Polis hedefte

Gazanfer Günler

Hükümetin bir süredir, terörle mücadelede polisi ön plana çıkarma düşüncesi biliniyordu. Hatta çevik kuvvetin ihyası gündeme gelmiş ve alımlar başlamış, eğitimler başlamıştı.

Silvan da 13 askerimizin şehit edilmesi ve operasyonda eleştirilere konu gecikmeler, koordinasyon noksanlığı operasyonların polis tarafından yapılması düşüncesini kuvvetlendirmişidir.

Gerilla taktiği uygulayan terör PKK la mücadelede, konvansiyonel harbe göre tertiplenmiş, eğitilmiş ve silahlandırılmış ordu birliklerinin kullanılması; gerilla harbi tekniklerine uygun değildir.

Buna rağmen Türk Silahlı Kuvvetleri büyük bir özveri ve yetenekle kırsalda başarı ve üstünlük sağlamıştır. Görevlendirilen ve personelin çoğunluğu uzman erbaşlardan oluşan yetenekli komando tugayları teröristlerin korkulu rüyası olmuştur. Yabancıların gıpta ettiği bir deneyime ve yeteneğe kavuşmuştur.

Türk Silahlı Kuvvetlerin, bir an önce asli görevine dönmesi ülke çıkarına olacaktır. Ne var ki, terörün eylem alanı düşünüldüğünde, saha hâkimiyetinin kaç polisle sağlanacağı planlanmış mıdır?

Sayı dışında silah, iletişim, hava – yer desteği, sahaya uyum süresi planlanmış mıdır?

Adına ister çevik kuvvet, isterse özel harekât timi deyin; ne derseniz deyin bu birliklerin, TSK ile koordinasyonu; komuta meseleleri öncelikle sorun olarak çözümlenmelidir. Yetki ve komuta kontrol çakışmalarının sonuçları vahim olur.

Bir yığın çözümlenmemiş sorun varken, polisimizin ön plana çıkarılması; polisimizi PKK nın hedefi haline getirmiştir. Henüz yeterli eğitilmiş polis birliği sahada görevlendirilmemişken, alçakça metotlarla Siirt te, Yüksekova da, Hakkari de şehitler vermeye başladık.

Acemice konuşmalar, nutuklar, açıklamalar; işin ciddiyetini, boyutunu kavrayamamaktan gelmektedir.

Şehit olan asker de, polis de bu vatanın evladıdır. Acısı, yüreklerde yaktığı ateş farklı değildir. Ama asıl acı veren yanlış yönetim, yanlış teşhis ve söylemlerdir.