İlişkiler

Ersin Rüzgar

Senelerdir tecrübe etmişimdir. Bir kişiye değerinden fazla değer vermeyeceksin. Bu kural çalıştığımız personelden tutunda samimi arkadaşlıklara kadar geçerli bir kuraldır. Söz konusu yer Türkiye ise bu böyledir.
Askeriyede ise bunun tam tersini hissetmişimdir." Sen düşünme kurallara uy yeter." Bunu askeriyenin tamamında görmek mümkündür. Lamba düğmesi üzerinde lüzumsuz ise söndür yazar. Koğuş yat saati, kalk saati v.s. Kurumsal yapıda dediğimiz işyerleri de askeri nizama çok yakin isler. Öğlen yemek arası 1 saat, 15 dk. Cay paydosu v.s. Bu ilişkiler esnaf arasında ise tamamen güvene dayalı gider. "Emmoğlu yarim saat dükkana bakıverir misin?" Veya "hayrola koçum bugün erkencisin." Gibi sözler dolaşır sokaklarda. Sondan basa doğru gidersek esnafın sorunu sürekli güveninin yıkılması, çalışanın sorunu yönetimin baskısı, yöneticinin sorunu isçinin lakaytlığı, askerin sorunu ezilmişlik, arkadaşlıkların sorunu güvensizlik olarak karşımıza çıkıyor. Peki biz ne yapıyoruz? Şikayet edeni dinliyor, yanımızdan ayrıldığında arkasından bin bir laf ediyoruz. Sorunları görüyor seyretmeyi yeğliyoruz. Biri bir şey yapmaya çalıştığında engel olmaya kalkıyoruz. Biri biraz ileri gitti mi haset ediyoruz. Geri kaldı mı yeriyoruz. Bir şey var ki iyiye gittiğini düşündüğüm; artik yazıyoruz, konuşuyoruz, yorumluyoruz. İnşallah önümüzde ki süreçte çözümler üretmeyi ve diyalog halinde sorunların üstesinden gelmeyi de başarırız.