TERBİYESİZe yazı

Yıl doksanların ortası. Günlerden hafta sonu…

Sabah kalktım duş alacağım su kesik, ya sabır çektim. Kahvaltımı yaptım, bardaktaki çayımın son yudumunu çektim. Altıma kot pantolon, üstüme tişört çektim. Ayakkabılarımı giydim, keratayla topuğunu çektim. Dışarı çıktım, kapıyı çektim.

Biletim yok, yoldan otostop çektim. Merkezde indim. Kapıdan girdim, parayı ödedim, sıradan bir peştamal çektim…

Saçımı kuruladım, arkasından fön çektim.
Biletçiye gidip bir tane kazı kazan çektim. Çıkan amortiye bir tane daha çektim. Eve yürüyerek gittim, yol bitene kadar neler çektim.
Eve gelince, uyuyan ev arkadaşlarımın fotoğraflarını çektim.

Uyandılar, yemek yapacak kişi için kura çektik. Yemek hazırlanana kadar bakkala gittim, stanttan bir gazete çektim.

Yemeğe oturduk, sehpayı önüme çektim. Yemek bitince, buzdolabının üzerinden tavlayı çektim. İlk zarla, iki pulu şeş kapısına çektim. Tavla bittiğinde koltuğumun altına çektim.

Akşam oldu, bir büyükle kafaları çektik. Odama geçip, pijamalarımı giydim, yorganı üstüme çekip, bir güzel uyku çektim….

Rüyamda karar verdim, asal sayı olsa çekilmeyecek insanları zamanı geldiğinde sadece hesaba çekeceğim…

Sevelim, sevilelim; (bu) dünya kimseye kalmaz…
Afiyetle…

Haftanın Anketi
Yazar, imzalarında olduğu gibi sevebilmekte midir?
a- Sadece sevilmeye değer olanları
b- Niye öyle diyorsun, Yaradan’dan ötürü evet
c- Mevlana mı, Yunus mu bu adam, sevemez bence
d- Galiba haklısın kardeşim