BOLU GÜNCESİ (2)

Bu hafta, yine pek çok hafta gibi geçti günlerim.
(Bu yazıdaki olaylar kurgu, mekânlar gerçektir. Hepsine yer verilemediği için, özür dileriz)

Sabahları guguksuz saatimin alarmıyla uyandım. Minik kızımı, hazırladım. Küçük oğlumu giydirdim.

Alelacele toparlanıp, kızımı Bolu Belediyesi Nafize Baysal Kreşine bıraktım. Arkasından oğlumu Bolu İzzet Baysal Anaokuluna…

İzzet Baysal Caddesi yoluyla, işyerimin yolunu tuttum.

Pazartesi günü, bir arkadaşımın, İzzet Baysal Kadın doğum ve Çocuk hastanesinden, baba olduğu haberini, birlikte aldık. Bir diğeri bebeğini, Refika Baysal Ana Sağlık merkezinde kontrole götürmek için yanımızdan ayrıldı.

Salı günü, bir iş görüşmesi sonrası ofise dönerken; İzzet Baysal 50. Yıl ilkokulunun köşeyi dönmüştüm ki; bir vatandaş, Mehmet Baysal Hemşire Eğitim Merkezinin yerini sordu, hemen tarif ettim.

Çarşamba günü; Mimar İzzet Baysal Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi, stajına devam etmek üzere ofise geldi. Öğleden sonra, köyden bir komşumuzu, İzzet Baysal Hemodiyaliz ünitesine bırakıverdim. Daha sonra, İzzet Baysal Çıraklık eğitim merkezine uğrayarak, bir evrak işimi hallettim.

Perşembe günü; Öğretmenevi ve eğitim merkezinde bir toplantıya katıldım. Arkasından İzzet Baysal yaşlılar evi ve kız yetiştirme yurduna yapılan bir ziyarete iştirak ettim. Akşamüstü, İzzet Baysal kız öğrenci yurdunda görevli bir akrabamın, ihtiyaçlarını karşıladım. Akşam 20:00 sularında, Fen lisesi spor salonunda, basketbol antrenmanı yaptık.

Cuma günü, Baysal Camiinde, Cuma namazını eda ettim. Uzun zamandır ihmal ettiğim, İzzet Baysal Huzurevine ziyarete gittim.

Cumartesi Günü; Bolu Anadolu Öğretmen Lisesi Solmaz ve Ahmet Baysal çok amaçlı salonunda, oğlumun basketbol antrenmanını seyrettim. Çıkışta, geldiğini fark etmediğim kapı burnuma çarptı. İzzet Baysal Acil servis ünitesinde pansuman yaptırdım.

Pazar günü, meslektaşlarımdan birini, Abant İzzet Baysal Üniversitesindeki sınava yetiştirmem icap etti. Üniversiteye oğlumu da yanıma alarak gittim. Dönüşte, tıp fakültesinin karşısındaki anıt mezara uğramadan edemedim. Oğluma İzzet Baysal’ı anlatmaya çalıştım. Bir insanın, tüm varlığını gözünü kırpmadan şehrine harcamaktaki gayesini anlatmakta oldukça zorlandım. Ellerimizi açıp, rahmetli için dua ettik.

“Rabbim, biz ondan razıyız. Ona şahitlik ederiz. Sen ona rahmet eyle. Mekanını cennet eyle. Peygamberimize komşu eyle. Her şehre onun gibi hayırseverler ihsan eyle. Bizlere onun emanetlerine sahip çıkmayı nasip et. Amin.”