Korkakların suskunluğu

Hamza Canbaş

Geçen hafta Sayın Vali İbrahim Özçimen’e hitaben yazdığım mektupta, meğer ne kadar önemli bir konuya parmak basmışım.
Uzun yıllardan beri okurlarımla fikirlerimi paylaşıyorum. Bir çok kereler okurlardan çok güzel geri bildirimler aldığım olmuştu. Ama geçen hafta ki yazının bana geri bildirimi inanın çok fazlaydı. Hafta boyunca kimi görsem tebrik ediyor. Oysa sadece içimdeki sıkıntıyı Sayın Valimize aktarmak istemiştim ama meğer benim gibi yüzlerce kişi aynı dertten muzdaripmiş de konuşamıyor muş.
Konuyu tekrardan bir hatırlatmak gerekirse, Sayın Vali Bolu Özel İdaresine ait Bol-Öz Tur A.Ş’den Boluspora 178.000 TL’lik bir yardım yapmıştı da bendeniz buna karşı çıkmıştım ve Bolu’da spor yapan Bolunun öz evlatları dururken Valiliğin Boluspor’a yardım etmesini yadırgamıştım. Hatta Judo İl Temsilcisi olarak, Judo faaliyetlerinde kullanılmak üzere 50.000 TL’nin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü hesabına aktarılmasını istemiştim. Bu konuda ısrarcıyım. Zira Valilik ilk kez Boluspor’a yardım etmiyor. Defalarca bu yardımı yaptı.
Bu konu geçtiğimiz hafta özellikle Amatör Spor camiasında çok konuşuldu. Özellikle parasızlık nedeniyle günden güne unutulmaya başlayan amatör dallarda bir umut belirdi. Kendileriyle sohbet ettiğimiz bazı arkadaşlar üzerlerinde bir korku olduğunu bu yüzden bu düşüncelerini söylemekten çekindiklerini ifade ettiler. “Bizi bir anda Boluspor düşmanı gibi gösterip hedef haline getirebilirler” dediler. Ben zaten Boluspor’a para yardımı yapan insanlarında çok gönüllü ve seve seve para verdiklerine inanmıyorum. Borç harç içinde yüzüp de Boluspor’a yardım etme mecburiyetinde olan insanların olduğunu biliyorum.
Unutulmasın, korkarların suskunluğu, korkutanları cesaretlendiriyor ve sonra yaptıklarını doğru sanıp, halka efelenmeye başlıyorlar. Oysa bilmiyorlar ki, halk konuştuğunda esip gürler ve o zaman etrafta kimse kalmaz. O günlerde yakın nasılsa…

Yumurtalı demokrasi

Üniversitelerimizde yeni bir uygulama başladı. Hangi üniversiteye bir hükümet üyesi konuşmacı olarak gelse yumurtalar havada uçuşuyor. Öğrencilerin demokratik hakkı mıdır yoksa kendilerini kanıtlama ve varlıklarını ispatlama hali midir bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa ne zaman öğrenciler yollara dökülse sonu iyi olmuyor.
Birileri her dönem bu öğrencileri kullandı. Bunu ben söylemiyorum, bunu öğrenciliği eylem içersinde geçmiş bir ağabey söylüyor. “Bizi kullandılar” diyor. Eğer halk olarak hükümeti beğenmiyorsak ve eleştirmek istiyorsak bunu öğrencilere bırakmak doğru değildir. Halk olarak hükümete tepkimizi bir başka şekilde ve daha demokratik bir ortamda göstermeliyiz. Yoksa Üniversitelerde okuyan öğrencilerimize yazık olacaktır. Zira geçmişte öğrenciler çok çileler çektiler. Sivil Toplum Örgütleri yumurta atan öğrencilerin dertlerini dinlemeli, hükümeti hangi noktalarda eleştirdiklerini ve neden yumurta attıklarını öğrenmeli, öğrenciler ile hükümet arasında köprü görevi yapmalıdırlar. Amaç üzüm yemek değil de bağcıyı dövmekse öğrencilere bir çift sözüm var.
“Sizden önceki öğrencilerin hayatını iyi okuyun”