AB ÜYELİĞİ HAYALİ BİTTİ Mİ?
1951 yılında (Belçika-Federal Almanya – Luksemburg – Fransa - İtalya ve Hollanda'nın kurduğu Avrupa Kömür- Çelik Topluluğu), 1957 Roma Antlaşmasıyla ( İşgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşmasına dayanan), Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) dönüştü. İlerleyen dönemde, sınırlar kaldırılarak tek devlet, tek para, tek kültür, tek otorite çizgisine gelmiştir.
12 havariyi sembolize eden AB Bayrağı, din ekseninde de birliğin sembolüdür.
Üye ülkeler tek para birimi kullanmaya başlamışlar (Euro); Vatikan yön verici manevi otorite olmuş; sınırlar fiilen kalkmış, vize kalkmış, tek bir Avrupa Kültürü yaratılmaya çalışılmıştır.
Siyasi iktidar, yıllardır AB hayalini topluma aşılarken, bir yandan müzakereleri yürütmüştür.
Müzakerelerle, iç hukuk kuralları AB kriterlerine uyumlu hale getirilmeye çalışılmıştır.
Ne var ki Türkiye'nin AB üyelik isteği, AB üyeleri arasında farklı fikirlere yol açmış, Türkiye'nin çağdaş normlara uymadığı; Müslüman bir ülke olduğu; ekonomisinin çok zayıf olduğu, gelir dağılımının bozuk olduğu, enflasyonun yüksek olduğu gibi gerekçeler çeşitli platformlarda tartışılmaya başlanılmıştır.
Daha mert olanlar açıkça karşı olduklarını itiraf ve ifade etmişlerdir. Alman Başbakanı KOHL Alman Parlamentosunda konuşma yaparken, Türkiye'nin üyeliğine karşı olduklarını ifade ettiğinde, bir milletvekilinin; niçin bunu açıkça Türklere söylemiyorsunuz? Sorusuna cevaben (bunu ortalamam zeka seviyesinde herkesin anlayabileceği dille söylüyoruz ama…) demiştir.
Sarkozy; Merkel her fırsatta açıkça ifade etmekten çekinmemişlerdir. AB üyesi ülkelerde yapılan kamuoyu araştırmaları, Türkiye'yi AB'de görmek istemeyenlerin çoğunlukta olduğunu göstermiştir.
2008 yılında ABD'de başlayan ve Dünyaya yayılan ekonomik krizden AB ülkeleri de nasibini almıştır. AB üyeleri, finansal krize karşı, kamu kaynaklarını zorlayarak kullanmışlardır. Ne var ki kamu kaynak açıkları giderek büyümüş ve 2011 yılında Portekiz-İspanya-İtalya-Yunanistan-Macaristan- başta olmak üzere çok sayıda AB ülkesinde kriz başlamıştır.
Krizle birlikte ortak kültür de sarsılmaya başlamış, Milliyetçilik akımı güçlenmiş, tek paradan dönüş yolları aranmaya başlanılmıştır. Hatta, AB'nin dağılması tartışılır olmuştur.
AB'nin, yakın vadede borç batağından çıkma olanağı yoktur. Enerji kaynağı olmayan; AB'nin ABD'ye kafa tutması; süper güç rollerine soyunması hiç mümkün değildir. Askeri olarak ta operasyonel gücü yoktur.
Türkiye işte tam bu ortamda, AB üyelik müzakerelerini askıya almış; istekli görünmekten vazgeçmiş hatta AB; bazı Türk yetkililerince aşağılanmaya başlanılmıştır.
Görünen o ki, Türkiye önümüzde ki dönemde ABD ile daha çok işbirliğine gidecektir. Bu şu anlama geliyor: Türkiye AB Kültür kurallarıyla, Kopenhag Kriterleriyle kendisini daha az bağlı sayacaktır.
Oysa Sn. Erdoğan bir konuşmasında bizi AB'ye almasalar dahi yolumuza devam edeceğiz. Kopenhag kuralları yerine Ankara kurallarını ikame ederek, yolumuza devam edeceğiz… Demiştir. Yani insan haklarına saygılı, gerçek demokrasiden ödün vermeyeceğimizi ifade etmiştir.
Ne var ki Türkiye, giderek daha otoriter, insan haklarına daha az saygılı bir ülke olma yoluna girmiştir. Daha çok demokrasi, daha çok insan hakkı düşüncesiyle ve umuduyla girdiğimiz AB yolundan sapma oranında, insan hakkı ihlalleri, Adil yargılanma hakkı ihlalleri artmaktadır. Düşünce özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü kısıtlanmaktadır. Bu da endişelerimizi doğrulamaktadır.
- BİRAZDA İLERİYE BAKSAK
- ÇİN GEZİSİ
- 5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ
- AMAN DİKKAT!
- HAL VE GİDİŞ ZAYIF
- SİYASETTE ÜSLUP
- TÜRK DIŞ POLİTİKASINDA HOCALI SOYKIRIMI NEREDE?
- ORTADOĞUDA MEZHEP ÇATIŞMALARI
- MUHTEŞEM YÜZYIL
- DIŞ POLİTİKADA STRATEJİ
- YARGI HIZLANIR MI?...
- YARGIÇLAR YARGIYI KORUMALIDIR
- FAZLA SÖZE NE HACET
- ÇELİŞKİLER ÜLKESİ FRANSA
- BAD-EL HARAB-ÜL BASRA
- BOZULAN İMAJ
- KCK OPERASYONLARI – DERSİM
- VİCDANSIZ RET
- Van depreminin düşündürdükleri
- Arap sonbaharı
- Sarkozy
- VAKIFLAR
- HEDEFTE ÖĞRETMENLERİMİZ
- SIFIR
- ARAP BAHARI
- YAKALAMA NEDİR?
- BÜYÜK ORTADOĞU MACERASI
- SOMALİ’YE YARDIM
- Polis hedefte
- İsraf ekonomisi
- BAĞIMSIZ SAVUNMA
- SAHTE CENNET
- Demokratik özerklik
- Kelepçeli demokrasi
- Perşembenin gelişi…
- Şamgen vizesi
- SEÇİM SONUÇLARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
- DEMOKRASİNİN NERESİNDEYİZ
- İğneli fıçı
- Taaddüt-ü Zevcat
- ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ
- USAME BİN LADİN
- Suriye
- Kelepçeli denetim
- SİVİL İTAATSİZLİK
- CUMHURBAŞKANI’NIN GÖREV SÜRESİ
- İDAM CEZASI
- DEVLETE ATILAN TOKAT
- BEDELLİ ASKERLİK
- AVRUPA PARLAMENTOSU RAPORU
- PKK VE EYLEM KARARI
- EVLİLİK PROGRAMLARI
- HUKUK DEVLETİ VE TUTUKLAMA
- ORDU VE SİYASET
- MISIR
- BAŞKANLIK-YARI BAŞKANLIK
- Yasemin Devriminin Düşündürdükleri








