Ramazan Sokağına “genelev” benzetmesi
İNSANIN her yaşta öğreneceği bir şey oluyormuş. Misal ben “Zürafa Sokak” denildiğinde her hangi bir sokak sanıyordum ki meğer anlatılmak istenen Bolu’nun her hangi bir mahallesindeki her hangi bir sokak değilmiş; öğrendim.
Bolu Detay Gazetesinde Nil Erdem yazmış, “Kalemci arkadaşa özel not” başlığında orta şiddette bir yazı. Kalemci her kimse daha önceleri de Nil’in köşesine konu olduğundan enikonu merak etmekteyim kim bu diye. Sordum söylemedi kim olduğunu. O zaman niye böyle bir yazı yazdığını sordum, “Sana kalemcinin yazdığı bir yazıyı göndereyim” diyerek bir yazı gönderdi. Okudum, okudukça üzüldüm. Tövbe hâşâ dedim, Bu kim ki, kendisini Allah yerine koyup milletin günahını sevabını tartıya çıkartıp ceza olarak ta sıfat takıyor.
Üzüldüm tabi ki, bir arkadaşıyla girdikleri “Ramazan Sokağı”nı “Zürafa Sokağa” benzetmelerine. Nil’in “Kalemcisi” ve arkadaşı “Ramazan Sokağı”nı gezerken gördükleri manzara karşısında dumur olmuşlar anlaşılan. Yani adı “Ramazan Sokağı” ama orasının “Ramazan” günleri ile ilgisi yok. Yani, gündüz gündüz kimse oruç tutmuyor. Ramazan sokağına ramazan uğramamış anlaşılan. Galiba anlatmak istedikleri konu özetle bu.
Sanırım arkadaşlar dini fetva verecek kadar kendilerini yetkili ve de bilgili görüyorlar. Teolojik tahsil yapmışlar mıdır yapmamışlar mıdır merak ediyorum doğrusu. Anlaşılan o ki, bu iki zat-ı muhterem analarından doğduğu gibi günahsız olmalılar ki, başka günahkârlara taş atabiliyorlar. Nil Erdem’e bu arkadaşın kim olduğu konusunda ısrarcı olacağım. Çünkü benim gibi günahları boyunu aşmış birisi olarak günahsız bir zat-ı muhteremi görüp onunla bir iki kelam etmek sanırım günahlarımı azaltabilir.
Şimdi siz “Zürafa Sokağı demişlerse ne olmuş yani” diyebilirsiniz. Evet başlangıçta bende sizin gibi aynı düşünüyordum. Ta ki, İstanbul’da Zürafa Sokağının neresi olduğunu öğreninceye kadar. Ne zaman ki öğrendim, takke başımdan uçtu gitti. Yani Nil Erdem’in “kalemcisi” ile onun sevgili arkadaşı, “Ramazan Sokağı”nı “Geneleve” benzetiyorlar. Bu durumda, Ramazan Sokağındaki iş yerlerinin her biri birer randevu evi ve orada çalışan kızlar vücutlarını pazarlayan fahişeler ve ereklerde satıcısı oluyor. Oraya müşteri olarak giren kızlar potansiyel yeni fahişe adayları erkeklerde ya satıcı ya da alıcı durumundaki şahıslar.
Ramazan Sokağının “Zürafa Sokağı”na benzetilmesinin nedeni, ramazan ramazan açık olması ve oradakilerin oruç tutmayıp günlerini sanki normal bir günmüş gibi geçirmelerinden kaynaklanıyor. Oysa bırakın Bolu’yu, Türkiye’nin hemen hemen her yerinde ramazan ayında yeme içme mekânları kapatılmıyor. Aynı mantıkla düşündüğümüzde ramazan ayında açık olan bütün mekânların sahipleri genelevi işletmecisi, çalışanları bayansa fahişe, erkekse satıcı, müşterileri bayansa potansiyel fahişe, erkekse zevk arayan dingil pozisyonundalar.
Yukarıda dediğim gibi ben bu iki arkadaşı gerçekten çok merak ediyorum. Dini bilgileri nedir? Teoloji eğitimlerini nerede almışlardır. El Ezher falan mı okudular? Dedim ya, günah çukurunda gömülüp giden bir fani olarak benim bu iki zattan yararlanmam gerekiyor. Günahsız yüzlerine, gözlerine bakıp benimde nurlanmak gerekiyor.
Bre hey gafiller siz kimsiniz ki, kul ile Allah’ın arasına giriyorsunuz. Siz kimsiniz ki günahkâr kulları yargılıyorsunuz? Kim sizin günahlarınızı affetti? Siz bilmiyor musunuz; Taif halkını Müslümanlığa çağırdığında Peygamberimizi taşlamışlardı. Yüzü güzü atılan taşlarla yara bere içinde alan Peygamberimiz yine de o halkın iyiliği için dua etmişti.
Bre hey gafiller siz kim oluyorsunuz da millete o…pu, p…zevnk gibi sıfatların içeriğini taşıyan benzetme içersine girebiliyorsunuz. Ama suç sizde değil tabi ki, muhtemelen sizler köpeksiz köy buldunuz değneksiz gezebilmenin keyfini çıkartıyorsunuz. Şimdi Belediye Başkanının yerine ben olsam benim esnafıma nasıl böyle hakaretvari bir benzetme yaparsınız diye dava açardım. Yetmezdi Ramazan Sokağındaki işletme sahiplerini de uyarır onlarında aynı şekilde dava açmalarına ön ayak olurdum. Ama Başkan’da bu kadar küçük hesaplar içersine girmez. Sizde yazdığınızla övünür durursunuz.
Bir insan oruç tutmuyor diye günahkâr olabilir ama asla fahişe olmaz. Belki hasta; sen nereden biliyorsun. Sen günahkâr kulların tanrısı mısın yoksa?
Hz.Mevlana ile veda ediyorum sizlere, Ne diyor, Hz. Mevlana, “Eğriyi kendine arayan doğruyu kalbinde bulur…” Demek ki sizin kalbeniz yamuk, ben ne yapayım.
- Hayvan sever olduğunu iddia edenler İdris Amcayı örnek almalı
- Başkanın hayvan severlere tokat gibi cevabı “Bana niye ölen işçinin hesabını sormuyorsunuz”
- Demokrasi nedir?
- Gerede’deki işçiler ve Bolu’daki gazeteciler
- PKK’dan beter
- Beş dakika engelli olmaya dayanamadım
- Beygaz sanki “Ali kıran baş kesen”
- Bolu Bey(inin)gazın Bolu’ya zulmü
- Beyinler sağlam değil ki, binalar sağlam olsun
- “Vatan”a kurban!
- Terör değil savaş
- İyi uykular Bolu
- BDP’liler yemin ettiler, Meclise huzur geldi(!)
- Muhtemel bir cinayeti ihbar ediyorum
- Zengin ama mutlu değil
- Siyaseti ayağa düşürdüler
- Ormanlar yanıyor, dostlarım yanıyor
- Tavukçular tesislerini neden Büyüksu deresi kenarına kurdular acaba?
- Festival yerine Somali’ye tavuk gönderin
- İhsan Ağcan kabuk bağlamış yarayı kaşıyor
- Gözünüz meydan görsün
- Şu bizim Basın tribününün halleri
- İnsan ve vatan
- Sayın Valimize bir kez daha hakkımı helal etmiyorum
- Hakkı Fidan ve CHP
- Dr. Murat Yapıcı için bardağın dolu tarafı
- Niye 3–0 olmadı
- Siyasilerden uçuk kaçık vaatler
- Bir nikah dört kadın
- Ömer Sayın unutursa, millette Ak Partiyi unutur
- Haram para ile şampiyon olunmaz
- İzzet Babaya mektup
- Keşke herkes çocuk kalabilse
- Bir oy vermenin sorumluluğu
- Siyasette erkekler ve kadınlar
- Başkanın ruh hali (3)
- Ak Parti adayı Hatice Dinç’in itirafları
- Milletin vekili mi? Başkanın askeri mi?
- Kızılay’a günahımı bile bağışlamam
- Emperyalizme kafa tutan leopar
- BAŞKANIN RUH HALİ
- Altın rozetli Yener abi
- Kardeşlik köprüsü olmadan önce düşman mıydık?
- Sayın Başkan, saçında aklar var
- Bolu’yu kim yönetiyor
- Eski Vali’ye kimler “Kabalık” yaptı
- Bir büyük, bir küçük (ama yüreği kocaman) iki yazar
- Korkakların suskunluğu
- Sayın Valimize açık mektup
- Ahmet Saib Zorlu
- CHP, Yener Abi ve Ben
- Vali’den gazetecilik dersi
- Türban ve Geçmişte Yaşananlar
- CHP halka samimiyetsiz davranıyor
- Beygaz Bolu’yu soyuyor
- ABD’nin yeni planı
- Diploma cehalet alır, eşeklik baki kalırmış
- Önemli nasihatler
- Edepli edebinden susar, edepsiz de onu ben susturdum zanneder
- Eyvah yargı elden gidiyor(muş)
- Sayın Vali’nin de mi sesi mi kesildi?
- Bölündük ey halkım
- "Evet, hayır" üzerine çeşitlemeler
- Vah benim ülkem vah!
- “Coca Cola” şişesi ve “Türk Malı” dizisi
- Bebek katili Öcalan yeniden yargılansın
- Demokrasiye nankörlük etmeyin
- Eğitimde Sayın Vali’den umutluyum
- Bir Türk Dünya’ya bedeldir, Ama hayal dünyasına
- Kayıp yıllarımız
- Meğer CHP şeriatla yönetiliyormuş, Baykal’a RECM cezası verdiler ve taşladılar
- Deniz Baykal ve kirli siyaset
- Bolusporda suçlu taraftardır
- Abantın ruhuna fatiha
- BOLU BASINI
- Ben Deniz Baykalı alkışlıyorum
- FİLLERİN TEPİŞMESİ
- Ülkemizde bir iç savaş var haberiniz var mı
- Bolu'yu rezil ettiler
- Zirvedeki soğuk rüzgârlar vatandaşı hasta eder
- CHPNİN MEKTUBU LAİKLİĞE AYKIRI DEĞİL Mİ
- Müslümanız Elhamdülillah
- BELEDİYEDEN KÜÇÜK İŞ BÜYÜK HİZMET
- İmam Hatip Okulu ve Atatürkçüler
- Belediyeden güldüren olay
- REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ VE MUTFAK YAZILARI
- Uğur Mumcunun düşündürdükleri
- TÜİKin nasıl istatistik yaptığımı anladım
- Nihat Abiden tampon darbesi
- Mutlu yıllar diliyorum sevdalı yüreklere
- Düdüklü tencere
- Siz hiç Alacakaranlıkta Ankaraya gidip, alacakaranlıkta döndünüz mü
- Askeri mahkemenin kararına isyan ediyorum
- Bu ülkede yaşanılan hiçbir şey tesadüf değildir
- Milletin genetiği değişmiş
- Milli Bayramlar CHP'nin, dini bayramlar Ak Parti'nin mi olsun
- Belediye Başkanına moral desteği
- Bolu Valiliğinden gelen mektup
- Akçakocadaki Çınar Oteli hikâyes
- Kızılay Meydanına yapılacak Camiiye destek
- Valla, Kızılay meydanına
- Önce vur sonra dur!
- Her şey Bolu için, bizim için
- Tezgâhtarlık çok önemli bir meslektir
- Ayılar ve İnsanlar
- Bir Vali, bir Kaymakam bu kadar duyarsız olabilir mi
- Bolu Valisine niye kızıyorlar
- Bu ülkeyi bölmek için PKKya gerek yok
- Türkan Saylan üzerinden siyaset yapmak
- Ver coşkuyu
- Bir darbeci ile bir siyasetçinin sulu şakaları
- Yakın tarihimizdeki katliamlar
- Kahrolsun medya
- Bize niye Teşvik vermiyorlar
- TOKİ kültürümüzü yok ediyor
- Bolusporda başarının sonu niye gelmiyor
- Anneler günü
- Kravatlı ve diplomalı hırsızlar
- Ya domuz çiftliği kurulsaydı
- ABDnin makyajı aktı
- CHP bu yüzden ikinci parti oluyor
- BAĞCIYI DÖVMEK YERİNE ÜZÜM YİYELİM
- Seçim mi var, meydan okuma mı
- İlahi CHP, sen adamı öldürürsün
- Ticaret Odası gücünün farkında olmalıdır
- Başkanın basınla ısınma turları
- Ergenekonda Bolu
- ERGENEKONA DERİN BAKIŞ








Yorumlar
Bu akıl fukarası, ahlaksız zata ağzının payını veren Hamza Abimi kutlarken, başta kendim olmak üzere böyle ne olduğu, nereden geldiği, ailesi olup olmadığı belli olmayan bu kişiye tepkisiz kalan herkesi kınıyorum. Biz böyle oldukça daha çok zavallıların ağız kokusunu çekeriz.....
Gökhan Aydın
Bu arkadaş, Bolulu değil! Bolu basınında dolayısıyla kamuoyunda isim yapmak ve yer edinmek için bu tarzı seçmiş gibi gözüküyor. Yazmış olduğu gazetedeki patronu ve başyazar konumundaki yazarıda Boluda herkesin köşe yazarı olduğu konusunda şikayetçi! O yüzden şahsın adını burada verip prim sağlmasına gerek yok. Kalemci yeterli.
Cumhur Bandakçıoğlu
Bolu'da yaşayıp, Bolu'nun havasını soluyup, Bolu'nun suyunu içtikten sonra, Bolu halkına hakaret eden birisinin ahlıkından, efendiliğinden, mertliğinden şüphe duyulur. Ramazan Sokağı bahane edilip bizlere hakaret eden şahsı eni konu merak ettik. Arkadaşlar arasında kim olabilir diye tartışıyoruz.
Ahmet Günaydın
EDEP illâ EDEP... Bolu mahalli basınında son zamanlarda bir kâbus gibi çöken bu "kalemci" terbiye sınırlarını iyice aştı.!!! Hele de son benzetmeleriyle utanma diye bir duygusunun olmadığını gösterdi. Bir yazımda bu şahsı edebe davet etmeye niyet ettim ama yaptığım araştırmada "lâfdan anlamaz" biri olduğunu öğrenince hemen vazgeçtim... Ne diyeyim.. Allah islâh etsin.....
Nevzat Hoca