Eyvah yargı elden gidiyor(muş)

Hamza Canbaş

İSTANBUL’DA yaşayan ve kendisini çok sevdiğim Hukukçu bir arkadaşım, “Yargıyı ele geçirme operasyonlarını başkaları görmeyebilir. Senin görmemene şaşarım” dedi.
Bugünlerde en sık duyduğum cümle, “Bu referandum yargıyı ele geçirme operasyonundan başka bir şey değil.” Hukukçuların bunu söylemesini anlayabilmiş değilim. Neden hiçbir hukukçu şöyle düşünmüyor ki, “Yahu bu değişiklik önce Anayasa Mahkemesine gitti. Anayasa Mahkemesi bu ülkede en yüksek yargı organıdır. Anayasa Mahkemesi bu değişikliği kabul ederek elindeki gücü niye kaybetmek istesin”. Niye böyle düşünmüyorsunuz. Anayasa Mahkemesi üyeleri deli mi ki, ellerindeki gücü bıraksınlar. Bir kere objektif olun bakalım, bu ülke “Hukuk Devletimi?” yoksa “Hukukçuların Devletimi?”
Güvenilirlik oylamasında bizim ülkemizde hukuk yerlerde sürünmüyor mu, Oysa halkın en güvendiği kişilerin hâkim ve savcılar olması gerekmiyor mu? Niye bizim ülkemiz AİHM’de en çok davası görülen bir ülke acaba. Anayasa değişikliğini “Yargıyı ele geçirme operasyonu” olarak gören hukukçular acaba bu soruyu kendilerine şimdiye kadar hiç sordular mı?

Şehitler için “Evet”

Bu referandum, Şehitler üzerinden siyaset yapan, yeri geldiğinde “Şehitler ölmez vatan bölünmez” diye slogan atanların “Evet” demesi gereken bir referandum. Çünkü mademki çok üzülüyorsunuz, mademki şehit vermemizden dolayı içiniz yanıyor, niye bu terör bitmiyor/bitirilmiyor diye hiç sordunuz mu? Bu soruyu kendinize sormadıysanız, bilin ki şehit analarının iki elide yakanızda olacaktır. “Otuz yıldır bizim ülkemizde bu terör niye bitmedi?” diye bir soruyu kendi kendine sormayan herkes benim gözümde timsah gözyaşı döküyordur.
Mademki, şehitlere çok üzülüyorsunuz, niye şimdiye kadar çıkıp da hesap sormadınız. Eğer Anayasa değişikliği kabul edilirse ve de ekonomik anlamda gücüm yeterse, son 30 yıldır Genel Kurmay Başkanlığı yapan paşalara dava açacağım. Siyasi iktidarların hepsinden gerekli desteği aldılar. Terörle Mücadele ediyoruz diyerek, gak deyince etleri, guk deyince sütleri verildi. Bütçedeki en büyük harcama kalemi onlara ayrıldı. Bir avuç çapaçulcu diye tabir edilen hainlere karşı sizlerden bizlerden aldıkları vergilerle 30 yıldır mücadele ediyorlar. Bu güne kadar 30–35 bin şehit verdik. Terör bitti mi? Koskocaman bir hayır. Nasılsa kimse hesap sormuyor. Sana verdiğim paralarla ne yaptın diyen yok. “Heronlar görüyor sen niye görmüyorsun” diyen yok. Bugün Habur’dan hainler ellerine kollarını sallaya sallaya girebildiyse, bu hiçbir siyasi iktidarın suçu değil, zamanında, ellerinde her türlü imkân varken bulundukları yerlerde imha edemeyenlerin suçudur.

***
Derler ki, “ilk taşı günahsız olan atsın”

Bir günahkâra, sen niye bu günahı işliyorsun diyebilmek için önce kişinin kendisinin günahsız olması gerekir. Yani bir hırsıza ceza verecek kişinin kesinlikle ve kesinlikle hırsızlık yapmaması gerekir. İnsanın kendi günahından kurtulmak için, başka günahkârlara sataşması, saldırması kişinin günahını affettirmez. Bu davranış sadece ve sadece kişinin içindeki saldırgan ruhun ortaya çıkmasına neden olur. Ve Allah o kadar büyüktür ki, insana “saldırganlığını” itiraf ettiriverir.