İğneli fıçı

Gazanfer Günler

Seçime artık günler kaldı. Seçimde en çok oy almak, iktidarı ele geçirmek isteyen siyasi parti liderleri edep sınırlarını zorlayarak birbirini eleştirmektedirler. Basından gelen uyarılar dikkate alınmamaktadır.

Miting alanlarında kontrolsüzce sarf edilen sözler, topluluk psikolojisi içinde absorbe edilirse de mitingleri yazılı ve görsel medyadan izleyen sakin ve partizan bağnazlıktan uzak kitlelerde hiç de hoş karşılanmamaktadır.

Hırsların hedefindeki iktidar çok mu cazip…?

Seçimden sonra kurulacak yeni hükümeti bekleyen öyle sonlar var ki keşke meydanlarda, ekranlarda bu sorunlar tartışılsa ve düzeyli biçimde çözüm önerileri ortaya konulabilseydi.

Tüm siyasi partilerin vaatleri, düşünenler üzerinde Teyo Pehlivan izlenimi bırakmaktadır.

— Dışta, Kafkaslar – Suriye – Libya – Mısır – Ege – Kıbrıs sorunları öncelikli olarak önlerine gelecektir. Yeni hükümet döneminde gereksiz risk alarak üzerimize vazife olmayan ihtilaflara atılarak ülkemizin prestijini sarsmamak öncelikle göz önünde tutulması gereken bir husustur. Türkiye dış yatırımlar sebebiyle Libya da, Mısır da ve Suriye de ciddi boyutlu mali kayıplara uğramıştır. Bu kayıplar cari açığın büyümesinde de faktördür.

— İçte siyasi ve ekonomik sıkıntılar beklemektedir.

A – Siyasi sıkıntılar:
— Kürt sorunu 15 Haziran tarihine kadar buzdolabına konulmuş ancak vaatler yapılarak
beklenti yaratılmıştır.
— Yeni Anayasa nasıl yapılacaktır? Kimlerle uzlaşılacaktır. Yeni Anayasa için öngörülen felsefe nedir? Devlete ve rejime makas mı değiştirilecektir?
— Kurumlarla siyasi iktidar arasındaki gerginlik nasıl çözümlenecektir_

B – Ekonomik sıkıntılar:
— Türkiye de IMF ve OECD raporlarına göre – güçlü kesim talebi nedeniyle hızlı kredi
büyümesi ekonomik faaliyet seviyesini Türkiye nin potansiyelinin üzerine çıkarmakta
ve reel kredi büyümesinin % 20 den fazla olması – kredi balonu oluşturmakta ve patlamaya sebebiyet verebilir.
—Yüksek sosyal güvenlik primleri çok yüksek olduğundan – kayıtlı istihdamı – olumsuz
etkiliyor.
—Eğitim sistemi uluslar arası kıyaslamada düşük seviyededir.
—İstihdamın korunmasına yönelik mevzuatta gerekli düzenlemelerle geçici istihdama
imkân sağlanmalı;
—İşsizlik sorunu sosyal başarı tehdit eder durumdadır. Özellikle okumuş işsizliği
gençlerde rejime küskünlük ve güvensizlik yaratırken sosyal olaylarda olumsuz tavır
almalarına neden olmaktadır.

— Cari açık giderek tehlikeli hal almaya başlamıştır. Mevcut para ve faizi politikası ile
tüketimin kontrolü mümkün değildir. Türkiye deneme tahtası değildir. Daha önce Merhum Özal döneminde faiz politikasıyla tüketim kontrol altına alınabilmiştir. Geçmişten ders almak gerekir.
— Türkiye tükettiği enerjinin (Petrol – kömür – doğalgaz) ortalama %85 ni ithal
etmektedir. Enerji fiyatlarının uluslar arası piyasada yükselmesi ekonomide kırılganlığa yol açacaktır.
— Ekonomide güvene dayalı sıcak para çıkışı cari açığı büyütecektir.
— Özelleştirmelere yabancılara satılan kurumlardan elde edilen kazançlar yurt dışına transfer edilmekte ve bu da cari açığı büyütmektedir. 

Dünya ekonomileri yeni kriz beklentisi içindedir. Kırılganlıklar vardır. Enerji bölgelerindeki rejim değişiklikleri muhtemel krizlerin tetikleyicisi olabilir.

İşte böyle bir ortamda ve azını sayabildiğimiz sıkıntılarla baş edebilmek için iktidara talip olanlar düşünseler ki İĞNELİ FIÇIYA GİRMEYE TALİPLER acaba tartışma düzeyini hakaretleşmeye çevirirler miydi ?...