Milletin vekili mi? Başkanın askeri mi?

Hamza Canbaş

GEÇEN hafta siyasi anlamda oldukça enteresan geçti. Hem Yerel Medya'dan, hem de Ulusal Medya'dan Milletvekilliği aday adaylığı için istifa edenleri takip ettim.

Elbette ki herkesin bu ülkede siyaset yapma hakkı vardır. Ancak Milletvekilliği için istifa eden hukukçuları görünce endişelerim artmış durumda. Düşünüyorum da siyasi görüşünü tescillemiş bir hakim ya da savcının karşıt görüşlü birisinin dosyasına baktığında tarafsız olabileceğinin garantisi var mıdır? Velev ki tarafsız olsa bile aleyhine görüş bildirdiği birisi, "Zaten o Ak Partili" deyip kararı eleştirmeyecek midir? Bu yüzden istifa edip seçime katılan hukukçuların seçimi kazanamamaları durumunda görevlerine dönmelerini bu açıdan sakıncalı bulduğumu söylemeliyim.

Ama asıl düşüncem şu ki, kamu dan Milletvekilliği için istifa edenlerin hemen hepsi, bana göre seçilmek için değil, Başbakan Tayyip Erdoğan'a ne kadar çok Ak Partili olduğunu tescillettirmek için aday oluyorlar. Yani demek istiyorlar ki, "Ey Başbakanımız. Biz dibine kadar Ak Partiliyiz. Bizi görün ve her hangi bir yerlerde Genel Müdürlük ya da bir Daire Başkanlığı falan verin. Size bizden daha iyi hizmet edecek bürokrat bulamazsınız." Dolayısıyla Milletvekilliğine aday gösterilmeseler dahi ya da gösterilseler bile seçilemeseler dahi bu kişiler kazanmış oluyorlar. Şube Müdürü olarak görevinden istifa eden birisi seçimlerden sonra en azından Müdür ya da Genel Müdür Yardımcısı olarak yeni makamlarına atanıyorlar.

Bakın size bana göre çok enteresan gelen bir milletvekilliği istifasını anlatmak istiyorum. Ak Parti'den Milletvekili olabilmek için istifa eden kişi, Abant İzzet Baysal Üniversitesinden bir öğretim görevlisi. Yard. Doç. Dr. Feridun Kaya'nın istifa ederken söyledikleri yabana atılacak cinsten değil. Sayın Kaya diyor ki, "...Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın emrinde ve Bolu İl Teşkilatının bünyesinde bir nefer olarak hizmet edebilmek amacıyla Bolu'dan Ak Parti'den Milletvekili olabilmek için görevimden istifa ediyorum..." Yani dürüstlüğü ve açık sözlülüğü anlamında kendisini tebrik edebiliriz ama kendisini Milletvekili sayabilir miyiz? Kesinlikle hayır. Çünkü her ne kadar Milletvekilliği için istifa etse de, söyledikleri "Ben Başbakanın emrinde bir asker olacağım, bana ne milletten" anlamına gelmiyor mu? Hal böyle olunca bu şahıs hasbel kader seçilse sizin bizim vekilimiz mi olacak yoksa Başbakanın emir eri mi olacak?

Evet, sevgili okurlarım, bu günlerde özellikle Ak Parti'den aday adayı olanlara dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Milletvekilliği için listenin üst sıralamalarında yer alabilmek adına verdikleri beyanatları dikkatlice takip edin. Onların yaptıklarını ve söylediklerini duyunca bazen kulaklarıma inanmakta güçlük çekiyorum ve "ben bu insanı zamanında yanlış tanımışım" diyorum. İnanın onların millete verebilecek hiç bir şeyleri yok. Hele birde şunu yaptık bunu yaptık, şuraya şu ödeneği çıkarttık, buraya şu asfalt yolu yaptırdık diye sağda solda böbürlenmeleri yok mu, sanırsınız ki küçük dağları onlar yarattı. Yahu siz olsanız da olmasanız da zaten bir program dahilinde her şey yürüyüp gidiyor.

Düzceli vekilleri alkışlıyorum

BİLİYORSUNUZ Yedigöller Bolu ile Zonguldak il sınırları üzerinde bulunan muhteşem bir tabiat parkımız. Her ne kadar zaman zaman idari anlamda Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı olsa da Bolu il sınırları içersindedir. Çoktan dır, Düzceli vekiller Yedigöller'i Düzce'ye nasıl bağlayabiliriz şeklinde çalışmalar yapmaktadırlar. Yığılca üzerinden orman yollarını genişletip asfalt yapabilir miyiz diye çalışmalar yapıp, özellikle İstanbul'dan gelecek kişilere hiç Bolu'yu göstermeyip direkt Yedigöller'e geçirmenin gayretini gösteriyorlar. Onların bu çalışmaları aynen Abant içinde devam ediyor. Düzceli vekilleri bu konuda tebrik etmek gerekir. Merak ediyorum bizim vekillerimiz bu konuda neler yaptılar? Adamlar elimizdeki avucumuzdakini almanın gayretindeler bizimkiler şu köye çimento verdik, bu köye yol yaptık gibi acizlik gösteren sözlerle milleti oyalamaktan öteye gitmiyorlar.