Kardeşlik köprüsü olmadan önce düşman mıydık?

Hamza Canbaş

TEKİRDAĞ ilinin Malkara ilçesinde 95. Zırhlı Alayda askerliğimi yaptım. 24 ranzalı 48 kişilik koğuşta kalıyordum. Duvarın dip tarafında Siirtli Davut Kara isminde arkadaşım, onun yanında ben, benim sol tarafımdaki ranzanın altındaki yatakta ise Bingöllü Sıdık Kılıç yatıyordu. Koğuşun yüzde 75’ini Doğu ve Güneydoğulu arkadaşlar oluşturuyordu. Üç arkadaş çok iyi anlaşıyorduk. Öyle ki, Davut ve ben harçlıklarımızı Sıdık Kılıç’a bırakıyorduk, o üçümüz adına harcama yapıyordu.
       Bir gün, Yunanistan ile Türkiye arasında Ege Denizinde bir kriz patladı ve bölgedeki bütün birlikler teyakkuz durumuna getirildi. Herkes muhtemel bir savaştan söz ederken, Sıdık ve Davut yanıma gelip bana ailelerine yazdıkları mektuplardan söz ettiler ve benimde bir mektup yazmamı istediler. Mektupları üçer nüsha yaptık. Birisi kendimizde, diğerleri iki arkadaşımızda olacak. Eğer birimize bir şey olursa mektuplarımızı ailelerimize ulaştıracaktık. Velhasıl Bingöllü Sıdık ve Siirtli Davut ile canciğer birbirimize bağlı üç arkadaştık.
       Onlarla hala daha görüşüyorum. Ve onlar hala dağa aynı bölgede yaşıyorlar. Zaman zaman yanlarına ziyarete de gittim. Onlar da yanıma geldiler. Bölgelerini ve insanlarını çok iyi tanıyorum. Geçenlerde Bingöllü arkadaşımı arayıp, “sana bir müjdem var” dedim. “Hayırdır” diye karşılık verdim. Ona, “Ben Bolu ile Bingöl arasında bir kardeşlik köprüsü oluşturmak istiyorum” dedim. Bana, “Ula sen kafayı mı yemişsin? Biz düşman mıydık ki yeniden kardeş oluyoruz” dedi. Aynısını Siirtli Davut’a da söyledim ondan da aynı cevabı oldum. “Hamza bana düşman olduğunu bilmiyordum” deyince onlara Bolu’da bazı arkadaşların “Bolu-Bitlis kardeşlik köprüsü kurduklarını” söyledim.
       Bolu Gazeteciler Cemiyetindeki bazı arkadaşlara demek istemem şu ki, “Sevgili arkadaşlar yanlış yapıyorsunuz. Bizler, bin yıldan fazladır bu topraklarda hep beraber yaşıyoruz ve kardeşiz. Sanki aramızda düşmanlık varmış gibi gösterip yeniden ‘kardeşlik köprüsü’ adı altında o bölgenin insanları ile kaynaşmaya gerek yok. Oralara sizi birilerinin götürmesine de gerek yok. Alın elinize küçük bir bavul düşün yollara, Çalın birisinin kapısını Allah’ın selamı ile ‘ben geldim size misafir olmak istiyorum’ deyin yeter. Size yüreklerini açarlar. Ama belli ki bizi kendisine zamanında düşman bellemiş birileri çıkıp kendisinin de bir takım düşünceleri ve planları olduğu için şimdi ‘kardeşlik köprüsüne’ ihtiyacı olabilir. Lütfen daha fazla bu bölücü düşünceye ortak olmayın”
       Evet, ben aynen böyle düşünüyorum. Bolu Gazeteciler Cemiyeti ile Bitlis Gazeteciler Cemiyeti’nin, “Kardeşlik Köprüsü” adı altında yaptığı organizasyonları esefle kınıyorum. En azından isminin bu şekilde olmasından büyük rahatsızlık duyuyorum. Bu projeye başka bir isim bulun. Ayrıca bu projede öyle ya da böyle yer alan kişileri bir kez daha doğru düşünmeye çağırıyorum. Bir kez daha söylüyorum, “Biz zaten kardeşiz. Yeter ki siz bu kardeşliğe gölge düşürmeyin.”