MİMARLAR ve BEZGİN İNŞAAT MÜHENDİSLERİ

Suçlamak kolaydır. Eleştirmek de kolaydır. Bir STK nın başına geçer geçmez, diğer STK ları eleştirmek daha kolaydır.

Geçtiğimiz günlerde, mimarlar odası başkanı değişti. Hüseyin Özsoy’un yerine, yine mesleğinde tecrübeli, çok da sevdiğimiz bir ağabeyimiz geldi. Hayırlı uğurlu olsun. Gelir gelmez de, cesur(!?) çıkışlar yaptı. Aslında mimarlar odasından uzun süre göremediğimiz, beklediğimiz çıkışlardı bunlar. Biz inşaat mühendislerini bezginlikle suçladı.

Birkaç yıl öncesine kadar, İnşaat mühendisleri ve mimarlar odasının mekanı tek bir yerde idi. İki binli yılların başında İnşaat Mühendisleri Odasının başkanı Necati Yılmaz’dı. Mimarlar odasının başında da, Nadir Garipoğlu vardı. Hatta mimarlar odası ile özdeşleşmişti.

İnşaat mühendisleri ve mimarların aynı mekanı kullanması ve Nadir Beyin de sosyal yapısı sayesinde, bu iki oda bir bütünmüş gibi algılanırdı. Tek mekan, tek başkan, tek oda gibi.

Birkaç yıl öncesinde bu iki odanın mekanlarının birbirinden ayrılması bile bu algıyı, pek çok insanın gözünde değiştirmedi. Buna bilgi eksiği bulunan, yerel gazetelerin de katkısı büyük oldu. İMO başkanı da çıksa açıklama yapsa, MO başkanı da çıksa açıklama yapsa, Bolu İnşaat Mühendisleri ve Mimarlar odası başkanı açıklama yapmış gibi yazılıyor ve algılanıyordu. Hatta hala bu algıda olan gazeteler varsa hiç şaşırmam. Her an İnşaat mühendisleri ve mimarlar odası başkanı Semih Dimicioğlu bir açıklama yapabilir…

Aslında algılamanın dışında, aynı mekanı paylaşmak iyi de oluyordu. Birbirine yakın iki meslek olduğumuzdan, pek çok konuda fikir alışverişi yapılabiliyordu. Tabi o zamanlarda oda, bir araya gelmek için daha çok kullanılıyordu. Kimse kimseyi bezginlikle suçlamıyordu, keza pek çok faaliyet birlikte tertip ediliyordu…

Mimarlar odası Hüseyin Özsoy döneminde de pek çok güzel işe imza attı. Ancak, genelde düşünceleri Belediye Başkanı ile paralel olsa gerek, karşı açıklama duymadık pek. Sanat merkezinin taşınmasına karşı ses, Başkanlık koltuğuna oturur oturmaz geldi Semih Beyden. Bundan sonra da pek rahat durmayacak gibi, yeni Mimarlar Odası başkanı. Belediyenin uygulamalarında mutlaka fikrini belirtecek…

Gelelim Semih Beyin deyimiyle, biz bezgin inşaat mühendislerine. Ve bu açıklamanın sebeplerine…

Yüksel Ceylan döneminde başlayan, sonuçlanan ancak sonuçlarının açıklanmadığı bir proje başlatılmıştı. Biz İnşaat mühendislerinin proje bazlı çalışmada görevi, projeleri bilgisayar ortamına girerek, elektronik ortamda Belediyeye teslim etmekti. Bu sayede ben dahil pek çok arkadaşım, işlerin de çok iyi olmadığı bir dönemde ekmek yedik.

Hasarsız, 3 ve daha çok katlı binalar için hazırlanan bu veriler, Boğaziçi Üniversite hocalarına gönderildi ve analizleri yapıldı. Bolu merkezde yapılan tüm zemin etütleri bu projede ışık oldu ve kabul etmek gerekir ki, Yüksel Ceylan önemli bir projeye imza atmış oldu.

Ancak sonuçlandırmak Alaaddin Yılmaz’a nasip oldu.

Mevcut belediye yönetimi bu sonuçları paylaşma konusunda yavaş davranıyor. Çekinilen şey, tehlikeli denilebilecek olan birkaç binaya bu durum bildirildiğinde, ne olacağı. Yaptırım gücünün olup olmadığı ve bu yaptırımın maddi sonuçlarına katlanılıp katlanılamayacağı…

Olası bir depremde bu binaların yıkılması halinde, bu vebali kimin üstleneceği, ayrı bir merak konusu…

Diğer bir taraftan, bu projede, sadece mevcut proje üzerinden bir sonuca ulaşıldı ve dışarıdan gözlemle. Yani malzeme numunesi alınmadı, detaylı bir inceleme yapılmadı.

1998 (ve elbette ABYYHY) öncesi yapılan binalar muhtemelen 1975 deprem yönetmeliğine göre yapılmış binalardır. (veya daha önceki binalardır) Deprem sonrası güçlendirme çalışmalarından hatırladığım kadarıyla, bu dönemin beton dayanımları da düşünüldüğünde, son deprem yönetmeliğine uyan bina olmayacaktır. Bu da 1998 öncesi tüm binaların güçlendirilmesi gerektiği anlamına gelecektir ki, bunun için genel bir tespite gerek yoktur. Yapılan deprem master projesi, aslında nereden başlanacağına bir ışık olmaktan öteye gitmez.

Bu durum, her bina sahibinin kendi imkanlarıyla deprem güvenliği tespiti yaptırması gerektiği sonucuna ulaştırır. Bunu yaptırabilecek güç, Bolu Belediyesinin gücü değildir. Biz İnşaat mühendislerinin gücü de yoktur. Sonuçta yapılacak bu iş, maliyet gerektiren bir iştir.

Bu durumda bezginlik yapmaması gereken biz inşaat mühendislerine ne gibi bir görev düşmektedir, keşke Sn. Semih Dimicioğlu bunu da anlatsaydı. Kaldı ki, bu projenin sonuçlarının açıklanması, birkaç kez bizzat ve basın aracılığıyla belediye başkanından talep edilmiştir. Sonuç ile ilgili cevaplar da aslında, Sn. Semih Dimicioğlu’nun da katıldığı, valilikte yapılan toplantının satır aralarında gizlidir.

Zaten asıl bezginlik, yıllarca, otopark adı altında yapılan ancak park etmeye müsait olmayan otoparkların, bugüne kadar gündeme getirilmemiş olmasıdır ki, bu sanırım biz bezgin inşaat mühendislerinden çok, mimarların ilgi alanına girmektedir. Bezgin mimar yakıştırılması yapılmaması için başkan olmak gerekmiştir. Başkan olmadan önce otopark konusunda fikir beyan etmek, yetersiz kalmıştır. Bezginlik sırası, eski yönetime gelmiştir.

Sevelim Sevilelim, (bu) dünya kimseye kalmaz.
Afiyetle

Haftanın Anketi
Yokorçarşıya alışveriş için günde kaç araç gelir
a) 10
b) 100
c) 150
d) Saymak lazım.
e) Neden lazım?