Abantın ruhuna fatiha

Hamza Canbaş

Günlerdir,
Sayın Vali ile bazı basın organları arasında Abant üzerinden sürdürülen söz
dalaşı devam ediyor. Abantda, Bolu İl Özel İdaresi tarafından yapılan hummalı
çalışmalar hızla devam ederken, sadece Basının bir bölümü bu konuyla
ilgileniyor olması kafaları karıştırıyor.

Orta da bir çevre katliamı olduğu kesin. Ancak her
nedense, kendi gazetem dahil olmak üzere hiçbir gazete konuya yeterince ilgi
göstermiyor. Biraz ucundan kıyısından yerelde Gündem gazetesi ve yaygın basında
Habertürk gazetesi konuyu işlerken bu iki gazetenin yaptığı yayınlarda kamuoyu
desteği bulmuyor. İşte bence asıl sorgulanması gereken nokta burası. Yani halk
Abantda yapılanlara neden duyarsız ve sessiz kalıyor

Bence bunun ağırlıklı nedeni Abantın kendisidir. Abant,
ben kendimi bildim bileli Bolu halkının ilgisini çeken bir yer olmamıştır.
Balıkçıların dışında Boludan Abanta hafta sonu için gidenlerin sayısı üç beş
kişiyi geçmez. Zaten ben görevim gereği sık sık Abanta gittiğim zamanlarda
Bolulu aileleri görmez, onların buraya niye gelmediklerine de bir anlam
veremezdim. Sanırım biraz uzak olmasının bunda etkisi vardır. Ayrıca sadece
Abant değil, Gölcük ve özellikle Yedigöller bile biz Boluluların ilgisin çeken
yerler değil. Çünkü Boluluların bir ayağı zaten köyleri ile irtibatlı
olduğundan, eğer bir mesire alanına piknik için gidilecekse orası mutlaka köy
ya da köyün yaylası olur. Hal böyle olunca da, Abant ve diğer yerler sanki Bolu
dışından gelenlere tahsisli yermiş gibi algılanır. Zaten Abantda yapılan ve
yapılamak istenen de budur. Yani Abantda yapılanlar Bolular için değil, Bolu
dışından gelecekler içindir. Bu yüzden biz Bolulular Abanta ne yapılıyor, ne
yapılmıyor çok ilgilenmiyoruz.

Peki, orada yapılanları halka duyurmaya çalışan basın
yayın organlarına rağmen neden halk duyarsız kalıyor derseniz, işte bu sorunun
cevabını verecek olanlarda, haklı olarak oradaki katliamı gündeme alanlar cevap
vermelidir. Ya yaptıkları yayınlarda samimi değiller ya da doğru söylemiyorlar.
Ya da Abant için görüş bildirmesi gereken kişiler doğru seçilmiyor olabilir.
Örneğin, hali hazırda bir dernek başkanı varken, eski başkandan medet ummak
işin doğrusu bana da pek samimi gelmedi. Zira Habertürk TVde izlediklerim beni
haklı çıkartıyor. Sayın Vali görüntülerin kendi işleri ile ilgisi olmadığını,
arşiv görüntüleri ile yayın yaptıkların yüzlerine çarptı. Halk o zaman başka
türlü düşünmeye başlıyor ve ne de olsa,
Devletin Valisidir yalan söyleyecek hali yok diyor.Elbette ki, sorun ciddi anlamda bir çevre sorunudur.
Abantın kendisine has bir Anayasa niteliğinde yönetmeliği vardır. Ve orada
yapılanlar bu yönetmeliğe tamamen aykırı bir uygulamadır. Abantı asıl koruması
gereken makam, İl Çevre ve Orman Müdürlüğüdür. Bu kurum, orada Abantla ilgili
yönetmeliği uygulamış olsa, değil orada yol yapmak, bir kozalak bile almak
mümkün değildir. Ama işi yapan Valilik olunca denetleyecek kurumda Valiliğin
altında bir makam olunca bu söylediklerim ütopyada ileri gidemiyor.Bu sorunu müftülük çözer
Abant bu haliyle gitti gider. Abantın ruhuna Fatiha.
Bizim ciddi anlamda çevre bilincine sahip olmamız gerekiyor. Bize bu çevre
bilincini verecek olan kişiler, Abant için kameraların karşısına çıkan,
gazetelerde ahkâm kesen, Valiyle girdiği söz dalaşını büyük bir marifetmiş gibi
anlatanlar olamaz. Gerek İl Çevre Müdürlüğünde, gerekse Orman Araştırma
Müdürlüğünde halkı eğitecek insanların olduğunu biliyorum. O kişilerin
periyodik olarak önce din görevlilerini, sonra öğretmenleri, sonra diğer kamu
görevlilerini eğitmesi gerekiyor. Özellikle din görevlilerine bu konuda büyük
sorumluluk düşüyor. Zaten İslamın ruhunda ve özünde müthiş bir çevre bilinci
varken bunu yaygınlaştırmak ilk başta din görevlilerine düşüyor. Önce din
görevlileri bilinçlendirilmeli konu halka bu şekilde yaygınlaştırılmalıdır.
Bari başka değerlerimizi korumayı becerelim.