Altın rozetli Yener abi

Hamza Canbaş

İlk kez bir Kızılay seçimini izledim. Keşke izlemez olsaydım, "Ne Kızılaymış" be demekten kendimi alamadım.
Ben her zaman bir kuruluşu yönetmeye talip olan insanları ve o kuruluşun yöneticilerini takdirle izlerim. Çünkü gönül işidir bazı kuruluşlarda karşılıksız çalışabilmek. Bu yüzden özellikle hayır işleri ile iştigal eden dernek yöneticilerine gıpta ederim. Ancak uzun yıllardır bir görevde kalabilmek ciddi bir beceri gerektirir.
Dedim ya ilk kez Kızılay seçimi izledim. Ama seçim sonrası çıkan olaylar beni gerçekten üzdü. Bir entrikadır, bir dalaveredir gidiyor. Genel Kurulda yapılanlar Bolu'yu rezil etmenin ötesine geçmez. Bu işin sorumluları kimdir bilmiyorum. Ama neden bu sonuçların olduğunu üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyorum. Yakıştıramadın vesselam.
Ancak benim için en önemli bir detay Genel Kurulu organize eden şube yöneticilerinin atladığı bir konu var. Bir kere Kızılay bir hayır kurumudur ve gönüllülük esası ile çalışır. Burada görev talip olanlar ve görevde olanlar kıymetli insanlardır. Bu yüzden girişteki aşırı güvenlik tedbirlerini baştan yadırgamıştım ama salonda yaşananları gördükten sonra iyi ki varlar dedim.
Yine Şube yöneticileri önemli bir detayı atlamışlar. Salonda Erikli su vermek yerine "Kızılay Maden Suyu" dağıtılsaydı günün anlam ve önemine daha uygun düşerdi.
Veee, en önemlisi, salonda hem gümüş, hem altın rozetli üye Yener abiyi daha bir dikkatli izleselerdi, "Vefa" nın ne olduğunu Kızılaycılardan öğrenecektik. Hem gümüş, hem de altın madalylalı Kızılaycıya bir vefayı çok gören bir Kızılay Yönetim Kurulu Başkanını esefle kınıyorum.
Keşke salonda Erikli su yerine, Kızılay Maden suyu olsayadı...