Suriye

Gazanfer Günler

Türkiye’nin Güneyinde ve en uzun sınır komşusu Suriye, operasyon masasına yatırılmıştır. Tunus, Mısır, Libya, Yemen’den sonra rejim ve iktidar değişikliği sırası Suriye’dedir.

Suriye, 13 Kasım 1970 tarihinde General Hafız ESED’İN gerçekleştirdiği kansız bir darbeyle ESED ailesinin yönetimine geçmiştir. 22 Şubat 1971 tarihinde yapılan halkoylamasıyla devlet başkanı seçilen ESED 14 Mart 1973 te yürürlüğe giren Anayasa’yla ülkesini yönetmiştir. Halen yürürlükte olan Anayasa’ya göre cumhurbaşkanı adeta başkanlık yetkileriyle donatılmıştır. Cumhurbaşkanı başbakanı, bakanları tayin eder, savaş ilan eder, olağanüstü hal ilan eder, genel af çıkabilir.

Yasama yetkisi 250 üyeli parlamentonundur. Ancak etkin parti ve güç Baas Partisidir.

ESED ailesi, ülkenin dini kimlik dağılımında % 11 ‘ini oluşturan Nusayri kitlesine mensuptur. Nusayriler Allah’ın Hz. Ali de tecelli ettiğine inanır. Bu yönleriyle Hristiyan inancına benzer.

Suriye’nin etnik yapısına baktığımızda;

- % 88 Arap
- % 6 Kürt
- % 2.8 Ermeni
- % 1 Türk
- % 1 Rum
- Kalan Süryani, Nasturi, Çerkez ve Yahudilerden oluşur.

Dini kimliğine baktığımızda;

- % 74 Sünni Müslüman
- %11 Nusayri
- % 3 Rürzi
- % 0.8 İsmaili
- % 10 Hristiyan’lardan oluşuyor.

Yani, çok küçük br azınlık temsilcisi Nusayriler, diğer etnik ve dini çoğunluklara hakimdir ve tahakküm etmektedir.
2 Şubat 1982 tarihinde, Hafız Esed’in emriyle General Rıfat ESED komutasında 2 Mekanize Tugay, savaş uçakları kenti bombardımana başlamıştır. 10 gün süren bombardıman sonunda 25.000 sivil katledilmiştir. ( Gayriresmi iddialara göre 40.000)

Katliam sebebi yönetime muhalif El İhvan El Müslimin (Müslüman Kardeşlerin) bu şehirde faaliyet gösteriyor olmasıdır.

Hafız’ın 10 Haziran 2000 tarihinde ölümünden sonra oğul Beşar ESED iktidara geçmiştir. Beşar Avrupa’da eğitim görmüş, batılı normlarla yetişmiş modern anlayışta bir insandır. Ancak, 11 yıllık iktidarı döneminde beklenen reformların hiçbirini yapmamıştır.

Ülkedeki, kendinden olmayan dini ve etnik kimliklere bakışı değişmemiştir. Halk baskılardan yılmış ve bunalmıştır. Ülkedeki gelir dağılımı bozukluğu, iletişimin gelişmesi çevre ülkelerdeki gelişmeler halkı sokağa dökmüştür.

Her gün ortalama 25- 30 direnişçi öldürülmektedir. Sicili bozuk Esed’ ler silahsız sivilleri katletmekten çekinmemektedirler.

1982 Hama katliamına, Müslüman Kardeşlere yönelik olduğu için ses çıkarmayan ABD bu defa şiddete son verilmesi uyarısında bulunmuştur. Ancak etkili ve fiili önlem alınmazsa sözlü uyarılar sonuç vermeyecektir.

Görünen odur ki Suriye etnik ve dini kimlik bazlı bir iç savaşın eşiğindedir. Bu da Türkiye’nin çok ciddi sıkıntıya girmesine yol açacaktır. Türkiye’de girdi maliyetlerinin yüksekliğinden kaçan çok sayıda fabrika, Suriye’ye taşınmıştır. Suriye, Türkiye’nin önemli ekonomik partneridir. Vize kaldırılmış, serbest ticaret başlamıştır. Çok sayıda turist ülkemize gelmektedir. Suriye’deki gelişmeler, Dünyada en çok Türkiye’yi ilgilendirmektedir.

Türkiye, direnişi örgütleyen Sünni Liderlerle; diğer azınlık liderleriyle ve iktidardaki Beşar ESED yönetimiyle diyaloğa girmelidir. Suriye’nin bölünmesi Türkiye’nin de aleyhinedir. Bölünmeyi önlemek, iktidarı en kısa zamanda seçime gitmeye ikna etmek, çağdaş bir Anayasa’ya ikna etmek menfaatimizedir.