Ömer Sayın unutursa, millette Ak Partiyi unutur
AKParti ciddi anlamda iktidar şımarıklığı içersinde olduğunu hissettiriyor. Bunun en son örneğini geçtiğimiz hafta 19 Mayıs günü hep beraber yaşadık. Halkın Sesi Partisi (HAS PARTİ) Bolu İl Yönetim Kurulundan bazı üyelerle birlikte Ak Parti İl Başkanını ziyarete gittiğimde tanık oldum.
Halkın Sesi Partisi (HAS PARTİ) Bolu İl Başkanı Abdullah Uzun, Ak Parti İl Başkanı Ömer Sayın’dan randevu talep ediyor. Bu talebe karşılık Ömer Sayın önce olumlu yanıt veriyor. “Hay hay Sayın Başkan buyurun gelin” gelin diyor. Ve Gençlik Bayramı törenleri için Anıt Park’ta yapılan törende de Abdullah Uzun 19 Mayıs günü Saat 14,00’de gerçekleştirecekleri randevuyu bir kez daha Ömer Sayın’a hatırlatıp teyit ettiriyor.
Buraya kadar her şey normal, ancak Ak Partililerin hiç birisinin bu randevudan haberleri yok. Zira Halkın Sesi Partisi (HAS PARTİ) yöneticileri tam saatinde Ak Parti binasına giriş yaptıklarında kendilerini daha önce ziyareti öğrenen gazeteciler karşılıyor. İçeride bulunan birkaç kişi ve parti çalışanları panik halindeler. Sanırsınız ki, Halkın Sesi Partisi (HAS PARTİ) yöneticileri Ak Parti binasına baskın düzenlemişler.
Oysa ziyaretin amacı belli; Genel Başkanlar düzeyinde sürdürülen kampanyalarda kantarın topuzu iyice kaçmış, bu durumun Bolu’ya yansımaması gayreti içersinde olan Halkın Sesi Partisi (HAS PARTİ) yöneticileri herkesi sağduyulu siyaset yapmaya davet edecek ve geliştirdikleri projelerini Ak Parti yöneticilerine sunacaklar. Topu topu olay bundan ibaret.
Ancak İl Başkanı Ömer Sayın ortalıkta yok. Ak Parti binası içersinde bulunan bazı kişeler panik halindeler ve ne yapacaklarını bilmez durumdalar. Basın ve Halkın Sesi Partisi (HAS PARTİ) yöneticileri İl Başkanının odasına geçerek beklemeye başlıyorlar. Ömer Sayın cep telefonundan aranıyor. (Ya da arıyormuş gibi yapıyorlar) Ancak, misafirlere ve basına söylenen ilk söz, “Telefonunu açmıyor. Sanırım namazdadır” şeklinde oluyor. Bir müddet daha bekleniyor. Ne gelen var ne giden. Basın mensubu arkadaşlar “Kaza namazı kılıyor” galiba şeklinde esprilerle zaman kazanmaya çalışıyor.
Görevliler Ömer Sayın’a ulaşamayınca alelacele Başkan Yardımcısı Yaşar Yüceer bulunup getirtiliyor. Ancak o da Ömer Sayın’ın nerede olduğunu bilmiyor. Neyse ki, Ömer Sayın, bir süre sonra, Yaşar Yüceer’in telefonuna bakma gereği hissediyor. Yaşar Yüceer, gelip, Halkın Sesi (HAS PARTİ) İl Başkanı Abdullah Uzun’u özel görüşmek için dışarı çağırıyor. Sonra hep beraber yeniden Ömer Sayın’ın odasına dönüyorlar. Yaşar Yüceer, Başkanın Ankara’ya gittiğini ve saat 14.00’deki randevuyu unuttuğunu söyleyince oda da buz gibi bir hava esiyor. Başka da bir şey konuşulmuyor. Yani o an Başkan’ın neden Ankara’ya gittiği söylenmiyor.
Basın mensubu arkadaşlarımı kutluyorum
Velhasılı, bu durum bizim yerel medyanın internet sitelerine saat 17,00 gibi haber olarak yer alıyor. Ak Partililer yaptıkları terbiyesizliğin basına yansımasının telaşına kapılıyor. Saat 18.00’e doğru, partideki arkadaşlarla birlikte seçim çalışmalarımızı değerlendirirken, Halkın Sesi Partisi (HAS PARTİ) İl Başkanı Abdullah Uzun’un telefonu çalıyor. Arayan kişi ise o saate kadar sesi soluğu çıkmayan Ömer Sayın. İki başkan kısa bir selamlaşmadan sonra, belli ki Abdullah Uzun’dan helallik istiyor. Uzun şahsı ile ilgili olarak hakkını helal ediyor. Ancak kurumsal kimlik için söz vermiyor. Ömer Sayın, babasının rahatsızlığı nedeniyle (buraya dikkat) Yeniçağa’ya gitmek zorunda kaldığını söylüyor.
Yaşananları buraya kadar normal görebilirim. Ancaaak, İktidar Partisinin bir İl Başkanı, bir başka partinin İl Başkanına, “gazetecilere söyle internet sitelerine koydukları haberi kaldırsınlar” diye talimat verebilir mi? Bu ne şımarıklık? İktidar bir insanı bu kadar mı zalim yapar? Bir insan iktidara gelince bu kadar mı değişir? Karşısında her söylediğini emir sayan kapıkulu askeri mi var zannediyor anlamadım.
Ayrıca Ömer Sayın bununla yetinmiyor, haberi yapan gazeteleri arayarak, haberin internetten kaldırılmasını istiyor. Sanırım, Ömer Sayın gazetecileri de kendisinin emir eri olduklarını zannediyor. Reklâm veriyorlar ya! Ondandır galiba. Burada hemen Ömer Sayın’a bir hatırlatma yapayım, “Reklâm vererek gazetecileri satın almıyorsunuz, reklâmınızın yayınlandığı bölümü satın almış oluyorsunuz. Ve onun karşılığında da reklâmınız çıkıyor bilmem anlatabildim mi?”
Biz konumuza devam edelim, baştan söyleyeyim gerçi hiç inanmıyorum (neden inanmadığımı az sonra anlatacağım) ama Ömer Sayın’a babasının rahatsızlığı için öncelikle geçmiş olsun demek istiyorum. Yalnız benim anlamadığım şu; Saat 18.00 civarlarında Abdullah Uzun’u arayıp babanızın rahatsız olduğunu ve bu yüzden acil Yeniçağa’ya gittiğinizi söylüyorsunuz. Ancak her ne hikmetse basına verdiğiniz açıklamalarda babanız için Ankara’ya gittiğinizi söylediniz. Bu bir çelişki ve yalanınızın ortaya çıkmasına sebep oluyor. Halkın Sesi Partisi (HAS PARTİ) yöneticileri henüz sizin odanızda iken, Yaşar Yüceer’e söylediğiniz gibi, telefona Abdulah Uzun’u isteyip, “Sayın Başkan kusurumuza bakma, babamın rahatsızlığı yüzünden randevuya gelemedim. Bu telâşe ile de size haber vermeyi unuttum” diyebilirdiniz. Ama demediniz. Konu basına yansıyınca neden aradınız. Ya da hangi yüzle aradınız çok merak ediyorum. Çünkü en başından beri yalanlara sığındınız. Çünkü gerçekten randevuyu unuttunuz ve kim bilir kimlere başka ne randevularda vermiştiniz de oralara gittiniz. “Eyyyy Ömer Sayın, Her şeyi unut, bunu unutma; bugün randevusunu unutan, yarın halka verdiği sözü de unutur.”
Eyyy Ömer Sayın, İnsanın verdiği sözü unutması ve özrünün kabahatinden büyük olması bir zalimliktir.
Halkın Sesi Partisi (HAS PARTİ) Firavunlaşmayacağız diye halka söz verirken, iktidarın gücünü halka bir zülüm aracı olarak görmeyeceklerinin sözünü veriyor. İktidarın gücü ile şımarmayacaklarının sözünü veriyor. “Büyük dağları Allah küçük dağları biz yarattık” demeyeceklerinin sözünü veriyor. Randevularını unutup insanlara zülüm etmeyeceklerinin sözünü veriyor.
Ömer Sayın’a neden inanmıyorum: çünkü bir dediği bir dediğini tutmuyor. Abdullah Uzun’a telefonda Yeniçağa’ya gittiğini söylüyor, sonra yalanı ortaya çıkmasın diye de basına Ankara diyor. İl Binasında iken Ankara demişti ya…
- Vatandaşı soytarı yapmak
- Vicdanının sesini dinleyen Mehmet Konuk istifa etmemeli
- Tabela çöplüğü
- Tanju Özcan’ın nezaketi(!)
- NECİP BAŞKAN VE BASIN
- Ah şu bizim gasssteciler
- Bende Belediye Başkanı kadar zekiyim
- Savcı Sarıkaya haklı çıkarsa
- Bolu'ya fotoğrafı biz sevdirdik
- Hayvan sever olduğunu iddia edenler İdris Amcayı örnek almalı
- Başkanın hayvan severlere tokat gibi cevabı “Bana niye ölen işçinin hesabını sormuyorsunuz”
- Demokrasi nedir?
- Gerede’deki işçiler ve Bolu’daki gazeteciler
- PKK’dan beter
- Beş dakika engelli olmaya dayanamadım
- Beygaz sanki “Ali kıran baş kesen”
- Bolu Bey(inin)gazın Bolu’ya zulmü
- Beyinler sağlam değil ki, binalar sağlam olsun
- “Vatan”a kurban!
- Terör değil savaş
- İyi uykular Bolu
- BDP’liler yemin ettiler, Meclise huzur geldi(!)
- Muhtemel bir cinayeti ihbar ediyorum
- Zengin ama mutlu değil
- Siyaseti ayağa düşürdüler
- Ormanlar yanıyor, dostlarım yanıyor
- Tavukçular tesislerini neden Büyüksu deresi kenarına kurdular acaba?
- Festival yerine Somali’ye tavuk gönderin
- İhsan Ağcan kabuk bağlamış yarayı kaşıyor
- Gözünüz meydan görsün
- Şu bizim Basın tribününün halleri
- İnsan ve vatan
- Sayın Valimize bir kez daha hakkımı helal etmiyorum
- Hakkı Fidan ve CHP
- Dr. Murat Yapıcı için bardağın dolu tarafı
- Niye 3–0 olmadı
- Siyasilerden uçuk kaçık vaatler
- Bir nikah dört kadın
- Haram para ile şampiyon olunmaz
- İzzet Babaya mektup
- Keşke herkes çocuk kalabilse
- Bir oy vermenin sorumluluğu
- Siyasette erkekler ve kadınlar
- Başkanın ruh hali (3)
- Ak Parti adayı Hatice Dinç’in itirafları
- Milletin vekili mi? Başkanın askeri mi?
- Kızılay’a günahımı bile bağışlamam
- Emperyalizme kafa tutan leopar
- BAŞKANIN RUH HALİ
- Altın rozetli Yener abi
- Kardeşlik köprüsü olmadan önce düşman mıydık?
- Sayın Başkan, saçında aklar var
- Bolu’yu kim yönetiyor
- Eski Vali’ye kimler “Kabalık” yaptı
- Bir büyük, bir küçük (ama yüreği kocaman) iki yazar
- Korkakların suskunluğu
- Sayın Valimize açık mektup
- Ahmet Saib Zorlu
- CHP, Yener Abi ve Ben
- Vali’den gazetecilik dersi
- Türban ve Geçmişte Yaşananlar
- CHP halka samimiyetsiz davranıyor
- Beygaz Bolu’yu soyuyor
- ABD’nin yeni planı
- Diploma cehalet alır, eşeklik baki kalırmış
- Önemli nasihatler
- Edepli edebinden susar, edepsiz de onu ben susturdum zanneder
- Ramazan Sokağına “genelev” benzetmesi
- Eyvah yargı elden gidiyor(muş)
- Sayın Vali’nin de mi sesi mi kesildi?
- Bölündük ey halkım
- "Evet, hayır" üzerine çeşitlemeler
- Vah benim ülkem vah!
- “Coca Cola” şişesi ve “Türk Malı” dizisi
- Bebek katili Öcalan yeniden yargılansın
- Demokrasiye nankörlük etmeyin
- Eğitimde Sayın Vali’den umutluyum
- Bir Türk Dünya’ya bedeldir, Ama hayal dünyasına
- Kayıp yıllarımız
- Meğer CHP şeriatla yönetiliyormuş, Baykal’a RECM cezası verdiler ve taşladılar
- Deniz Baykal ve kirli siyaset
- Bolusporda suçlu taraftardır
- Abantın ruhuna fatiha
- BOLU BASINI
- Ben Deniz Baykalı alkışlıyorum
- FİLLERİN TEPİŞMESİ
- Ülkemizde bir iç savaş var haberiniz var mı
- Bolu'yu rezil ettiler
- Zirvedeki soğuk rüzgârlar vatandaşı hasta eder
- CHPNİN MEKTUBU LAİKLİĞE AYKIRI DEĞİL Mİ
- Müslümanız Elhamdülillah
- BELEDİYEDEN KÜÇÜK İŞ BÜYÜK HİZMET
- İmam Hatip Okulu ve Atatürkçüler
- Belediyeden güldüren olay
- REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ VE MUTFAK YAZILARI
- Uğur Mumcunun düşündürdükleri
- TÜİKin nasıl istatistik yaptığımı anladım
- Nihat Abiden tampon darbesi
- Mutlu yıllar diliyorum sevdalı yüreklere
- Düdüklü tencere
- Siz hiç Alacakaranlıkta Ankaraya gidip, alacakaranlıkta döndünüz mü
- Askeri mahkemenin kararına isyan ediyorum
- Bu ülkede yaşanılan hiçbir şey tesadüf değildir
- Milletin genetiği değişmiş
- Milli Bayramlar CHP'nin, dini bayramlar Ak Parti'nin mi olsun
- Belediye Başkanına moral desteği
- Bolu Valiliğinden gelen mektup
- Akçakocadaki Çınar Oteli hikâyes
- Kızılay Meydanına yapılacak Camiiye destek
- Valla, Kızılay meydanına
- Önce vur sonra dur!
- Her şey Bolu için, bizim için
- Tezgâhtarlık çok önemli bir meslektir
- Ayılar ve İnsanlar
- Bir Vali, bir Kaymakam bu kadar duyarsız olabilir mi
- Bolu Valisine niye kızıyorlar
- Bu ülkeyi bölmek için PKKya gerek yok
- Türkan Saylan üzerinden siyaset yapmak
- Ver coşkuyu
- Bir darbeci ile bir siyasetçinin sulu şakaları
- Yakın tarihimizdeki katliamlar
- Kahrolsun medya
- Bize niye Teşvik vermiyorlar
- TOKİ kültürümüzü yok ediyor
- Bolusporda başarının sonu niye gelmiyor
- Anneler günü
- Kravatlı ve diplomalı hırsızlar
- Ya domuz çiftliği kurulsaydı
- ABDnin makyajı aktı
- CHP bu yüzden ikinci parti oluyor
- BAĞCIYI DÖVMEK YERİNE ÜZÜM YİYELİM
- Seçim mi var, meydan okuma mı
- İlahi CHP, sen adamı öldürürsün
- Ticaret Odası gücünün farkında olmalıdır
- Başkanın basınla ısınma turları
- Ergenekonda Bolu
- ERGENEKONA DERİN BAKIŞ








