O sene, bu sene değil mi acaba?

Durmuş Şahar

Geçen hafta ki yazımda daha doğrusu içimden gelmiyor dediğim notumda (nesini yazayım a benim canım efendim) demiş ve ilk ikiyi elimizin tersiyle itiyoruz illaki play-off mu? Diye de eklemiştim.
Bu hafta ki maçtan sonra illaki play-off mu? Sorusu daha da kafamda derinleşti.Gerçekten bu yılki Bank Asya diğer yıllar gibi değil yani ilk iki kesinleşmemekle birlikte ilk altı da bu hafta belli olur.
Samsun tamam gibi, neden ikinci kırmızı-beyaz biz olmayalım diye 15 gün önce belirtmiş ve bu yıl kesin çıkarız diye de görüşümü yazmıştım. Başka illerden gelen sonuçları beklemeden Mersin e rahat gidip Kartal maçı ile sonlandırırız diyorduk ama evdeki hesap çarşıya uymadı. NEDEN hesabı tutturamadık? Pazartesi akşamki maç aslında hesabın tutmayacağının başlıca göstergesi oldu. Maç 0-1 rakip 10 kişi ve sen 2-1 yeniliyorsun.Maçtan önceki demeçler de Levent Eriş hoca tam sorumlu olarak bu maçı aldığımızda şampiyonluk tamam gibi türünden açıklamasını da yapmış yani herkes işin bilincinde takım da öyle diyoruz ama maçın ikinci yarısı tam bir korku filmi.Ve kötü son.
Son altı haftada hatalara yer yok çünkü hataları kapatacak zaman yok, ama işte o kırmızı-beyaz sevgisi ve 19 yıllık hasret gözümüzü ve sesimizi kapatmamıza neden oluyor. Hele biz bir çıkalım da herşeyi sineye çekelim sonra o şampiyonluk coşkusunda unutup gidelim nasıl sa çıktık. İşte tam burada hesabın tutmamaya başlaması, vozurdamaları başlatacakken aman Rize maçına 4 gün var hele onu alalım sonrası Allah Kerim diye düşünürken bu maçı yaşıyoruz.
Maçtan önce 1965 taraftarları futbolcuları tek tek çağırıp çiçeklerini ve sevgilerini veriyorlar. Levet Eriş hoca ya çiçek,sevgi ve güvenlerini belirtiyorlar.İki takım oyuncuları rakip hocaları öpüp gülüp başarılarını istiyorlar ve maç sanki çok önemli puan maçı değil de ortada bir maç havasında, ilk yarıda aynı havada hakemlerde o havadan nasibini almış durumda. Ama ikinci yarı artık 3 puan hesabının olması gerek demişler ki Boluspor hevesli,Rize kontrollü ama maçta hırçınlaşıyor, hakem de anlamsızca takdir haklarında, faullerde acayip işler yapıyor.Biz ne yapıyoruz gerçekten, ne oynuyoruz tek tek futbolcu analizine yer yok takım ne yapar? Koskoca ikinci yarıda Yaser'in röveşatası ve Matondo'nun son dakikalarda ki gerçekten gol olması gereken üst direkten dönen topu. Biz bu maçla neyi hak ediyoruz? Gözümüzü ve sesimizi kapatıyoruz ama gönlümüz isyan ateşiyle yanıyor neden BOLUSPOR geçen yıllarda ki Manisa-Karabük gibi arayı açıp Süper ligi garantileyemez? Neden Mehter Takımı gibi iki ileri bir geri gider? Neden forması için yırtınan ağabeylik, kaptanlık, liderlik yapan(her maç için veya sezonun geneli için söylüyorum) devamlılığı olan futbolcular topluluğu olamaz? Nedenleri sıralamakla çözüm olmuyor maalesef, tabii ki bunların yanıtları tartışılır ve bulunur.Ama o sene bu sene olamaz ise çok ahlar vahlarız. Anlaşılıyor ki sezonun son maçına kadar umutlarımız sürecek yine rakiplerden gelecek sonuçları bekleyeceğiz ve kaba tabiri ile el şeyiyle gerdeğe girmeyi düşleyeceğiz. Çok yazık ilk altıda da olsak o 90-120-180 dakikaları beklemememiz gerekiyordu. Yine de enseyi karartmayalım çıkmayan candan umut kesilmez. Belki de play-off'larda gülen biz oluruz.
Bakın 550 milletvekilliği için 5000 kişi başvuruyor, biz de ilk 10 takım içinden ilk altıya kalıp çıkabiliriz öyle değil mi ha ne dersiniz ? Beş günde havamızın sönmesine neden olan içimize kurt düşüren bu durumu sanırım herkes şapkasını önüne alıp düşünmek zorunda.
BÖYLE Mİ OLMALIYDI ?