ERGENEKONA DERİN BAKIŞ

Hamza Canbaş

GÜNLERDİR Puzzleın parçalarını bir araya getirmeye çalışıyorum. Ancak hiç birisi birbirine uymuyor.
Örneğin, Beka Vadisinde, PKK militanlarına gül verip ellerini sıkarak başarı dileyenleri gözümün önüne getiriyorum, sonra onların, bu ülke için vatanperverlik Türkülerini duyunca kulaklarıma inanamıyorum. Yalçın Küçükle, son operasyonlarda gözaltına alınanları nasıl yan yana koyabildiklerine şaşırıyorum.
Örneğin, Susurluk kazası sonrasında, çetelerin ortaya çıkması ve faile meçhul cinayetlerin aydınlatılması için, eylem yapanların aslında sevinmesi gerekirken, şaşkınlıktan olsa gerek ne dediğini bilmez söylemlerini ve tavırlarını anlamıyorum.
Son dalgada Akademisyen, General ve Yargıçlarla birlikte İbrahim Şahinin ne gibi bir ilişkisi olabilir diye düşünüyorum. Ancak hiç şaşırmıyorum, çünkü İmralıdaki şâhısa övgüler düzenlerin vatanperverliğe soyunduğunu görünce bunu da normal karşılıyorum.
CHP Lideri Deniz Baykal gibi operasyonları küçümseyenlerin yerine kendimi koyup duygudaşlık (empati) yapmaya çalıştığımda, bulunan silahlar gözümün önüme gelince Gerçekten Ergenekon diye bir örgüt varsa, ya bütün bunlar doğruysa deyip ürperiyorum. O zaman demokrat geçinenlerin, faili meçhul cinayetlerden şikâyet edenlerin, derin devlet, gladyo gibi kavramları dillerinden düşürmeyenlerin neden şikâyet ettiklerini anlayan varsa beri gelsin diyorum.
***
Akpartiye karşı çıkmak için, Ergenekon soruşturmasını küçültmek ve küçümsemek isteyenlerin, son dalgayı bir siyasi operasyon olarak görmelerini izah etmek mümkün değildir. Bu davayı küçümseyenlerin deve kuşu gibi kafalarını kuma gömmelerinin kimseye bir faydası yoktur.
Düşünebiliyor musunuz ki, ülkenin başkentinin altı silah deposu gibi. Bu yüzden bu davayı siyasi bir rekabet olarak görmeyi bir yana bırakmak lazım değil midir Susurlukta olduğu gibi, şeffaf Türkiyenin gerçekleşebilmesi için el ele vermek lazımken, dalga dalga gelen soruşturmayı küçümsemek, bu davaya sekte vurmak değil midir Bu davaya sekte vurmak demokrasiye sekte vurmak değil midir
Bu soruşturmayı küçümseyenlerin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor: Ben Akpartiye mi karşıyım, yoksa gerçekten bu davanın bir faso fiso olduğunu mu düşünüyorum.
Cumhuriyet tarihimizin en temel belası devlet içindeki örgütlenme olduğunu hepimiz bilmiyor muyuz Hepimiz devlet içindeki gizli örgütlenmeden şikâyet etmedik mi Bu davayı Cumhuriyet tarihimizin en temel belası ile baş edebilme olarak görmek lazım değil midir ve asıl vatanseverlik bu değil midir Bu davanın başarı ile sonuçlanması, derin devletin ortadan kalkması demek değil midir Bunu Akpirtinin başarısı olarak görmek yanlışların en büyüğüdür.
Susurlukta olduğu gibi toplum olarak irademizi ortaya koymamız gerekmiyor mu Akpartiye karşı çıkmak için bu davaya karşı çıkmak, küçümsemek demokrasiye aykırı değil midir
Susurluk ile Ergenekon davası arasındaki illegal yapılanmanın birbirisi ile aynı yapıda olduğunu kabul etmek niye zor geliyor PKK ile mücadele adı altında örgütlenen Susurluk Çetesi ile Ergenekon arasındaki bağ, derin devletin dolambaçlarında (labirentlerde) kesişmesi olduğunu aslında biliyorsunuz da neden bunu söylemekte güçlük çekiyorsunuz
Ergenekonun 2002 yılından sonra, Türkiye Cumhuriyeti tehlikede, şeriat geliyor denilerek ulusal bir yapılanma olduğunu ve yukarıda dediğim gibi derin devletin gizli dolambaçlarında Susurluk çetesi ile yollarının kesiştiğini kundaktaki bebeler bile bilmiyor mu Ve bunların kışkırtmalar (provokasyonlar) yaparak kargaşa (kaoslar) yaratmaya çalıştığını ve meşru devlete karşı illegal yapının güçlenmesini istediğini çok iyi bildiğinizi biliyorum.
Susurluk kürt temasını kullanarak kendisine bir cephe açtı, Ergenekon din temasını kullanarak kendisine bir cephe açmaya çalışıyordu.
Unutmayın,
Susurluk çözülseydi, Ergenekon yapılanması olur muydu