Dedim ya, günah çukurunda gömülüp giden bir fani olarak benim bu iki zattan yararlanmam gerekiyor. Günahsız yüzlerine, gözlerine bakıp benimde nurlanmak gerekiyor.
Bre hey gafiller siz kimsiniz ki, kul ile Allah’ın arasına giriyorsunuz. Siz kimsiniz ki günahkâr kulları yargılıyorsunuz? Kim sizin günahlarınızı affetti? Siz bilmiyor musunuz; Taif halkını Müslümanlığa çağırdığında Peygamberimizi taşlamışlardı. Yüzü güzü atılan taşlarla yara bere içinde alan Peygamberimiz yine de o halkın iyiliği için dua etmişti.
Bre hey gafiller siz kim oluyorsunuz da millete o…pu, p…zevnk gibi sıfatların içeriğini taşıyan benzetme içersine girebiliyorsunuz. Ama suç sizde değil tabi ki, muhtemelen sizler köpeksiz köy buldunuz değneksiz gezebilmenin keyfini çıkartıyorsunuz. Şimdi Belediye Başkanının yerine ben olsam benim esnafıma nasıl böyle hakaretvari bir benzetme yaparsınız diye dava açardım. Yetmezdi Ramazan Sokağındaki işletme sahiplerini de uyarır onlarında aynı şekilde dava açmalarına ön ayak olurdum. Ama Başkan’da bu kadar küçük hesaplar içersine girmez. Sizde yazdığınızla övünür durursunuz.
Bir insan oruç tutmuyor diye günahkâr olabilir ama asla fahişe olmaz. Belki hasta; sen nereden biliyorsun. Sen günahkâr kulların tanrısı mısın yoksa?
Hz.Mevlana ile veda ediyorum sizlere, Ne diyor, Hz. Mevlana, “Eğriyi kendine arayan doğruyu kalbinde bulur…” Demek ki sizin kalbeniz yamuk, ben ne yapayım.
 

Yorumlar

Bu akıl fukarası, ahlaksız zata ağzının payını veren Hamza Abimi kutlarken, başta kendim olmak üzere böyle ne olduğu, nereden geldiği, ailesi olup olmadığı belli olmayan bu kişiye tepkisiz kalan herkesi kınıyorum. Biz böyle oldukça daha çok zavallıların ağız kokusunu çekeriz.....

  Gökhan Aydın

Bu arkadaş, Bolulu değil! Bolu basınında dolayısıyla kamuoyunda isim yapmak ve yer edinmek için bu tarzı seçmiş gibi gözüküyor. Yazmış olduğu gazetedeki patronu ve başyazar konumundaki yazarıda Boluda herkesin köşe yazarı olduğu konusunda şikayetçi! O yüzden şahsın adını burada verip prim sağlmasına gerek yok. Kalemci yeterli.

 Cumhur Bandakçıoğlu

Bolu'da yaşayıp, Bolu'nun havasını soluyup, Bolu'nun suyunu içtikten sonra, Bolu halkına hakaret eden birisinin ahlıkından, efendiliğinden, mertliğinden şüphe duyulur. Ramazan Sokağı bahane edilip bizlere hakaret eden şahsı eni konu merak ettik. Arkadaşlar arasında kim olabilir diye tartışıyoruz.

Ahmet Günaydın

EDEP illâ EDEP... Bolu mahalli basınında son zamanlarda bir kâbus gibi çöken bu "kalemci" terbiye sınırlarını iyice aştı.!!! Hele de son benzetmeleriyle utanma diye bir duygusunun olmadığını gösterdi. Bir yazımda bu şahsı edebe davet etmeye niyet ettim ama yaptığım araştırmada "lâfdan anlamaz" biri olduğunu öğrenince hemen vazgeçtim... Ne diyeyim.. Allah islâh etsin.....

Nevzat Hoca