Yasemin Devriminin Düşündürdükleri

Gazanfer Günler

Tunus'ta gerçekleşen Yasemin Devrimi'nin tetikleyicisi, işportacılık yapan Üniversite mezunu bir gencin kendisini yakmasıdır.
Kendisini yakma eylemleri hızla komşu ülkelere sıçramış, Kuzey Afrika ülkelerinde, çok sayıda genç kendini yakmıştır.
İyi yönetilen bir ülkede bir gencin kendisini yakması sıradan bir olay gibi kabul edilebilir.
İşsizliğin büyük boyutlarda olduğu; fert başına düşen milli gelirin çok düşük olduğu; yönetenlerin yolsuzluğunun sorgulanmadığı; gelir dağılımı adaletsizliğinin toplum vicdanını zedeler boyutta olduğu ülkelerde tetikleyici olmuştur.
Bu devrim Tunus sınırlarında kalmayacak ve kanaatimizce yayılacaktır. Fas, Cezayir, Libya, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan benzer sosyal ve ekonomik sorunları nedeniyle halk hareketleri için potansiyel ülkeler konumundadır.
Bazıları Yasemin Devrimi'ni, Soroşçu renkli devrimlerle (Ukrayna; Kırgızistan; Gürcistan) eş tutmaktadır. Tunus'ta gelişen olayları sadece dış dinamiklerle izah mümkün değildir. Etkili olabilir. Ama sosyal ve ekonomik zeminin de müsait olduğu inkâr edilemez.
Tunus Devlet Başkanı'nın yurt dışına kaçırdığı iddia edilen 1,5 ton altın; İsviçre ve Fransa Bankalarında bulunduğu iddia edilen 5.000.000.000.00 USD nakit para, yönetenlerle halk arasındaki uçurumun açık delilidir. Devrime meşruiyet kazandırmaya yetmektedir.
TÜRKİYE'DE DURUM:
Ülkemizde işsizlik rakamlarına baktığımızda % 11,2 civarındadır. Bu rakam mevsimsel Tarım istihdamı düşüldükten sonraki rakam olup gerçek işsizlik oranı %20 nin üzerindedir.
2010 Ekim ayı itibariyle TÜİK verilerine göre gençler arasında işsizlik oranı %21,3 tür.
Üniversiteli işsiz oranı ürkütücü boyuttadır. Üniversiteli işsiz sayısını yakın vadede azaltmak mümkün değildir. Plansız, popülist yaklaşımlarla açılan üniversiteler, fakülteler üretken olmayan mezunlar yetişmesine yol açmaktadır. Üniversitelerde % 10 Teknik, % 90 sosyal branşlarda öğrenci okutulmaktadır.
Siyasi iktidarlar oy kaygısıyla, gençlerin ve ülkenin geleceğini karartmaktadır. Emek yoğun tarım ve hayvancılık can çekişirken TÜİK 2009 verilerine göre, kırsal yerleşim oranı %24,5 (17.754,093 kişi); kentsel yerleşim % 75,5 (54.087.219 kişi) lerdedir.
Kentler, kırsal göçlerle köy kent halini alırken sokaklar, kahvehaneler işsiz dolup taşmaktadır.
Yakın vadede bu vasıfsız insanların istihdamı mümkün değildir. Devlet hızla planlamaya geçmeli, hangi branşta ne kadar üniversite mezununa ihtiyacı olduğunu beş yıllık perspektiflerle tespitle öğrenci alımlarına sınırlama getirmelidir. Tarım özendirilmeli, girdi maliyetleri nazara alınarak gerçekçi taban fiyat uygulamasına geçilmeli ve tarım ürünleri ithalatına kısıtlama getirilmelidir. Köye dönüş özendirilmelidir.
Unutmamak gerekir ki rejimleri ayakta tutan orta sınıftır. Orta sınıfı yok eden (düşük asgari ücret, düşük emekli maaşı) uygulamaları gözden geçirilmeli, devlet modası geçmiş liberal ekonomi yerine sosyal devlet politikalarıyla ekonomide yatırımcı rolü almalıdır.
Aksi halde sosyal bozulmuşluk potansiyel tehdittir.