ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ

Gazanfer Günler

Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde;

"1- Herkes özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
"2- Bir hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir" denilmektedir.

T.C. Anayasasının 20. maddesine paralel bir düzenlemeyle;
"Herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve ailenin gizliliğine dokunulamaz" hükmü getirilmiştir.

Bu hükümlere paralel düzenlemeyle Türk Ceza Kanunu'nun 134. ve 135. maddelerinde kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa etmeyi, kayda almayı, kişisel verileri kaydetmeyi suç saymış ve yaptırım getirmiştir.

Ne hazindir ki Türkiye'de organize ve profesyonel biçimde yok edilmek istenen hedef kişilerin özel yaşamlarına girilmekte, kayıtlar yapılmakta ve internet vasıtasıyla ifşa edilmektedir.

Bu yöntemle geçici zaferler elde edilse bile uzun vadede bu işi yapanlar, yaptıranlar ve rejim zarar görecektir.

Politikacının veya kamu görevlisinin özel hayatı olmaz yaklaşımı doğru değildir. Kurallar herkes için eşit uygulanır. Politikacının da, bürokratında özel ve korunmaya değer bir hayatı vardı.

Kasetçilik, şantajcılık fazilet rejimi olan demokrasilerde geçerli yol değildir. Bu yoldan kimse medet ummamalıdır.

Bu yola tevessül edenler devletçe takiple mutlaka Mahkeme önüne çıkarılmalıdır. Toplum bu adamları bilmek istiyor. Demokrasi kendini temizlemek zorundadır. Aksi halde kirli rejim olur, karanlık rejim olur. Karanlık rejimlerin nasıl ve nerede sonlandığını yakın günlere bakarak görmek ve ibret almak gerekir.