TELAŞ
Çok mu hızlı değişiyor gündem nedir. Sanki herkes beklemiş, bütün bir yılı Aralık ayına sığdırmak istemiş.
Bütün bir yılı aralık ayına sığdırmak... Belki de bütün bir ömrü bir aya sığdırmak. Yapılası şeyleri bir aya sığdırıvermek. Mümkün olabilir mi ki…
Bu hafta gündeme dair yazmayacağım.
Ne Fatih Metin’in bakan yardımcılığı, ne Tanju Özcan’ ın inanılmaz siyasi hatası, Ne Ercoşkun’un Fransa boykotundan bahsetmeyeceğim.
Fransız itinin çıkardığı yasa zaten umurumda değil. Bir kere gittim ülkelerine, pis kokuyor zaten. Bir daha gidersem iki olsun.
Hayata dair mi yazsam; çiçek böcek, belki biraz şiir tadında…
Yılbaşına da az kaldı. Hatta bu yılın son yazısı olacak bu; wish u a mary christmas yazısı mı yazsam.
Gerçi biz kırismıs kutlamıyoruz. Gavurun noeli, şükran günü, kırismısı, paskalyası karışımı bir yılbaşı kutlaması bizimkisi. Çam ağacı, Noel babası ithal, belki patlayacak mısırı yerli malı… Pijama Terlik Televizyon geyiği ile başlayan gece, eskiden tek kanallı dönemde dansözle sonuçlanırdı. Çocuklukta sabahlama merakı olurdu ki 2-3 e kadar sürerdi yine televizyonda program. Şimdi o da kalmadı. Her kanalda farklı saat, yeni yıla girdiğinin bile farkına varmıyor insan. Paraya kıyıp bilet aldıysan, belki çekilişi beklersin… Zaten dansöz seyretmenin de eski tadı kalmadı…
Neden eğlence yerlerinden bahsedemiyorum?
Sanırım hiç yılbaşı eğlencesinde bulunmadım ben.
35 tane yılbaşından birinde Taksim’ deydim sanırım, hepsi o kadar. Bir ya da iki tanesinde uyuyordum. En az bir tanesinde otobüs yolculuğundaydım. Geri kalanlarda, ya kendi evimizde ya da eş dost evinde pijama terlik televizyon hadisesinin değişik versiyonlarını denemekteydik, tombala eşliğinde... zaten eğlence mekanlarının yılbaşındaki tek farkı, fiyatlar ve de süslemeler…
Eğlence mekanlarından birine takılmaktansa, televizyonda hepsini görmek daha evla gelmekte sanırsam. Ya da, yılın başı bir anlam ifade etmedi benim için. 1 Ocak sabahları güneş batıdan doğmadığından olsa gerek.
Gelen yıla sevinmek yerine, giden yıla üzülmek değildi tabi amacım.
Televizyonda yılın getirdikleri, kim bilir, götürdüklerini izlemekten zevk aldım hep. Yeni yıla giren ilk ülkenin Yeni Zelanda olduğunu tahmin etmekle geçti çoğu zaman. Taksimde, kaç kişi, kaç kıza tacizde bulunacak diye merak etmedim ama her seferinde “vay terbiyesizler” diyebilmek adına bu haberleri de izledim.
Ben kutlasam da, kutlamasam da, gidiyor işte eski yıl. Çocukluğumda sakallı bir ihtiyarın gidişi ve 8-10 yaşlarındaki çocuğun gelişi ile tasvir edilirdi karikatürlerde, “bir yılda bu kadar yaşlanır mı insan” derdim her seferinde. Ama hala aklımda kalmış, o sakallı ihtiyar. Saat 23:59 da gözümün önüne gelir hep o karikatür.
2012 ye az kaldı. Geri sayanlar için, geri sayım çoktan başladı. 1 Ocak zaten Pazara denk geldiğinden, hüzünlü kimileri. Korkarım benim için değişen bir şey olmayacak.
Değişen tek şey, Maya’ların kehaneti ile dertlenmek olacak belki.
Evlenme hazırlığı yapanlar 12 Aralığı, Maya’lara inananlar 21 Aralık’ı bekleyecek şimdi…
Sevelim Sevilelim, yeni yılınız eskisini, yarınınız dününüzü aratmasın
Afiyetle







