ASIL…

ASIL…

Dubaları anlamak, dubaları tanımak…
Beyaz üzerine turuncu şerit mi, turuncu üzerine beyaz şerit mi olduğu, algıdaki seçicilikle alakalı sonuçta… Gerçi bu detay kimin umrunda… (Dubalar eskimeye başladı, şeritler rüzgarla sallanmakta)

Ulaşım master* (*kelime İngilizce ise Türkçesi; usta) planı çalışması yapıldı bundan yıllar önce. STK lar ile paylaşıldı. Somut eleştiriler arandı, cevap bazen verildi, bazen de saygı duyuldu sadece (!?)

İkinci park hatta doğrudan park problemi geçmişte, albay sokakta, börekçiler sokakta bir şekilde çözüldü. Çözüm önerisi sokak sakinlerinden, elbette genelde esnaf olan sokak sakinlerinden gelmişti o dönem.

Karşı çıkanlar oldu, ama sonuç ortada. Esnafın çözüm önerisi işlemekte… Bazen tek yöne ters girdiği halde hak tanımaz, kural bilmez şehir eşkıyaları ile de karşılaşıldı ama sonra zamanla azaldı, eridi gitti.

Dubalar asılında ulaşım master planının gerçekleşmesi için bir ön adım. Hayatı zorlaştırıyor gibi görünse de, ikinci park yüzünden park yerinden çıkamayan, kornalarına (deyim yerindeyse) sonuna kadar asılan insanlar azaldı. Dubalara rağmen ikinci park yapabilme peşindeki şehir eşkıyaları da halihazırda mevcut. (Bakınız üstteki paragraf)

Asıl kıyamet, dubaların koruduğu otoparklar kalkınca kopacak zannımca. Onca para dökülen, işin ehilleri tarafından projelendirilen caddede, ben başkanı tanıyorsam vazgeçilmeyecek olan projenin, asıl tamamı uygulandığında kıyamet kopacak.

Esnafın bu durumdan rahatsız olmasına anlam vermek güç… Özellikle, yazılarını genelde takip etmeye çalıştığım (çok yazıyor bazen kaçırıyorum) fikirlerine de genelde saygı duyduğum kaptalist düzenin (caiz-freng) frencayzinglerinden birini işleten esnaf abiyi anlamam mümkün değil. Merak ettiğim kaç tane müşterisinin, yol kenarına arabasını çekip, bir beş dakika mağazaya uğrayıp, bir pantolon alıp çıktığı.

Esnafın genel mantığının, dükkanının önüne kendi arabasını çekmekten geçtiğini düşünürsek, üstteki paragraf da kendiyle çelişmekte ama kapı önündeki otopark asıl neye lazım.

“Yokorçarşı”daki esnaf, sadece mal indirmek için içeri girebiliyorken, kaç tanesi müşterisiz kaldı ya da, “yokorçarşı”ya girişi engelleyen dubalar, bu kadar eleştiri malzemesi yapıldı mı?

Buradaki asıl problem, caddede hala konut olarak kullanılan mekanların olması ki, bundan asıl rahatsız olacak olanlar tüpçüler (şimdilerde su satıyorlar) olmalı. Birde arabasının alarmı çaldığında hemen müdahele etmek isteyen konut sakinleri…

Parklanma tamamen kaldırıldığında, önce girenin gideceği mağaza ile giremediği için gidilemeyen mağaza arasındaki şuursuz rekabeti ortadan kaldırmış olmak, daha geniş kaldırımları sayesinde daha yürünebilir bir mekan olacak caddede, araba üstündeki insanlarla ayakkabıları üstündeki insanlar arasındaki yol üstünlüğü kavgasının bitmesine sebep olmak, düşünülesi şeylerin sonunda mı gelmekte…

……

(bir teşekkür, bir eleştiri) Belediye meydanından Karacasu’ya direk yol açıldı. Vatana millete hayırlı olsun. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Kız gibi asfalt dökülünce, anladık ki, Belediyenin aslında asfaltı da var, ekibi de var. Köstebekler konusunda ders verebilecek kadar konuya hakim sayın başkanımız, keşke yollardaki köstebek yuvalarına da bir çözüm bulsa artık. Arabanın Z rotları isyanlarda zira… Yapılan iyi işleri gölgeleyen mevcut yolların durumu, objektif olanları bile isyan ettirmekte.

Sevelim; sevilecek hiçbir şey bulamıyorsak; Yaradan’ dan ötürü…
Afiyetle…

Not: Yazının başlığının yazıyla alakası yoktur. Bir Aile ortamında; “… Sen kimsin?” sorusunun başında kullanılmıştır. Basındaki haberlerde hiç geçmediğinden, siber alemde eksikliği yaşanmasın diye bu yazıda tek başına kullanılmıştır. Başka da amacı yoktur.

Haftanın Anketi (kişiye özel):
Hile hangi kalemle yapıldığında, kul hakkı yenmiş olmaz;
a) Üzerinde isim yazılı şahsi kalem
b) Üzerinde isim yazılı “Dava”nın kalemi
c) Keçeli kalem
d) (Turkuaz) Mercan kaplı kurşun kalem