“Vatan”a kurban!

Hamza Canbaş

     ÖZETLE, Akraba, garip, gureba ve kurban kelime olarak aynı kökten türemiş Arapça kökenli kelimelerdir. Yakın, yakınımız, yakınlarımız ve yakınlaşma anlamı taşırlar. Bu yüzden Kurban Bayramında kestiğimiz canlının adı “kurbanlıktır”. Yani bizi inancımız gereği Allah’a yakınlaştıracak bir vasıtadır.

     Elbette ki “kurban”ın teolojik tarihi önemlidir ve bilinmesi gerekebilir ama bugünlerde bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz ise vatandır.

     Ülkemizde son zamanlarda hemen hemen birçok kimsede vatana olan bir soğukluk rüzgârları esmekte, vatan sanki birçokları için (en başta olması gereken) önem sırasını kaybetmiş görünmektedir. Oysa bizim ecdadımız “vatan” kelimesini duyduğunda yüreği yerinden zıplar saygıdan ayağa kalkardı. Günümüzde ise bu kavram önemini yitirmiş durumda. Ve birçokları için vatan sadece üzerinde yaşanılan bir kara parçasından ibaret sayılıyor. Aslında hiçbir manevi değeri yokmuş gibi hissedilmesi geleceğimizin ne kadar tehlike altında olduğunu gösteriyor. 

     Unutulmaması gereken en önemli konulardan birisi, önce insan üzerinde yaşadığı, nefes alıp verdiği kendi toprağına ve bu topraklar üzerinde dalgalanan bayrağına “Kurban” olmalıdır. Eğer kişide böyle bir duygu yoksa bilmelidir ki, Vatana kurban olunmadıkça kesilen canlılar size “kurban” olup sizi Allah’a yakınlaştırmayacaktır. Kişi “Kurban” kesecek kadar kendisini dindar kabul ediyorsa ve samimiyse “Vatanına, bayrağına kurban” olması da bir hayvanı boğazlayıp, kurban kesip yakınlaşmak istediği Allah’ın emridir. 

Öyleyse, “Kurban” kesip “Allah”a yakınlaşmak isteyen sevgili din kardeşim: uyanık ol, kalp gözünü aç, ülkenin geleceğini iyi oku. Vatanın elden gittikten sonra, kurban kesecek toprağın olmayabilir.