En huysuz ihtiyar

Atatürk Orman Parkı cıvıl cıvıldı yine….

10 tane oyum olsa, birini zayi etmem, hepsini Alaaddin’e veririm diyordu, huysuz ihtiyar. Yıllarca Özalcı olmuş, bu sebeple Anap’tan kopamamış, hatta oğlu adayken başka bir partiden, sırf ona oy vermemesine bahane olsun diye, oyunu köyde kullanmıştı. Köyden Anap’a sadece; 2 oy çıksa bile. Ama şimdi…

Bütün işleri arasında en iyisi bu diyordu. Hatta biri dışında hepsi iyi diyordu. Ama bu başka işte diyordu. Derin bir nefes alıp, işte buna değer diyordu. Yıllarca olduğu yerde duran, belki de küçük bir iki operasyonla ortaya çıkan bu hizmet, en iyisi ama belki de en basiti idi. Ama şuradaki çocuk seslerine bile değer diyordu.

Belediye başkanının en iyi hizmetlerinden biri; Atatürk Orman Parkı… Aslında 7-8 yıl önceki halinden çok bir farkı yok.

Dış duvarlar kaldırıldı, yürüme yolları değiştirildi, birkaç tane yol ilave edildi, oyun grupları vesaire derken, canlanıverdi. Doğu tarafındaki çok amaçlı salonun yapılmamış olması, Parktan hiçbir şey götürmemiş. Kuzey doğu köşedeki eğlence mekanı, çocuklar yüzünden büyüklerin, bu güzelliğin farkına varmasına sebep oldu desek abartmış olmayız sanırım.

Yürürken yaylanan koşu ve yürüyüş pisti, hemen yakınında bisikletlilere ayrı bir yol, çimenler arasındaki doğal taş yollar… Aslında hiçbirine gerek yok, çimler bizimdir.

Karşılaşabileceğiniz en büyük olumsuzluk, Çekirdek çitleyenlerin kabukları yere atması. Çimlerin arasından temizlenmesi de zor olan bu yemişleri açık alanda yasaklamalı. Her taraf kabuksuz yer sahası olmalı. Yere kabuk atanlara; 69 lira da ceza yazmalı…

İşte kendi reklamını yapan bir hizmet... Çok şükür, kimsenin anlatmasına ihtiyacı yok…
Bu hizmete de bir yakıştırma yapan var mıdır acep… Ya da henüz bu parkın son halini görmeyen…

Sevelim Sevilelim, (bu) dünya kimseye kalmaz…
Afiyetle…