ÇAKMA HAYAT

Ersin Rüzgar

Geçenlerde televizyonu karıştırırken ne kadar fazla dizi olduğunu fark ettim. Hatta bazılarının içinde kendi hayatımdan parçalar bulduğumu da düşünüyor idim. Fakat biraz düşününce bakin neler çıktı.
Evet televizyon hiç şüphesiz ki gurumuzun en önemli iletişim araçlarından birisi. Hatta öyle bir hayat yaşıyoruz ki birbirimizle ilişkilerimizde bile dizideki karakterlerden örneklemeler görüyoruz. Peki hiç o dizi içeriğinden çıkıp, olaylara ve dizi karakterlerine şöyle bir kuşbakışı baktınız mi? Şöyle ki karakterleri incelediğinizde geçim derdi olmayan, günü yasayan, hırs, ask veya komplo üzerine kurulu hayat tiplemelerini görüyoruz. Ben bu tiplemelerin su an ki yaşadığımız hayatla veya topluma verilmesi gereken mesajla örtüşmediğini düşünüyorum. Bizim su an ki asli sorunumuz çalışmadan her şeyi elde etmeyi düşünen, bunun içinde gerekirse hileye bas vuran, hatta biraz ileriye gideyim; yalanı bile meşru kılan hayat bicimi. Kendinde olmayanı varmış gibi göstermekle geçici faydalanmalar ve tabii sonrası hayal kırıklıkları. Gerçekçi değiliz. Peki neden? Ona da cevabim var. Bizi ta... Baştan böyle yetiştiren bir düzenin içindeyiz. Mesela; halinden şikayet eden öğrencilerin en az %75'ine bakin hoca boşuna puanlarımı kesti der. Ben yeterince çalışmadım veya bu konuyu anlayamadım demez. Ailelerimizde ise çalışmayan, kimseye faydası olmayan şahsın mutlaka bir bahanesi vardır. Büyüklerimize bakin, çalışanın üzerine bir fazla yük verilir, çalışmayan tabiri caiz ise ödüllendirilir. Evet... Bu düzenin değişmesi lazım sevgili okurlarım. Yoksa afedersiniz dolap beygiri gibi ayni yerde döner dururuz. Birileri amudu ile götürür,birileri yazar, birileri nasıl olsa af olunduğu için aynen devam eder. Bu düzen de sürer gider.