Bolu'yu rezil ettiler

Hamza Canbaş

Karadenizlilere özgün bir laftır, deniz ürünlerini çok
sevdiklerini ve çok yediklerini anlatmak için kullanılır Denizden babam
çıksa yerim derler. Eh artık bizimde böyle bir deyimimiz var et
olsunda varsın çiğ olsun gibi.

Şaka bir yana, amacı
sadece şov olan bir program geçtiğimiz hafta Bolu dan yayınlandı. Muhtemelen
hemen herkesin yarışmacılar içinde tanıdığı bir isim varmıştır. Ben hiç
birisini tanımıyorum ama ne yalan söyleyeyim beş gün boyunca yarışmayı izledim.
Bizim yarışmacılar iyiydi falan diyemem çünkü daha önce hiç izlememiştim. Ama
kötü olduklarını pek ala söyleyebilirim.

Aslında bu yarışma
Bolu nun tanıtımıiçin iyi biri fırsattı. Zira, Bolu nun
tanıtımıiçin Valilik ciddi bütçeler harcıyor: foto safariler düzenliyor,
Türkiye nin lezzet ustalarını ağırlıyor falan. Hatta bir ara Bolu ya özgün
yemek yarışması düzenlemişti de ünlü gurmeler bizim yemeklere pek ala iyi
notlar vermişti. Ve bu tanıtım organizasyonunda, Abant kebabı, Yedigöller
kebabı ve höşmerim tatlısı Bolu ya aittir diye tescillenmişti.

İşte ben bizim
yarışmacılarda, dünya menülerine giren bu iki yemeği yapmalarını beklerdim ki
bu yarışmanın Bolu ya bir katkısı olsun. Yani böyle olmalıydı diye düşünüyorum.

Bir anlamda bu yarışma, Bolu
Mutfağına ciddi bir darbe vurmuştur. Yani ben böyle olduğuna inanıyorum. Çünkü,
üç tane hanım yarışmacı bir tanede çok iyi yemekler yaptığını iddia eden bir
beyefendi, yarışma konseptine uyacağız diyerek gittiler bir öğrenciyi birinci
yaptılar. İzleyenler muhtemelen şöyle düşünmüşlerdir Eeee hani Bolu
aşçılar diyarıydı Ne oldu bak onca hatun ekranda şıklık yarışışı yaparken elin
oğlu geldi Konya yemekleriyle birinci oldu. Demek ki şimdiye kadar Bolu ile
ilgili düşündüklerimiz yanlışmış.

Haksız sayılmazlar tabi
ki, bende olsam aynıdüşünürdüm zaten. Ama Tahir beyin hakkını yemeyelim,
yaptığı çiğ et yeme şovuyla, Ya bu Bolular ne kadar aç gözlüler çiğ et
bile yiyorlar dedirterek ciddi anlamda Bolu nun reklamını yaptı. Hoş
reklamın iyisi kötüsü olmaz(!) Ama olayı böyle düşünmemek gerekir, Tahir bey
kibar bir adam, ev sahibinin hatırına çiğ et yemiştir.

Bardağın dolu tarafından
bakarsak, Bolulular ev sahibini mahcup etmemek için, onların hatırına çiğ
et yerlerde sesleri bile çıkmaz şeklinde düşünebiliriz. Eh bu da fena bir
algılama değil.

Ve muhtemelen bu
yarışmayıizlerken, hayatının büyük bir bölümünü Bolu Mutfağına adayan Yurdaer
Kalaycı ağabeyimiz saçını başını yolmuştur. Bence de kızmakta haklı,
madem yarışmaya katılacaksınız, bari iki üç gün ders alsanıza be mübarek
yarışmacılar. Yani kısacası Bolu yu rezil ettiniz.

Kadı Camisinde Kıbleyi düzelttik(!)

Geçen hafta, kadıcamisinin kıblesinin yanlış
olduğuşeklindeki bir yazıküçük bir
uyarıyazısıydıaslında. Elbette ki koskoca, şanlı ecdat bir
caminin kıblesini yanlış yapacak değildi. Esasında sorun, ne kıbledeydi, ne de
taban halılarında. Sorun, mihraba konulan tahta seccadenin kaymış olmasına
rağmen, mihraba geçenlerin bu eğriliği fark etmemesiydi. Basit bir şekilde düzeltilebilecek
bir konuydu. Ama bazen insanın basireti bağlanınca göremiyor işte. Neyse
ki, kıbleyi hep beraber düzelttik(!)