Bir büyük, bir küçük (ama yüreği kocaman) iki yazar
Sanırım yaş ilerledikçe insan biraz daha duygusal oluyor. Hisler kuvvetleniyor ve daha önce size hoş gelen konularda eski zevki almıyorsunuz.
Uzun zamandır bir yazar olarak, özellikle son üç dört yıldır okuduğum yazılardan zevk almıyorum. Bana bir şey öğretmiyor ve en önemlisi bende hiçbir his uyandırmıyor. Sanıyorum bu konu, yazıyı yazanla ilgili olsa gerek.
Aslında bu duruma sebep olan tek şey yazıyı yazan kişi ile direkt ilgili bir konudur. Örneğin geçmiş hayatını bir takım entrikalarla geçirmiş birisinin bu gün size, yazılarında dürüstlük taslaması sizi ne kadar etkileyebilir ki? Hani biraz “dinime küfreden bari Müslüman olsa” türünden yazılardan bahsediyorum. Aslında ne kadar doğruyu yazarsanız yazın, o doğruları kendi yaşamınızda uygulamadıkça okurların gözünde yazdıklarınız etkili olmuyor.
Bu çerçeveden bakıldığında Bolu’da yazı yazanların çoğunu yakından tanıyorum ve yazılarını okudukça gülüyorum. Kalemlerine mürekkep yerine zeytinyağı koyup, yazı diye okurlarına sundukça kızsam mı gülsem mi bilemiyorum. İsim vermiyorum ama geçen hafta böyle bir yazıyı okuyunca doğrusunu isterseniz ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Esasında bu arkadaşı çok güzel yağ çekebildiği için tebrik etmeliyim diye düşünüyorum. Kırkpınar güreşlerinde bile böylesine yağcı bulunmaz. Hani yağ çektiği kişiyi cümle âlem bilmese gam yemeyeceğim, Yahu kardeşim ne kadar yağlarsan yağla senin pehlivanın güreşe çok iyi antrenman yaparak hazırlanmadıysa ancak deste boyda sonuncu olur. Bu millet yağ çektiğin kişiyi senden benden iyi tanıyor. Ayrıca o adamın zaten senin yağına da ihtiyacı yok.
***
Ama benim asıl söylemek istediğim bu değil. Yukarıda da dediğim gibi bazı arkadaşların yazılarından etkilenmiyorum. Ama bu hafta gerçekten benim çok etkilendiğim bir yazı Bolu Gündem gazetesinde yayınlandı. Uzun yıllardır tanıdığım ve arkadaşım oldukları için gurur duyduğum iki yazar arkadaşım var. Tuncay ve Hülya Alnıak çifti. Tuncay’ın Bolu Gündem gazetesindeki yazılarını ve Hülya’nın Bolu Takip gazetesindeki yazılarını zevkle okurum ki bazı görüşlerini paylaşmasam da yazdıkları beni etkiler ve o yazılardan öğrendiğim birçok konu vardır. Ancak bu hafta Tuncay kendi köşesini kızına Ezgi Ecem’e ayırmış ve belki de son yıllarda en çok etkilendiğim ve birçok şey öğrendiğim o yazıdan ve yazarından bahsetmesem olmaz.
Zaman ne çabuk geçmiş o yazıdan anladım. Oysa ben Ezgi Ecem’i, üç ya da dört yaşında iken annesi ve babasının ellerinden tutmuş kaldırımda yürürken görmüştüm en son. Meğer büyümüş ve kocaman bir yazar olmuş. Tuncay’ın hoşgörüsüne sığınarak bu hafta köşesine koyduğu kızı Ezgi Ecem’in yazısını bende sizlerle paylaşmak ve sonrasında birkaç kelam etmek istiyorum.
***
“Babam bana yazı yazma fikrini ilk sunduğunda aklımda tek fikir belirdi.
Konu bendim, yaşıtlarımdı.
Ve bizim zıt ya da aynı, çoğu dinlenmeyen, dinletilmek istendiğinde su ve gaza maruz kalan fikirlerimizdi.
Aslında temiz ama kimine göre sinir bozucu kimine göre fazla cüretkâr 3–5 genç istekti, eleştiriydi.
Hepimiz aynı fikirde miyiz? Hayır.
Aynı yöne mi bakıyoruz? Tabii ki hayır.
Ama söyleyecek bir kaç sözümüz var.
Her insan gibi ülkemizin haline üzülme halimiz var.
Yöntemlerimiz farklı.
Kimimiz tepkisini bir koli yumurtayla anlatıyor, kimi - bu ben oluyorum - kendi içinde kendi düşüncelerini yargılayıp sonuçlar elde etmeye çalışıyor.
Çevresine anlatıyor. Arkadaşlarının fikirleriyle çarpışıp, onlara yön vermeyi deniyor ve öyle büyüyüp gidiyor.
Benim ülkem satılıyor, halkım uyuyor. Benim ülkem sömürülüyor, halkım Tayyip işini bilir diyor.
İktidar öyle bir lidere sahip ki bazen inanasım geliyor dediklerine.
Sonra günah işlemiş gibi tövbe çekiyorum arkasından.
Muhalefet öyle sönük ve kriz yönetimi konusunda bilinçsiz ki, ortaokul münazarasını aratmıyor anlatma çabaları.
Her siyasi vurgundan sonra - ki bu klasik sol insanının her seçimden sonraki hali olmakta- komplo teorileri üretiyor beynim. "Ah Amerika" nidası seçimlerden sonraki değişmez bir kaç günümü anlatıyor.
Benim ülkem ne olur? Nereye gider?
Buna kim dur der? Sonu İran mı olur?
Yoksa daha ucuz mu kurtulur?
Evet, evet biz ufak sorunlarla meşgul edilirken aslında uyutulup başka bir sona doğru hazırlanıyoruz.
Her şey bir bir usulüne uygun yapılıyor aslında.
Gün geldiğinde birileri "işte bugün bize bayram" dediğinde, yine usulüne uygun kurban edileceğiz.
Fazla mı iddialı?
Göreceğiz.”
***
Sevgili Ezgi Ecem, seni yürekten kutluyorum. Ülkemize karşı yürekten duyarlı olduğun için. Seni kutluyorum büyükler bile kalemlerinden yağ damlatırken sen cesaretli bir şekilde konulara parmak bastığın için. Seni kutluyorum, gençlere karşı güvenimi artırdığın için.
Senin, babanın köşesinde misafir yazar değil de bir gazetede kendi köşesinde yazma zamanın çoktan gelmiş de geçiyor bile.
- Vatandaşı soytarı yapmak
- Vicdanının sesini dinleyen Mehmet Konuk istifa etmemeli
- Tabela çöplüğü
- Tanju Özcan’ın nezaketi(!)
- NECİP BAŞKAN VE BASIN
- Ah şu bizim gasssteciler
- Bende Belediye Başkanı kadar zekiyim
- Savcı Sarıkaya haklı çıkarsa
- Bolu'ya fotoğrafı biz sevdirdik
- Hayvan sever olduğunu iddia edenler İdris Amcayı örnek almalı
- Başkanın hayvan severlere tokat gibi cevabı “Bana niye ölen işçinin hesabını sormuyorsunuz”
- Demokrasi nedir?
- Gerede’deki işçiler ve Bolu’daki gazeteciler
- PKK’dan beter
- Beş dakika engelli olmaya dayanamadım
- Beygaz sanki “Ali kıran baş kesen”
- Bolu Bey(inin)gazın Bolu’ya zulmü
- Beyinler sağlam değil ki, binalar sağlam olsun
- “Vatan”a kurban!
- Terör değil savaş
- İyi uykular Bolu
- BDP’liler yemin ettiler, Meclise huzur geldi(!)
- Muhtemel bir cinayeti ihbar ediyorum
- Zengin ama mutlu değil
- Siyaseti ayağa düşürdüler
- Ormanlar yanıyor, dostlarım yanıyor
- Tavukçular tesislerini neden Büyüksu deresi kenarına kurdular acaba?
- Festival yerine Somali’ye tavuk gönderin
- İhsan Ağcan kabuk bağlamış yarayı kaşıyor
- Gözünüz meydan görsün
- Şu bizim Basın tribününün halleri
- İnsan ve vatan
- Sayın Valimize bir kez daha hakkımı helal etmiyorum
- Hakkı Fidan ve CHP
- Dr. Murat Yapıcı için bardağın dolu tarafı
- Niye 3–0 olmadı
- Siyasilerden uçuk kaçık vaatler
- Bir nikah dört kadın
- Ömer Sayın unutursa, millette Ak Partiyi unutur
- Haram para ile şampiyon olunmaz
- İzzet Babaya mektup
- Keşke herkes çocuk kalabilse
- Bir oy vermenin sorumluluğu
- Siyasette erkekler ve kadınlar
- Başkanın ruh hali (3)
- Ak Parti adayı Hatice Dinç’in itirafları
- Milletin vekili mi? Başkanın askeri mi?
- Kızılay’a günahımı bile bağışlamam
- Emperyalizme kafa tutan leopar
- BAŞKANIN RUH HALİ
- Altın rozetli Yener abi
- Kardeşlik köprüsü olmadan önce düşman mıydık?
- Sayın Başkan, saçında aklar var
- Bolu’yu kim yönetiyor
- Eski Vali’ye kimler “Kabalık” yaptı
- Korkakların suskunluğu
- Sayın Valimize açık mektup
- Ahmet Saib Zorlu
- CHP, Yener Abi ve Ben
- Vali’den gazetecilik dersi
- Türban ve Geçmişte Yaşananlar
- CHP halka samimiyetsiz davranıyor
- Beygaz Bolu’yu soyuyor
- ABD’nin yeni planı
- Diploma cehalet alır, eşeklik baki kalırmış
- Önemli nasihatler
- Edepli edebinden susar, edepsiz de onu ben susturdum zanneder
- Ramazan Sokağına “genelev” benzetmesi
- Eyvah yargı elden gidiyor(muş)
- Sayın Vali’nin de mi sesi mi kesildi?
- Bölündük ey halkım
- "Evet, hayır" üzerine çeşitlemeler
- Vah benim ülkem vah!
- “Coca Cola” şişesi ve “Türk Malı” dizisi
- Bebek katili Öcalan yeniden yargılansın
- Demokrasiye nankörlük etmeyin
- Eğitimde Sayın Vali’den umutluyum
- Bir Türk Dünya’ya bedeldir, Ama hayal dünyasına
- Kayıp yıllarımız
- Meğer CHP şeriatla yönetiliyormuş, Baykal’a RECM cezası verdiler ve taşladılar
- Deniz Baykal ve kirli siyaset
- Bolusporda suçlu taraftardır
- Abantın ruhuna fatiha
- BOLU BASINI
- Ben Deniz Baykalı alkışlıyorum
- FİLLERİN TEPİŞMESİ
- Ülkemizde bir iç savaş var haberiniz var mı
- Bolu'yu rezil ettiler
- Zirvedeki soğuk rüzgârlar vatandaşı hasta eder
- CHPNİN MEKTUBU LAİKLİĞE AYKIRI DEĞİL Mİ
- Müslümanız Elhamdülillah
- BELEDİYEDEN KÜÇÜK İŞ BÜYÜK HİZMET
- İmam Hatip Okulu ve Atatürkçüler
- Belediyeden güldüren olay
- REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ VE MUTFAK YAZILARI
- Uğur Mumcunun düşündürdükleri
- TÜİKin nasıl istatistik yaptığımı anladım
- Nihat Abiden tampon darbesi
- Mutlu yıllar diliyorum sevdalı yüreklere
- Siz hiç Alacakaranlıkta Ankaraya gidip, alacakaranlıkta döndünüz mü
- Düdüklü tencere
- Askeri mahkemenin kararına isyan ediyorum
- Bu ülkede yaşanılan hiçbir şey tesadüf değildir
- Milletin genetiği değişmiş
- Milli Bayramlar CHP'nin, dini bayramlar Ak Parti'nin mi olsun
- Belediye Başkanına moral desteği
- Bolu Valiliğinden gelen mektup
- Akçakocadaki Çınar Oteli hikâyes
- Kızılay Meydanına yapılacak Camiiye destek
- Valla, Kızılay meydanına
- Önce vur sonra dur!
- Her şey Bolu için, bizim için
- Tezgâhtarlık çok önemli bir meslektir
- Ayılar ve İnsanlar
- Bir Vali, bir Kaymakam bu kadar duyarsız olabilir mi
- Bolu Valisine niye kızıyorlar
- Bu ülkeyi bölmek için PKKya gerek yok
- Türkan Saylan üzerinden siyaset yapmak
- Ver coşkuyu
- Bir darbeci ile bir siyasetçinin sulu şakaları
- Yakın tarihimizdeki katliamlar
- Kahrolsun medya
- Bize niye Teşvik vermiyorlar
- TOKİ kültürümüzü yok ediyor
- Bolusporda başarının sonu niye gelmiyor
- Anneler günü
- Kravatlı ve diplomalı hırsızlar
- Ya domuz çiftliği kurulsaydı
- ABDnin makyajı aktı
- CHP bu yüzden ikinci parti oluyor
- BAĞCIYI DÖVMEK YERİNE ÜZÜM YİYELİM
- Seçim mi var, meydan okuma mı
- İlahi CHP, sen adamı öldürürsün
- Ticaret Odası gücünün farkında olmalıdır
- Başkanın basınla ısınma turları
- Ergenekonda Bolu
- ERGENEKONA DERİN BAKIŞ








