Bebek katili Öcalan yeniden yargılansın

Hamza Canbaş

Her şehit haberini duyduğumda, gözlerimin önüne “Bebek katili” Öcalan’ nı Cavit Çağlar’ın Jetinin içindeki gözleri kapalı görüntüsü gelir.
Jetin içinde Bordo Berelilerin arasında ve gözleri kapalı bu görüntü hafızama kazındı. Ve gözleri açıldığında ilk söylediği şu sözleri de asla kulaklarımdan gitmez: “Ben devletimin emrindeyim, ne görev verirlerse versinler seve seve yaparım”.
Öcalan yakalandı, o güne kadar işlediği suçlardan yargılandı ve hakkında idam kararı verildi. Ancak, O günkü koalisyon hükümeti ve meclis ne olduysa(!) bir türlü infazı gerçekleştiremedi.
PKK’nın terörü durmadı. Zaman içersinde, ülkenin gidişatına göre zaman zaman tırmanış gösterdi. Birileri PKK’yı acayip bir biçimde kullandı. İmralı’da krallara layık bir şekilde hayat süren “Bebek Katili” dağlardakinden daha rahat bir şekilde PKK liderliğini sürdürüyor. Avukatları ve yandaş medyası kanalıyla, örgütüne istediği talimatları verebiliyor. Hangi eylemin ne zaman yapılacağını, eylemin nerelerde olacağı konusunda bile ciddi talimatları verebildiğine göre, Öcalan hala daha PKK’nın liderliğini sürdürüyor diyebilmeyi neden kendimize kabul ettiremiyoruz. Pekâlâ, bütün bunları Öcalan İmralı’daki malikânesinden yapabiliyor. Yoksa siz hala daha, Öcalan yakalandı işi bitti diye mi düşünüyorsunuz?
Ben her zaman haddimi bilenlerdenim, ancak günlerdir beynimi kemirip duran bir düşünce var. Bu bebek katili yakalandıktan sonraki eylemlerden sorumlu değil mi? Sorumlu. Öyleyse neden hazır elimizde iken bu eylemlerden dolayı yargılanmıyor? İşte aklımın almadığı beynimi kemiren konu budur.
Bu konuda neden hiçbir savcı dava açmıyor, yoksa açamıyor mu? Yoksa yakalandığında “Ben devletimin emrindeyim” şeklinde söylediği sözler gerçek mi? Yoksa devletin derinlerindeki dolambaçlarından talimatlar alıp bu eylemler için kendisine talimatlar mı verdiliyor?

Terörü magazin yaptılar

Velhasıl, bu adam yeniden yargılanıp ceza verilmeli? Yoksa bizim siyasetçilerimiz daha çoooooook siperlere gider poz verirler. Çömelsek mi iyi fotoğraf veririz yoksa ayakta mı dursak. Siperlere konulan çuvalları yükselterek ayakta poz verirsek halk bizim için “ne cesur politikacı” der mi?
Bu konuda bizim siyasetçilerimize küçük bir ipucu vermek istiyorum. En iyisi gidin bir sınır karakoluna, alın elinize bir silah, sabaha kadar nöbet tutun. Ve bunu da yaparken medyaya haber vermeyi sakın ihmal etmeyin. Bol bol görüntü verin ve fotoğraf çektirin. Bu görüntüler sadece Türk medyasında değil, dünyadaki bütün medya kuruluşlarında sekiz sütuna fotoğraflı manşet haber olur. Yine ayrıca televizyonların haber bültenlerinde ilk ve en uzun haber olur. Ve bizim kadirşinas halkımız şöyle der, “Gördün mü tam da başbakan olacak adam, elinde silah nöbet tutuyor. Kulağı seste gözü düşmanda bekliyor. Ancak böylesi bizim ülkemizi kurtarır”
Şaka bir yana, bitecekse bitsin bu terör. Şu güzelim ülkeyi çok değil beş yıl rahat bırakın. Çalan çalmasın, öldüren öldürmesin. Herkes insan olmanın hasletlerini, çok değil beş yıl üzerinde taşısın. Beş yıl insan olduğunuzu unutmayın. Ve sonunda bu güzelim ülkenin dünyanın en güçlü ülkesi olduğunu bilerek birlikte yaşayalım.

Ve ve ve bakın ne diyor üstat Orhan Veli Kanık:

Sizin için, insan kardeşlerim,
Her şey sizin için;
Gece de sizin için, gündüz de;
Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;
Ay ışığında yapraklar;
Yapraklar merak;
Yapraklarda akıl;
Gün ığışında binbir yeşil;
Sarılar da sizin için, pembeler de;
Tenin avuca değişi,
Sıcaklığı,
Yumuşaklığı;
Yatıştaki rahatlık;
Merhabalar sizin için;
Sizin için limanda sallanan direkler;
Günlerin isimleri,
Ayların isimleri,
Kayıkların boyaları sizin için;
Sizin için postacının ayağı,
Testicinin eli;
Alınlardan akan ter,
Cephelerde harcanan kurşun;
Sizin için mezarlar, mezar taşları,
Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları;
Sizin için;
Her şey sizin için.

***

Unutmayın bu ülke bizim için.