YARGI HIZLANIR MI?...

Gazanfer Günler

Adalet Bakanlığı, 100 maddeye yaklaşan bir çalışmayı kamuoyuna açıklamıştır. Amaç, yargının yükünü azaltmak, hızlandırmak olarak özetlenmiştir.

Tasarı, bize göre yeterince tartışılmamış, yargıyı ne ölçüde hızlandıracağı hesaplanmamıştır.

Örneklerle belirtmek gerekirse;

— Karşılıksız çeklere verilen hapis cezası kaldırılmaktadır. Bu yaklaşık 600.000 dosyanın etkilenmesi anlamına gelir. Ama madalyonun arka yüzü düşünülmemiştir. Çek alacaklılarının mağduriyetleri nasıl giderilecektir.
— Konutlarda ev eşyası haczedilemeyecektir. Memur ancak konutta bulursa para, altın v.b.g. kıymet haczedilebilecektir. Karşılıksız çekle veya bono ile evini lüks eşyalarla donatan borçludan satıcı alacağını alamayacaktır.
— Belli rakamın altındaki icra takipleri öncesi ( 888,00 TL ) mektupla uyarı zorunluluğu getirilmektedir. Bu alacaklar genellikle ( Telekom, Elektrik İdaresi – İnternet aboneliği gibi ) kalemlerden oluşmakta olup esasen uyarı yapılmaktadır.

Bu kalemlerle yargının hızını arttırmak ( çek ceza davaları hariç ) mümkün değildir. Aksine toplumsal barış daha da zedelenecektir.

— Doktorlara bıçak parası adı altında ödenen para suç kapsamına alınmakta ve oldukça ağır ceza verilmesi öngörülmektedir. Mevcut sistemde yok muydu?
Cebri irkitap olarak vardı. Bu nedenle yargı ağır mı işliyordu? Hayır…
— Tutuklama ve tahliye taleplerinin reddi gerekçeli olacak deniliyor. Mer’i, CMK 34 ncü md. Şöyle;

“…. Hakim ve Mahkemelerin her türlü kararı karşı oy dahil gerekçeli olarak yazılır.”

Bu madde yürürlüktedir. Mevcudu keşfe ne hacet.

Ama uyuluyor mu? Hayır. Ne alt derece mahkemeler ne de Yargıtay uymuyor.

Birçok Yargıtay kararı klişeleşmiştir. ( Dosyada mevcut delillere, dosya kapsamına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun hükmün onanmasına )… Denilmektedir. Eğer bu gerekçeyse, gerekçeli karar var demektir.

Kaldı ki Yargıtay veya yerel mahkemelerin gerekçe yazmamaları sebebiyle davalar uzuyor değildir.

NE YAPILMALI?

1 – Adliyelerde Hakim ve Savcı açığı giderek artmaktadır. Bu nedenle toplu Mahkemeler tek hakimli Mahkemelere dönüştürülmelidir.

2 – Dosya sayısı belli limitin altındaki ilçe adliyeleri hiç vakit kaybetmeksizin kapatılarak merkezi adliyelere bağlanmalıdır.

3 - C.Savcılarının soruşturma süreleri belirlenmelidir.
4 – Anglo Sakson hukuk sisteminde olduğu gibi ( İTHAM PAZARLIĞI ) kabul edilmelidir. Savcı delilleri topladıktan sonra zanlı vekilini çağırmalı ve isteyeceği cezayı bildirerek pazarlık etmelidir. ABD ve İngiltere de başarı oranı % 95 tir.

5 – Adli kolluk kurulmalıdır.

6 – Özel yetkili Mahkemeleri – başkan ve üyelerin seçimi, yeniden gözden geçirilmelidir. Hrant Dink davası, bir simge olmuştur. Toplumda, adil yargılanma hakkı ihlalleri konusunda ciddi reaksiyoner birikimi vardır. 30.000 kişinin yaptığı yürüyüşü, sadece Hrant severlerin yürüyüşü gibi küçülterek algılanmamalı, yargının siyasi etkilerden uzak olduğu kanaatını oluşturacak düzenlemeler yapılmalıdır.

7 – Adalet Bakanlığı bütçesi hizmetin önem ve hassasiyetine uygun düzeye çıkarılmalıdır.

8 – Yeni Hukuk Muhakemesi Kanunu ile getirilen ön inceleme, davaların gecikmesine ve tıkanmasına yol açmıştır. Hiç vakit kaybetmeden ( ön inceleme – tüm masrafların avans olarak peşin yatırılması ) düzenlenmesinden dönülmelidir.

9 – Sulh – Asliye ayrımı kaldırılmalıdır. Tüm hukuk Mahkemeleri Asliye kabul edilmeli ve ihtisaslara ayrılmalıdır.
Hakimlerin zaruret dışında bilirkişiye gitmelerinin önü kesilmeli ve Hakimlere bu yönde hizmet içi eğitim verilmelidir.