ABDnin makyajı aktı

Hamza Canbaş

Geçtiğimiz hafta, ABD Başkanı Obamanın, 1915 olayları için Büyük Felaket açıklaması yapması, ülkemizde, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Başbakan ve diğer bütün siyasetçiler tarafından tepkiyle karşılandı. En büyük tepkiyi ise, Başbakan gösterdi. Başbakanın Türkiye el bebek gül bebek okşanacak bir ülke değildir şeklinde çıkış göstermesinin temelinde büyük bir hayal kırıklığı yatıyor. Zira Obamanın Türkiyeye geldiğinde Başbakanla samimi görüntülerini hatırlayanlar, neredeyse Obamayı yüreklerinin içine sokacaklardı. Obamada, işi doğrusuna bakarsak, Türkiye de rolünü gayet iyi oynadı. Halkın sempatisini kazanmasının ötesinde kendisine hayran bir kitle bıraktı. İşte, siyasetçisinden bürokratına, işçisinden memuruna hayran olduğumuz ABD başkanının, Ne şiş yansın ne kebap yansın şeklindeki Büyük Felaket sözleriyle açıklaması, bu hayal kırıklığının ortaya çıkardığı bir tepkidir. Bu kadar çok hayal kırıklığına uğramamızın sebebi Obamanın kendisine güvenmemizden kaynaklanıyor. Oysa ABDde, Obamanın Başkanlığa getirilmesi sadece ABDnin bir ambalaj değişikliğinden başka bir şey değildir. Esasında ambalajın içinin aynı olduğunu bir anlayabilsek, bu kadar hayal kırıklığı yaşamaz, ABD Başkanına bu kadar hayranlık beslemezdik. Bilmeliyiz ki, ABDde değişen sadece Başkanın rengidir. Siyah deri ile beyaz deri arasında bir fark yoktur. Obamanın Müslüman olmasına ilişkin dedikodular da bizzat ABD tarafından Müslüman ülkelere enjekte edilen uyuşturucu çeşidinden başka bir şey değildir. ABDnin genel politikasında hiçbir değişiklik yoktur. ABD yine Dünyanın jandarmalığını sürdürüyor. Görülüyor ki, ABD dünya üzerindeki planlarının devreye sokabilmek için çok radikal bir karar almış, bir zamanlar köle olarak kullandığı zencileri başlarına başkan yapabilmişlerdir. Demek ki, dünya üzerinde oynadıkları oyunu gerçekleştirebilmek için bu radikal değişikliğe bile onay verebilmişlerdir. Unutulmamalıdır ki, diplomaside asla dost yoktur. Ülkelerin de birbirleri ile dost olması asla mümkün değildir. Çünkü bütün ülkelerin yöneticilerinin birinci vazifeleri, yönettikleri ülkelerin menfaatidir. Hal böyle olunca, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki fark, birisinin Ermenistan diğerinin Azerbaycan olmasıdır. İlişkilerin iyi olması, özellikle komşularımızla olan ilişkilerin ülkemiz menfaatleri doğrultusunda olmasından doğal başka bir şey yoktur. Dil birliği, din birliği, ırk birliği gibi kavramların önemi, ülkemizden daha fazla değildir ve öne geçmemelidir.
***
Bu bir spor yazısı değildirHiçbir spor müsabakası için yorum yazmadım. Yani spor yazarı olmadım. Öyle, Ahmet sağdan ortaladı, Mehmet kafa vurdu, top ağlara gitti. Teknik Direktör takımı yanlış oynatıyor, seyirciler kötü oyunu ıslıkladı vs vs şeklinde yazılan futbol müsabakası yorumlarını yazan arkadaşlara sitemim var.Geçtiğimiz gün, Jimnastik çalıştırıcımız sevgili Suat Çelen yanıma gelerek, Abi 6 Mayısta Murat Canbaş jimnastik turnuvası düzenliyoruz. Üçüncüsünü gerçekleştireceğiz ama, basından gerektiği kadar ilgi göremiyoruz. Oysa ben bu turnuvayı Uluslar arası yapmayı düşünüyorum deyince gözlerim doldu. Bana çok şeyleri anımsattığı için ben zaten Suatı gördüğümde eriyorum. Üstüne üstlük birde sevgili kuzenim rahmetli Murat Canbaşın anısına böyle bir çaba içinde olması benim gözlerimin yaşarmasına neden oldu. Onun, Abi basın ilgi göstermiyor şeklindeki serzenişine diyecek bir şey bulamadım. Maalesef Türkiyede spor deyince, spor muhabirlerinin ve spor yorumcularının akıllarına sadece futbol geliyor. Evet, bu bir spor yazısı değildir ama spor yazıyorum diyenlere sitem yazısıdır. Sevgili Suat Çelen bu konuda bir basın toplantısı düzenleyecek, inşallah yerel basınımızın spor yazarları ve muhabirleri gerekli ilgiyi gösterirde Suatın şevkini kırmazlar.