HUKUK DEVLETİ VE TUTUKLAMA
Türkiye Cumhuriyeti, Anayasanın 2 inci md uyarınca bir HUKUK DEVLETİDİR. Demektir ki devlet adaletin işleyişinde kişi hak ve özgürlüklerine riayet eder.
AB Üyesi olma hevesinde olan Türkiye 22 Haziran 1993 tarihinde kabul edilen Kopenhag Kriterlerini imzalamıştır.
Kopenhag Kriterlerinin SİYASİ KRİTERLER başlıklı bölümünde;
1- İstikrar ve kurumsallaşmış bir demokrasinin var olması
2- Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü
3- İnsan haklarına saygı
4- Azınlıkların korunması
Sayılmakta ve behemehal Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesinin tüm maddelerinin çekincesiz olarak kabul edilmiş olması şart koşulmaktadır.
Türkiye, bu sözleşmeleri kabul etmiş ancak uymaktamıdır? Eğer uysaydı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aleyhine en çok dava açılan 2 nci devlet olmadı.
Yargı, kurumsal olarak kendisini çağdaş normlara uyduramamıştır. Oysa Devlet, çağdaş normları yakalamak için 2005 yılında yürürlüğe giren CMK nu yürürlüğe koymuştur. Uygulamada, geleneksel anlayış normlardan önce gelmektedir. Geleneksel anlayışta, tutuklama kısmen infaz olarak düşünülmektedir.
Ceza yargılamasında yasal yetkililer tarafından geçici olarak başvurulabilen (yakalama – gözaltı – tutuklama – adil kontrol – arama – elkoyma – iletişimin dinlenmesi v.b.g.) koruma tedbirleri özünde kişi hak ve özgürlüklerine müdahaledir. Bu nedenle bu tedbirlerin istisnai olarak ve yasal koşulların gerçekleşmesi halinde uygulanması gerekir.
Tutuklama, yasaya göre (HAKKINDA SON KARAR VERİLMEMİŞ ANCAK KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ BULUNAN KİŞİNİN YARGIÇ KARARI İLE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN GEÇİCİ OLARAK SINIRLANMASIDIR)
Meşru gerekçe ancak ve ancak şüpheli veya sanığın DELİLLERİ KARARTMASI & KAÇMA TEHLİKESİ nin mevcudiyetidir. Bu gerekçenin Savcılar ve Yargıçlar tarafından hassasiyetle aranması gerekir. Objektif olarak bu yönde ciddi emare yoksa tutuklama KEYFİDİR.
Ülkemizde yargı sürecinin uzunluğu, CMK ile öngörülen ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine kesinlikle aykırı tutukluluk sürelerinin uzunluğu, açılan kamu davalarındaki beraet oranı karşısında insan hakkı ihaleleri kaçınılmazdır.
Torba Yasa ile Hâkimlerin tazminat sorumluluğundan kurtarılması bu konuda sıkıntıları daha da arttıracaktır.
Türkiye adil yargılanma hakkı ihlalleri sebebiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aleyhine en çok dava açılan ikinci ülke konumundadır.
Bunun övünülecek yanı olmadığı gibi AB sürecinde önemli engel oluşturduğunu ifade etmek gerekir.
Sayısal olarak Yargı tablosuna baktığımızda;
A – Tutuklu & hükümlü oranları:
YIL TUTUKLU HÜKÜMLÜ
2006 44.141 (%63) 26.336 (%37)
2007 53.229 (%58,5) 37.608 (%41,5)
2008 56.830 (%60) 37.584 (%40)
2009 60.606 (%52) 56.084 (%48)
2010 60.782 (%51) 58.506 (%49)
B – İtham & Beraat oranları:
YIL İTHAM BERAAT
2006 34,0 30,0
2008 42,0 21,2
8 Yıllık ortalamaya göre itham %45,24; beraat %22.6 dır.
İthamla tutuklanan sanıklardan %22,6 sının beraatı yüksek ve haksız tutuklama olgusunun en büyük kanıtıdır.
Oysa ithama göre mahkûmiyet oranı;
Japonya da %99,9
Çin de %99,6
Kore de %99,6
Fransa da %98,9
Almanya da %99,5
Tablo karşısında, hiç vakit geçirmeksizin;
A – CMK. nun tutuklamaya ilişkin hükümleri yeniden düzenlenmeli ve katalog suç kavramı kaldırılmalıdır.
B – Hâkimler ve Savcılar yoğun meslek içi eğitime tabi tutulmalıdır.
C – Yetersizliği ve görevini kötüye kullandığı tespit edilenler aktif görevlerden alınmalıdır. Aksi halde Türkiye’nin çağdaş demokratlığından bahsetmek mümkün değildir.
- BİRAZDA İLERİYE BAKSAK
- ÇİN GEZİSİ
- 5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ
- AMAN DİKKAT!
- HAL VE GİDİŞ ZAYIF
- SİYASETTE ÜSLUP
- TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA HOCALI SOYKIRIMI NEREDE?
- ORTADOĞUDA MEZHEP ÇATIŞMALARI
- MUHTEŞEM YÜZYIL
- DIŞ POLİTİKADA STRATEJİ
- YARGI HIZLANIR MI?...
- YARGIÇLAR YARGIYI KORUMALIDIR
- FAZLA SÖZE NE HACET
- ÇELİŞKİLER ÜLKESİ FRANSA
- BAD-EL HARAB-ÜL BASRA
- AB ÜYELİĞİ HAYALİ BİTTİ Mİ?
- BOZULAN İMAJ
- KCK OPERASYONLARI – DERSİM
- VİCDANSIZ RET
- Van depreminin düşündürdükleri
- Arap sonbaharı
- Sarkozy
- VAKIFLAR
- HEDEFTE ÖĞRETMENLERİMİZ
- SIFIR
- ARAP BAHARI
- YAKALAMA NEDİR?
- BÜYÜK ORTADOĞU MACERASI
- SOMALİ’YE YARDIM
- Polis hedefte
- İsraf ekonomisi
- BAĞIMSIZ SAVUNMA
- SAHTE CENNET
- Demokratik özerklik
- Kelepçeli demokrasi
- Perşembenin gelişi…
- Şamgen vizesi
- SEÇİM SONUÇLARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
- DEMOKRASİNİN NERESİNDEYİZ
- İğneli fıçı
- Taaddüt-ü Zevcat
- ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ
- USAME BİN LADİN
- Suriye
- Kelepçeli denetim
- SİVİL İTAATSİZLİK
- CUMHURBAŞKANI’NIN GÖREV SÜRESİ
- İDAM CEZASI
- DEVLETE ATILAN TOKAT
- BEDELLİ ASKERLİK
- AVRUPA PARLAMENTOSU RAPORU
- PKK VE EYLEM KARARI
- EVLİLİK PROGRAMLARI
- ORDU VE SİYASET
- MISIR
- BAŞKANLIK-YARI BAŞKANLIK
- Yasemin Devriminin Düşündürdükleri








